"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Fitne kapılarını kapatmak Şeriatın güzelliklerindendir”

Risale-i Nur'dan
01 Temmuz 2026, Çarşamba
(Dünden devam)

[...] 

Sahabelerin bir kısmı, o harplerde, adalet-i izafiye ve nisbiye ve ruhsat-ı şer’iyeyi düşünüp tâbi olarak, Hazret-i Ali’nin (ra) takip ettiği adalet-i hakikiye ve azîmet-i şer’iye ile beraber zâhidâne, müstağniyâne, muktesidâne mesleğini terk edip, muhalif tarafa bu içtihad neticesinde girdiklerini, hatta İmam-ı Ali’nin (ra) kardeşi Ukayl ve “Habrü’l-Ümme” ünvanını alan Abdullah ibni Abbas dahi bir vakit muhalif tarafında bulunduklarından, hakikî Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, ["Fitne kapılarını kapatmak Şeriatın güzelliklerindendir."] bir düstur-u esasiye-i şer’iyeye binaen ["Allah ellerimizi o kanlı hadiselere bulaştırmadı; o halde biz de o hadiselerden bahsedip dilimizi bulaştırmayalım."] diyerek, o fitnelerin kapısını açmak, bahsetmek caiz görmüyorlar. Çünkü itiraza müstahak birkaç tane varsa, tarafgirlik damarıyla büyük Sahabelere, hatta muhalif tarafında bulunan Âl-i Beyt’in bir kısmına ve Talha ve Zübeyir (ra) gibi Aşere-i Mübeşşereden büyük zatlara itiraza başlar, zem ve adavet meyli uyanır diye, Ehl-i Sünnet o kapıyı kapamak taraftarıdır.

Hatta Ehl-i Sünnetin ve ilm-i kelâmın azîm imamlarından meşhur Sa’deddin-i Taftazânî, Yezid ve Velid hakkında tel’in ve tadlîle cevaz vermesine mukabil, Seyyid Şerif Cürcanî gibi Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin allâmeleri demişler: “Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve facirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybîdir. Ve kat’î bir derecede bilinmediği için o şahısların nass-ı kat’î ve delil-i kat’î bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususi şahsa lânet edilmez. Belki ['Allah’ın lâneti zalimler ve münafıkların üzerine olsun.'] gibi umûmî bir ünvan ile lânet caiz olabilir. Yoksa zararlı, lüzumsuzdur” diye Sa’deddin-i Taftazânî’ye mukabele etmişler.

Senin müdakkikane ve âlimâne mektubuna karşı uzun cevap yazmadığımın sebebi, hem ehemmiyetli hastalığım ve ehemmiyetli meşgalelerim içinde acele bu kadar yazabildim.

Emirdağ Lahikası, 151. 

Mektup, s. 241-242

LÛGATÇE:

adalet-i izafiye ve nisbiye: yere, şartlara

göre değişebilen göreceli adalet. 

adavet: düşmanlık.

Aşere-i Mübeşşere: Cennetle müjdelenen on Sahabî.

azimet-i şer’iye: takva ile amel etmek; Allah'ın emirlerini en mükemmel ve eksiksiz bir şekilde yapmaya çalışmak.

düstur-u esasiye-i şer’iye: Şeriatın temel düsturu.

habrü’l-ümme: ümmetin en büyük âlimi.

muktesidâne: her türlü davranışında vasatı ve iktisadı esas alarak; aşırılıklardan uzak, makul çizgide yaşayarak.

müstağniyâne: tok gözlü, başkalarından bir şey beklemez ve başkalarına eyvallah etmez bir şekilde.

ruhsat-ı şer’iye: Şeriatın ruhsatı, kolaylıkları; İslâmiyet’in izin vermesi.

tadlil: dalâlette olduğunu, hak yoldan çıktığını söylemek; dinden çıkmakla suçlamak.

tel’in: lanet okuma.

zahidâne: dünyayı kalben terk edip dinin emirlerine çok titizlikle riâyet eder şekilde.

zem: yerme, kınama, ayıplama.

Okunma Sayısı: 238
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı