"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasi: İklim mi bitki mi? -1

Ahmet BATTAL
01 Temmuz 2026, Çarşamba
Mücahit Bilici Serbestiyet’teki “Savaş mevsiminde demokrasi bitkisi” başlıklı yazısında özetle “Demokrasi bir bitkidir, her iklimde ve her yerde yetişmesini beklemek doğru değildir, bazen toplumlara faydadan çok zarar verebilir, mesela sömürülmelerine sebep olabilir, sömürüyü engelleyecek diktatörler faydalı da olabilir. Bölgesel şartlar da Türkiye’nin güçlü olmasını gerektiriyor, Türkiye konjonktür gereği, demokrasi talebinden ziyade savunma sanayiine önem vermeyi sürdürmeli.” dedi.

Yazının tepesinde de bir yapay zekânın acemice hazırladığı iki “savaş uçağı” görseli var! Kaan’ı hatıra getiriyor. O uçak ki “yerli ve millî” ama ana malzemesi olan jet motoru için Trump’ın Erdoğan’a jest yapması lazım. İlginç bir ironi…

Yazı şu iki soruyu yeniden düşündürdü: 

Demokrasi konjonktürel bir talep midir ilkesel bir duruş mudur?

Demokrasi bölgesel bir ürün müdür evrensel bir ihtiyaç mıdır?

Baştan söyleyelim, biz yazıyı okuduktan sonra bu iki soruya cevabımızı değiştirmedik. İzah edelim.

Biz demokrasiyi, bütün cemaatlerin, cemiyetlerin ve toplumların; en iyiyi, en doğruyu bulmak ve yapabilmek için kullandığı ana malzeme olan istişarelerin, meşveretlerin ve şuraların bütünü olarak biliyoruz. Hem de en küçük çoklu yapı olan aileden başlayarak.

Yeni Asya bu sebeple 56 senedir “Asya’nın bahtının miftahı meşveret ve şûradır”ı ezberletiyor, öğretiyor.

Zira biliyoruz ki insan; yetişmeye, gelişmeye ve kemalâta yükselmeye aday bir mahlûktur. Potansiyeli itibariyle mahlûkatın en şereflisidir. 

Ve biliyoruz ki her insan gelişmek için “öz yönetim” ister. Aklını ağasının cebine koymadan düşünüp kararını kendisi verebilen, geleceğini kendisi düşünebilen ve planlayabilen, hakkını bir düzen içinde ve devlet eliyle ama gerekirse ihkak-ı hak ederek kendisi koruyabilen insan insaniyette ilerlemiştir. 

Hele buna bir de diğergâmlık eklenirse, gece yastığa kafasını koyduğunda kendi kendisini sorgulayabilen gerçek demokrat insan ortaya çıkmış olur. 

Zira insan aynı zamanda sosyal bir varlıktır. Menfaatini toplumun içinde arayıp bulmak ve kendi yararı ile başkalarının ve kamunun yararını dengelemek zorundadır. 

Bu sebepledir ki başkalarının hak ve menfaatlerini de düşünen erdemli insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda demokrasi bir erdem rejimi olur. Kalıcı olur. Gelişir ve geliştirir. 

Aksine bencil ve faziletsiz insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda demokrasi başlasa dahi yaşamaz. Saman alevi gibi görünür. Bir süre sonra, olsa olsa bir rüşvet rejimine veya istibdat rejimine döner. 

İşte burada demokrasi iklim mi, meyve mi meselesi devreye girer. 

Biz cumhuriyeti ve meşrutiyeti yani demokratik meşvereti “endemik bir bitki” ya da “yerel ve yöresel bir hayvan” türü olarak görmüyoruz, geniş bir sahada hayal ediyoruz. 

Gerekçemiz açık: 

Mesela Bediüzzaman cumhuriyetçi dediği arı ve karınca gibi hayvanların fıtri meşveretinden bahsediyor. Bu cümlelerin bir anlamı olmalı. 

Yine Bediüzzaman tarih ilmi vasıtasıyla asırların birbiriyle meşveretinden ve beşerî coğrafya ilmi vasıtasıyla kıt’aların meşveretinden bahsediyor. 

Bu sebeple biz demokrasiyi “her eve lazım” bir faydalı alet; her iklime ve her bitkiye lazım olan güneş, hava ve su gibi görüyoruz. 

Yarın devam edelim…

Okunma Sayısı: 229
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı