"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Peygamberimizin(asm) Kur’ân’dan sonra en büyük mu’cizesi

Risale-i Nur'dan
13 Şubat 2026, Cuma
On Yedinci İşaret

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Kur’ân’dan sonra en büyük mu’cizesi, kendi zatıdır. Yani onda içtima etmiş ahlâk-ı âliyedir ki her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna, dost ve düşman ittifak ediyorlar. Hatta şecaat kahramanı Hazret-i Ali, mükerreren diyordu: “Harbin dehşetlendiği vakit, biz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın arkasına iltica edip tahassun ediyorduk.” Ve hakeza, bütün ahlâk-ı hamîdede en yüksek ve yetişilmeyecek bir dereceye malikti. Şu mu’cize-i ekberi, Allâme-i Mağrib Kadı İyaz’ın Şifa-i Şerif’ine havale ediyoruz. Elhak, o zat, o mu’cize-i ahlâk-ı hamîdeyi pek güzel beyan edip ispat etmiştir.

Hem pek büyük ve dost ve düşmanla musaddak bir mu’cize-i Ahmediye (asm), Şeriat-ı Kübrasıdır ki ne misli gelmiş ve ne de gelecek. Şu mu’cize-i a’zamın bir derece beyanını, bütün yazdığımız otuz üç Söz ve otuz üç Mektub’a ve otuz bir Lem’a’ya ve on üç Şuâ’ya havale ediyoruz.

Hem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın mütevatir ve kat’î bir mu’cize-i kübrası, şakk-ı kamerdir. Evet, şu inşikak-ı kamer, çok tariklerle mütevatir bir surette, İbni Mes’ud, İbni Abbas, İbni Ömer, İmam-ı Ali, Enes, Huzeyfe gibi pek çok eâzım-ı Sahabeden müteaddit tariklerle haber verilmekle beraber, nass-ı Kur’ân’la, “Kıyamet yaklaştı, ay yarıldı. (Kamer Suresi: 1)” ayeti, o mu’cize-i kübrayı âleme ilân etmiştir. O zamanın inatçı Kureyş müşrikleri, şu ayetin verdiği habere karşı inkâr ile mukabele etmemişler, belki yalnız “Sihirdir” demişler. Demek, kâfirlerce dahi kamerin inşikakı kat’îdir. Şu mu’cize-i kübrayı, şakk-ı kamere dair yazdığımız Otuz Birinci Söz’e zeyil olan Şakk-ı Kamer Risalesine havale ederiz.

Hem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, nasıl ki arz ahalisine inşikak-ı kamer mu’cizesini göstermiş; öyle de, semavat ahalisine, Mi’rac mu’cize-i ekberini göstermiştir. İşte Mi’rac denilen şu mu’cize-i a’zamı, Otuz Birinci Söz olan Mi’rac Risalesine havale ederiz. Çünkü o risale, o mu’cize-i kübrayı, ne kadar nurânî ve âlî ve doğru olduğunu kat’î bürhanlarla, hatta mülhidlere karşı da ispat etmiştir.

Mektubat, s. 217

LUGATÇE:

ahlâk-ı âliye: yüksek ve üstün ahlâk.

ahlâk-ı hamîde: beğenilen ve övülen güzel ahlâk.

Allâme-i Mağrib: kuzeybatı Afrika’nın ve Endülüs’ün en büyük âlimi.

eâzım-ı Sahabe: Sahabelerin en büyükleri, ileri gelenleri.

inşikak-ı kamer: ayın yarılıp ikiye ayrılması.

mu’cize-i ekber: en büyük mu’cize.

musaddak: tasdik olunmuş, doğrulanmış.

mülhid: Allah’a ve dine inanmayan, dinsiz.

mütevatir: yalan üzerinde birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluğun naklettiği haber.

şakk-ı kamer: ayın ikiye bölünmesi.

şecaat: yiğitlik, cesurluk, korkusuzluk.

tahassun etmek: sığınmak.

Okunma Sayısı: 214
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı