Cenab-ı Hak, Hac Suresi 30. ayet-i kerîmede: “Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının” buyurarak, putlara tapmak ne kadar kötü ise yalan söylemenin de aynı derece bir çirkinlik olduğunu bizlere bildiriyor.
İman ve hidayet sonrasında kendi elleriyle yaptıkları putları yıkıp parçalayanların aynı duruş ve kararlılığı, yalan söz hususunda da göstermeleri isteniyor.
Putlara tapmak neyse yalan söylemek de odur derecesinde bir kıyasla yalandan şiddetli ve tesirli bir sakındırma yapılıyor. Putlardan kaçışınız gibi yalandan da kaçınız diyerek birincisinden sakınmak için gösterilen gayret ve meyli ikinci çirkin haslet içinde gösteriniz emri veriliyor. Bu emire mükemmel imtisal sebebiyle Asr-ı Saadette sıdk ve kizb, küfür ve iman kadar birbirinden uzaklaştı. İçtimaiyat-ı beşeriye çarşısında sıdk en revaçlı bir mal ve satın alınacak en kıymetli bir meta hükmüne geçti. Kizbin ise o zamanda küfriyat ve hurafatın anahtarı olduğunu o inkılâb-ı azîm gösterdiğinden, kâinat çarşısında en fena, en pis bir mal olduğu anlaşıldı.
Başta Sahabeler, bütün kuvvetleriyle ve meyl-i fıtrîleriyle en revaçlı mal ve en kıymettar metâ ve hakikatlerin anahtarı, Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın âlâ-yı illiyyîne çıkmasının basamağı olan sıdk ve doğruluğa müşteri oldular. Bu sebeple “Sahabeler daima doğru söylerler” düşüncesi ümmet tarafından bir hakikat olarak kabul edildi.
Günümüze geldiğimizde ise yalan ve doğrunun aynı çarşıda, aynı tezgâhta beraber satıldığını görüyoruz ve hep beraber bu içtimaî hayat çarşısında yaşıyoruz. Bu asır insanının kendi eliyle oluşturduğu bir nevi put hükmüne geçen anlayış ve yaşayışlara engel olunamadığı ve bunlar severek kabullenildiği için birinci emir yani “Putlara tapma pisliğinden kaçınınız” emri yerine getirilememiş oluyor. Hâl böyle olunca arkasındaki ikinci emir olan “Yalan söylemekten kaçınınız” emri de maalesef yerine getirilemiyor. Toplumda yalanın bu kadar yaygın, kolay ve sıradan hâle gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi de budur. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm’de arka arkaya ifade edilen bu iki emri beraberce anlamak, düşünmek ve uygulamak gerekiyor.