"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Parvus, Carasso ve Nahum çemberi - 2

Nurullah UDUN
01 Temmuz 2026, Çarşamba
İstanbul, Parvus için sadece bir sürgün mahalli değil, Doğu ile Batı’nın kaderini tayin edecek stratejik bir laboratuvardı.

1917’ye gelindiğinde, Bolşevik İhtilali’ne zemin hazırlayacak olan altyapı, aslında onun İstanbul yıllarındaki bu laboratuvar ortamında olgunlaşmıştı. Parvus’u anlamadan, sadece 1917 Rusya’sını değil, 1923 Türkiye’sinin kuruluşundaki derin yapıları ve ideolojik kurguları da tam olarak çözmemiz imkansızdır. O, sahnede görünmeyen ama perde arkasında son derece aktif ve gizli bir figürdü. Onun uyguladığı strateji, devleti sadece ekonomik değil, zihinsel bir esarete de mahkûm ediyordu. Parvus’un teorileri, İttihat ve Terakki’nin o meşhur dinden uzak ve Batılılaştırma çabalarıyla birleşince, imparatorluk kendi değerlerinden kopuk, dışa muhtaç ve “yönetilebilir” bir yapıya büründü. 

Parvus’un teorik olarak sunduğu fikirlerin operatif olarak pratiğe dökülmesini sağlayan isimler ise Emanuel Carasso ve Haim Nahum’du. 

Carasso da sıradan bir siyasetçi değildi. Parvus’un iktisadî planlarını İttihat ve Terakki’ye enjekte eden, yeni sistemin kadrolarıyla geleceğin taşlarını döşeyen gizli bir eldi. Arkasına aldığı masonik ağlar ve uluslararası mahfiller sayesinde, imparatorluğu köklerinden koparıp başta İngiltere olmak üzere Batılı güçlerin emellerine hizmet eden bir devlet haline getirmeyi hedefliyordu. 

Kısacası Carasso; içeride tasfiyeyi organize eden, dışarıda diplomatik kanalları açarak Haim Nahum gibi uluslararası operatörleri sürece dahil eden yerel bir organizatördü. 

Carasso’nun Bediüzzaman ile o dönemde Selanik’te buluşma imkânı bulması ise kaderin ayrı bir cilvesiydi. Carasso, Selanik’te ününü duyduğu bu sıra dışı ve keskin zekalı Doğu vilayetleri âlimi Bediüzzaman ile görüşmek, onun fikirlerini tartmak ve mümkünse kendi siyasî/ideolojik emelleri doğrultusunda ondan istifade edip edemeyeceğini görmek ister. Bir araya gelirler. Ancak Bediüzzaman’ın feraseti, Carasso’nun sinsi niyetini ve arkasındaki küresel hesapları birebir, anında okur. Bediüzzaman’ın sunduğu derin hakikatler, fıtrî ve sarsıcı argümanlar karşısında Carasso neye uğradığını şaşırır. Görüşmeyi apar topar terk etmek zorunda kalır ve dışarı çıktığında yanındakilere o meşhur itirafını yapar: 

“Eğer ben onunla biraz daha konuşsaydım, az kalsın beni de Müslüman edecekti/kendi çizgisine çekecekti!” 

İçeride Carasso eliyle yürütülen bu ideolojik operasyonun uluslararası düzlemdeki tamamlayıcısı ise Haim Nahum olacaktı. Tarihe “Haim Nahum Doktrini” olarak geçen sinsi strateji; yeni kurulan devleti İslâm dünyasından kalıcı olarak koparmayı, bölgedeki İslâmî dayanışmayı sekteye uğratarak jeopolitik emellerine alet etmeyi amaçlıyordu. 

Bu diplomatik tecridin perde arkasındaki korkunç pazarlıklar, Emirdağ Lâhikası’ndaki tarihî hakikatlerde tüm çıplaklığıyla ifşa edilmektedir. Bediüzzaman, bu gizli anlaşmanın müessirinin doğrudan Haim Nahum olduğunu belirtir. Plan müthiştir: Nahum, önce Amerika’da Türkler lehine konferanslar vererek emperyalizm şeflerine şu fikri telkin eder: 

“Türkün maddesini serbest bırakın, buna mukabil ruhunu, tâ içinde ve kendi öz adamlarına yıktırın!” 

Kur’ân’ın ahkâmını kaldırmak ve milleti dinsiz yapmak üzerine kurulan bu planın zeminini batıda hazırlayan Nahum, ardından İngiltere’ye geçerek Lord Curzon’a o meşhur teklifini sunar: 

“Siz Türkiye’nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyet’i ve İslâmî temsilciliklerini ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüt ediyorum.” 

Okunma Sayısı: 881
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdurrahman

    1.07.2026 16:16:35

    Maateessüf bu hadiseler yaşanmış, Bediüzzaman Said Nursi hadiseleri o günlerde okumuş, tespit etmiş.Memleketin bu girdap ve girdaplardan çıkabilmesi Bediüzzaman'ın fikirlerinin anlaşılması ile mümkün olacaktır.

  • S.topuz

    1.07.2026 10:35:46

    ..."Ve aynı zamanda, Müslümanları uyandırmış; onları halâs, kurtuluş çarelerini aramaya sevk etmiştir. Ebedî âhiret hayatlarını kurtarmak için, hakikî iman derslerini almak ve Allah'a iltica ve emirlerine itaat etmek ihtiyacını şiddetle hissettirmiş ve bu husustaki gaflet ve kusuratı; o musibetlerin ihtar ettiğini, idrak ettirmiştir. Zâten insanların, mü'minlerin başına gelen bela ve musibetlerin hikmeti budur. Evet o ecnebilerin, canavarlar gibi yaptıkları muamele ve zulümler, İslâm dünyasında, hürriyet ve istiklal ve ittihad-ı İslâm cereyanını da hızlandırmıştır. Nihayet, müstakil İslâm devletlerinin teşkilini intac etmiştir. İnşâallahü Teâlâ, Cemahir-i Müttefika-i İslâmiye de meydana gelecek ve İslâmiyet, dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır. Rahmet-i İlahîden kuvvetle ümid ve niyaz ediyoruz." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler - 770 😢🇹🇷😪🙌🌹🤲🌹🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊⚖🌍🇪🇺🕋🇩🇪🇹🇷🇵🇰🇲🇷🇩🇪🇷🇺😭🇺🇦😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • S.topuz

    1.07.2026 10:32:13

    "Aziz kardeşlerim! Ecnebi parmağıyla idare edilen zındıka komiteleri, İslâmiyeti imha için, İslâm memleketlerinde, bilhâssa Türkiye'de, öyle desiselerle entrikalar çevirmişler, haince dolaplar döndürmüşler, hunharane ve vahşiyane zulümler irtikâb ve şeytanî ve menfur plânlar tatbik etmişler ve iğfalatta bulunmuşlar; iblisane, sinsi metodlar takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar, fitne ve fesad ve tefrika tohumları saçmışlardır ki; bunlar İslâm'ın bünyesinde derin rahneler açmış ve büyük tahribatlar yapmıştır.Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk'ın imdadı ile, tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi, ihlas-ı tâmmı kazanmış olan bir zât vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifaresan ve cihanpesend ve cihanşümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebeb olmuştur."... Bediüzzaman Said Nursî, Sözler - 770

  • Hüseyin t

    1.07.2026 10:24:13

    [2] Bugün bile nice kurumun, nice geleneğin içten içe nasıl aşındırıldığını düşündüğümüzde, bu anlatıdaki isimler değişse de yöntemlerin pek değişmediğini söylemek mümkün. Üstad Bediüzzaman’ın o gün Carasso’yu susturan hakikat vuruşu ise, bütün bu planların nihayetinde tek bir noktada düğümlendiğini hatırlatıyor: İnsanı esas köleleştiren, silahlar ya da sınırlar değil; inandığı değerlerden koparılmasıdır. Bu bakış açısıyla ele alındığında, metindeki tahliller sadece geçmişi değil, bugünü de sorgulatan bir ayna işlevi görüyor. Tarih tekerrür ediyorsa, bu coğrafyanın son iki yüzyılına dair bu kadar derinlikli bir okuma, geleceğe dair de önemli ipuçları barındırıyor.

  • Hüseyin t

    1.07.2026 10:23:05

    [1] Bu yazının satır aralarında dolaşırken, aslında tek bir isme değil, koca bir çağın zihinsel kıskaçlarına tanık oluyor insan. Anlatılanlar bana, tarihin büyük oyunlarının hiçbir zaman tek başına hareket eden figürlerle değil, birbirini tamamlayan gizli aktörlerle örüldüğünü gösteriyor. Özellikle Bediüzzaman ile Carasso arasındaki o meşhur karşılaşma, bütün komploların ve emperyal hesapların karşısında tek başına duran bir ferasetin nasıl bütün bir sistemi çözebileceğini gözler önüne seriyor. Asıl çarpıcı olan, Nahum’un şekillendirdiği o sinsi doktrinin sadece siyasi değil, manevi bir kopuşu hedeflemesi. “Maddesi serbest, ruhu esir” bir toplum yaratma fikri, günümüzde hâlâ tartıştığımız pek çok krizin kökenine ışık tutuyor. Bana kalırsa, bu planın en can alıcı noktası, yıkımı dışarıdan değil, içeriden ve yerli unsurlarla gerçekleştirme stratejisi.

  • S. Pelin Kurukahveci

    1.07.2026 08:47:02

    Bu melunların taşeronluğunu da Halk Fırkası üstlenmiştir. Bu yüzden Türkiye'nin Müslüman halkı CHP'den her zaman uzak durmuştur.

  • Hasan S

    1.07.2026 07:28:06

    Güzel bir konuyu işlediginiz için teşekkür ederiz

  • Abdullah Okuyun

    1.07.2026 05:43:34

    Türkün maddesini serbest bırakın, buna mukabil ruhunu, tâ içinde ve kendi öz adamlarına yıktırın!” Nahum, ardından İngiltere’ye geçerek Lord Curzon’a o meşhur teklifini sunar: “Siz Türkiye’nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyet’i ve İslâmî temsilciliklerini ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüt ediyorum.” Bu hain plan hâlâ meriyette değilmidur?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı