"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur talebesi ve şahs-ı manevî

İbrahim ERSOYLU
13 Şubat 2026, Cuma
Şahs-ı manevî; belli bir kişi olmayıp bir cemaatten meydana gelen manevî şahıs anlamına gelir.1

Yeni Asya camiasının daire içinde irade dışı takarrür eden bir şahs-ı manevîsi vardır. Üstada ve Risale-i Nur’a sadâkat gösteren, ihlâs, uhuvvet ve tesanüd ile daireye dâhil olan her bir Nur Talebesi, o şahs-ı manevînin tabiî bir azasıdır.

Ancak şahs-ı manevî içinde kalmanın en önemli şartları; imanını takviye ederek ihlâsı kazanmak, sonra onu muhafaza ederek sebat ve tesanüd ile bir nefer gibi hizmet etmektir.

İhlâsını bozan; makam, mevki, maddî menfaat, şahsî garaz, kardeşlerine tefevvuk gibi saiklerle hareket eden kişi, sarsılmaya başlar; gıybet, dedikodu gibi Nur’un meslek ve meşrep ölçülerine muğayir tavırlar sergilemeye yönelir.

Sonra o kişi, aklına sığıştıramadığı meşveret kararlarını, o kararlar neticesinde yayınlanan gazeteyi, birlikte hizmet yaptığı arkadaşlarını, meşveret zeminleri haricinde değişik platformlarda tenkit etmeye başlar.

Cemaat tarafından istekleri kabul edilmeyen böyle biri sonunda, “Bunlar benim kıymetimi bilmiyorlar, dediklerimi yapmıyorlar. Artık ben bunlarla çalışamam” diyerek daireden çıkar. Bu şekilde daireden ayrılıp dışarıya savrulan çok sayıda kişi olmuştur.

Bunlar, kendileri olmadan hizmetlerin yürümeyeceğini zannederlerdi. Hâlbuki Risale-i Nur hizmeti kişilere bağlı değildir. Cenab-ı Hak onları bu hizmette istihdam etmekle aslında onlara lütufta bulunmaktadır. Nur dairesi içinde bulunmakla onlar hizmete şeref vermiş olmazlar, bilakis onunla müşerref olmuş olurlar. Şeref Cenab-ı Hakkın, Resulullah (asm) Efendimizin, Üstadın ve şahs-ı manevînindir.

Cenab-ı Hak, birisinin veya bir grubun onu terk etmesiyle o hizmeti durdurmaz. Onun yerine başkalarını istihdam eder. O isterse ve hikmeti iktiza ederse kâfirleri, facirleri bile bu hizmette çalıştırır.

Ayrılanlar, gittikleri yerlerde umduklarını bulamazlar. Zira camiadaki ihlâsı, samimiyeti, uhuvveti, sıcaklığı orada göremezler, sonra oradan ayrıldıklarına çok pişman olurlar. Geri dönüp “Kardeşlerim! Özür dilerim. Yeni bir sayfa açarak sizinle hizmete devam etmek istiyorum” demeyi gurur ve kibirlerine yediremezler.

Ayrılanlar, ayrı küçük bir grup oluşturarak hareket ederler ya da içlerine sindiremedikleri bir gruba katılarak yola devam ederler veya kendi kabuklarına çekilirler ve sonrasında yıldızları söner.

Ayrılanlar, şahs-ı manevînin sevabından mahrum kaldıkları gibi, zındıka komitesinin planına belki de bilmeden alet olmuş olurlar. Zira onlar ittihat ve tesanütle hareket ederlerse diğer dinî gruplara örnek olurlar, hâkim siyasîler nezdinde ağırlıkları olur. Yanlış işleri ikaz ederler, onları doğru karar almaya yönlendirirler. Bunun olmaması için komiteler değişik şekillerde aralarına fitne fesat sokarak onların mümkün olduğu kadar etkisiz, küçük küçük gruplara ayrılmalarını sağlamaya çalışır. 

Ne yazık ki adı geçen komitenin hedefine ulaştığını görmekteyiz. Günümüzde Türkiye’de her birinin binlerce mensubu bulunan 20 küsur Nur grubu vardır. İttihat etmedikleri için hâkim siyasetin, toplumun ve diğer dinî grupların nezdinde “özgül ağırlıkları” azalmıştır.

Böyle bir duruma düşmeden sadık bir Nur Talebesinin yapacağı şey; bir buz parçası nevindeki enaniyetini şahs-ı manevînin havuzunda eriterek ihlâs düsturlarını hayatına uygulamak, uhuvvet ve tesanüt ile cemaatin bir neferi tarzında hizmete müdavim olmaktır.

Cenab-ı Hak bizleri şahs-ı manevî içinde sebat edip ihlâs, uhuvvet ve tesanüdünü muhafaza edenlerden eylesin. Âmin.

Dipnot:

1- Osmanlıca-Türkçe Lûgat- Yeni Asya Neşriyat.

Okunma Sayısı: 161
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı