"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hacı Kemal Ağabey, Gazeteden güzel vecizeleri kesip cebinde taşıyordu

SALİH SÜTÇÜOĞLU
13 Ocak 2021, Çarşamba 00:04
İZMİR’DEN AHİRETE UĞURLADIĞIMIZ NUR TALEBELERİ ALBÜMÜ - 3 HAZIRLAYAN: SALİH SÜTÇÜOĞLU

HACI KEMAL AĞABEY, 21 Aralık 1946 doğumlu. 72. yaşına girdiği 2018 yılında Hakk’ın rahmetine kavuştu. TIR şoförlüğü yaptığı yıllarda bir çok ülkeyi gezme fırsatı bulduğu için, insanlarla sıcak ilişkiler kurabilen bir yapısı vardı. Güzel konuşur, Risale-i Nurlar’daki hakikatleri cebinden çıkardığı küçük notlarla desteklerdi. Yeni Asya Gazetesi’nin de abonesi idi. Yine o gün bayiden gazetesini alıp arabasına bindiği sırada gelen kalp krizi sonucunda Hakk’a kavuşmuştu. Allah rahmet eylesin... 

Hakkında Yeni Asya’da çıkan yazıyı buraya alıyoruz: Herkes onu bu isimle tanırdı. “Hacı Kemal”... Hacı Kemal Ağabey ile 80’li yıllarda tanışmıştık. Kızkardeşim Budakçı Ailesi’ne gelin gitmişti. Kemal Ağabey’in kardeşi eniştemiz olunca, dolayısıyla Kemal Ağabey’le de akraba olmuştuk. Ben o zaman malî müşavirlik yapıyordum. Yanıma sık sık gelir, cebinden çıkardığı gazete kupürlerinden bir şeyler okurdu. Tabiî benim çok hoşuma gidiyordu okudukları. Kendisine;

“Kemal Ağabey. Sen bu güzel sözleri nereden buluyorsun?” derdim. O da “Yeni Asya Gazetesi’nden kesiyorum” diye cevap verirdi. O zamanlar ben Risale-i Nurlar’ı tanımıyordum. Sonra anladım ki bana okuduğu kupürlerdeki o güzel sözler, hep Risale-i Nur eserlerinden vecizelermiş. Kemal Ağabey daha sonra beni Risale-i Nur sohbetine dâvet etti. Allah kendisinden razı olsun, 1984 yılından bu yana Yeni Asya camiası içindeyim. Bornova’nın Pınarbaşı beldesinde ikamet eden Kemal Ağabeyi ne zaman Pınarbaşı sohbetine misafir olarak gitsek, orada hazır görürdük. Kendisi sosyal yönü olan girişken bir insandı. Gençlik yıllarında TIR şoförlüğü yapmış, pek çok ülkeye gidip gelmişti. Hayat tecrübesi çok olduğu için, son yıllarda yaptığı emlakçılık işi ile bu tecrübelerini birleştirerek insanlarla kolay iletişim kurardı. Kendisi cömert bir insandı. Gazete ile ilgili olarak veya Risale-i Nur hizmeti ile alâkalı bir şey lâzım olsa, hiç geri durmaz, elinden geleni fazlasıyla vermeye gayret ederdi. Hayatını düzgün bir şekilde İslâmiyet dairesinde geçirdiği için ilerleyen yaşına rağmen her zaman sağlıklı ve dinç görünürdü. 21 Aralık 1946 doğumlu idi. 72. yaşına girmişti. Gençlik yıllarından itibaren Pınarbaşı’nda dikkat çeken, bilinen bir insan olarak yaşadı. Güzel konuşur, bulunduğu ortamda ne yapar yapar sözü Üstad Bediüzzaman’a ve Risale-i Nur hakikatlerine getirirdi. İstikamet üzere yaşadı. Yeni Asya camiasının içinde Demokrat bir Nur Talebesi ünvanını bihakkın hakederek, ömrünü hüsn-ü hatime ile tamamladı... Risale-i Nurlar’da Bediüzzaman Said Nursî Hz.leri; 26. Lem’ada; “...herkesi korkutan ölümün yüzüne baktım. Nur’u Kur’ân’la gördüm ki, ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin ise de, fakat mü’min için asıl siması nuranîdir, güzeldir gördüm. Ölüm, idam değil, firak değil, belki hayat-ı ebediyenin mukaddimesidir (başlangıcıdır), mebdeidir ve vazife-i hayat külfetinden bir paydostur, terhistir, bir tebdil-i mekândır (mekân değiştirmedir) Berzah âlemine göçmüş kafile-i ahbaba kavuşmaktır. Ve hakeza bunlar gibi hakikatlerle ölümün güzel simasını gördüm...” diyor. Hacı Kemal Ağabey de kalp krizi geçirip aniden vefat ederek, yakınlarını ve dostlarını üzüntü içinde bıraktı. Ancak, her zaman hazırlandığı ahiret âlemine güzel bir iz bırakarak göçtü. 

Yakın zamanda küçük yaşta vefat eden çok sevdiği torununa da kavuştu... Allah rahmet eylesin, nur içinde yat Hacı Ağabey...

NECATİ ŞANLI

İzmir’in Bayındır ilçesinde Lokantacılık yapıyordu. Bayındır’ın eşrafındandı. Kendisini herkes sayar ve severdi. Hele Risale-i Nur eserlerini tanıyınca daha da nuranî bir hal almıştı. Sevimli bir insandı. Yaz aylarında Risale-i Nur toplantıları onun bahçesinde yapılırdı. Yeni Asya Gazetesi’nin abonesi idi. Gazetenin düzenlediği konferans ve toplantıları hiç kaçırmazdı. Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’ni anma toplantıları İzmir’de yapıldığında işlerini ona göre ayarlar, muhakkak toplantıya katılırdı.

Necati Şanlı’nın yakın arkadaşlarından Bayındır’da esnaflık yapmış olan Abdullah Çetiner bize Necati Ağabey’le ilgili olarak şunları anlattı: “Necati Şanlı Ağabey’le 1963 ten sonra dostluğumuz başladı. Kendisi Risale-i Nurlar’ı tanımadan önce bir rüya görmüş. Rüyasında -seni Peygamber’imiz (asm) çağırıyor- demişler. Beni Peygamber’imiz (asm) neden çağırıyor acaba? derken LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH diye yüksek sesle tevhid okuyarak uyanmış. Ondan sonra hayatını yeniden tanzim etmeye gayret etmiş. Bu arada Tahsin Çankırı vasıtası ile Risale-i Nurlar’ı tanımıştı. Aslında askerlik yaptığı yıllarda; Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin Isparta Tugay Camii’nin Temel atma törenine dâvet edilerek ilk harcı koyduğu tören yapılırken kendisi de oradaymış. Bediüzzaman Hazretleri ile göz göze gelmişler. Kendisine orada bulunan bir asker arkadaşı demiş ki; “Sana Üstad gülümsedi ya, sen ilerde Nurcu olursun.” Hakikaten yıllar sonra o askerin dediği çıkmıştı. Necati Ağabey Risale-i Nurlar’la tanışmış ve Nur derslerinin müdavimi olmuştu. “İki oğlu ve bir kızı bu manevî ortamda büyüdüler. Necati Ağabey yaşlanınca mesleğini yapamaz olmuştu.

Zaman zaman hastalanıyordu. Doktor olan damadı kendisiyle yakından ilgilenir, ne gerekirse yapmaya çalışırdı. Necati Şanlı bereketli ömründe Risale-i Nurlar’ı hiç bırakmadı. Bu İmanî eserlerin insanların eline geçmesi için yapılan çalışmalara her zaman destek oldu. Başkalarının İmanının kurtulması için maddî ve manevî olarak hep duâcı oldu. 2018 yılının mübarek Ramazan ayında bu dünyadan Berzah âlemine geçerken güzel bir iz bıraktı. 

Allah rahmet eylesin...

Muazzam Özçınar

5 Mayıs 1933’te doğdu. 13 Ekim 2014’te 81 yaşında bu dünyadaki misafirliğini tamamlıyarak ahiret âlemine göçtü. 

Muazzam Ağabey’le ilgili olarak vefatında Yeni Asya’da çıkan Hasan Şen’in yazısını buraya alıyoruz: 30 Ekim 2014 Perşembe. Sevgi dolu Muhabbet dolu, Aşk ve Şevk dolu bir insandı. İzmir’in ulu Çınarlarından biri Muazzam Özçınar seksen yaşında bereketli bir ömrün sonunda, hiç sarsılmamış bir Nur Talebesi olarak Rahmet-i Rahman’a kavuştu. 1965 yılında tanımıştım kendisini. Sık sık ziyaret ettiğimiz yorgancı dükkânına yine bir gün gittiğimizde “sen Risale-i Nur’u okuyorsun, fakat şu ne demektir” diye bir veciz ifade olan “Güzel değil batmakla gaip olan bir mahbup. Çünkü zevale mahkûm hakikî güzel olamaz.” Bunu bana açıklar mısın? demişti. Ben de dilimin döndüğü kadar açıklayınca, çok memnun oldu. 1965 yılında yaşanan bu hatırayı her zaman hafızamın arşivinde tutarım. Ondan sonraki hizmetlerimiz hep birlikte zaman zaman Kemeraltı Camii Kütüphanesi’nde Rahmetli Saim Atlıhan Ağabey ve Halıcı Hüseyin Çağdır Ağabey (Bunlar İzmir’in manevî direkleri idi) çeşitli mahallerde derslerimize Süleyman Karagülle, Necdet Doğanata gibi İzmir’in sayılı kimseleri de katılırdı. Bu derslerde Muazzam Özçınar Ağabeyle beraber bulunurduk. En kritik zamanlarda bile derslerimizi aksatmadık. 1960 İhtilâli’nin o karanlık havası, 1971 Muhtırası’nın dehşetli günleri ve hâlâ tartışılmakta olan ve maalesef bir çok dindar kimselerinde desteklediği münafık ve riyakâr 1980 ihtilâli ve bütün bu karanlık günlerde başta Ahmet Feyzi Kul Ağabey olmak üzere Nur Talebeleriyle İzmir gibi (Gâvur İzmir) diye anılan bir yerde, Üstad Hazretleri’nin vefatından sonra çıkan ilk gazetelerin basım yeri olan böyle bir yerde, Uhuvvet, Zülfikâr gibi gazetelerin Genel Yayın Müdürlüğü’nü yapacak kadar cesur bir insandı. Zübeyir Ağabey neşriyata çok önem verirdi. İzmir’de böyle gazetelerin çıkması onu çok memnun etmişti. Onun için Ceylan Ağabey’in vefat mevlidinde Muazzam Ağabey’i cemaate bir kahraman olarak tanıtmıştı. İzmir’de çıkan bu gazeteler neşir hayatımızın da bir başlangıcı olmuştur. 49 yıllık bir hizmet beraberliğinin anlatılması için kitaplar yazmak lâzım. Onun için satırlarıma son verirken, rahmet ve mağfiret duâları ediyor ve Nur içinde yat Aziz Ağabey diyorum. Cenâb-ı Hak seni ve bizleri Peygamberimize (asm), Üstadımıza komşu eylesin. Amin..

REŞAT YAŞAR CEVİZKIRAN

1946 yılında doğdu. İzmir’in Tepecik semtinde “Ateş Yaşar” olarak tanınıyordu. Risale-i Nurlar’ı tanıdıktan sonra; “Bismillah Yaşar” oldu. İzmir’in Kahramanlar semtinde açılan Risale-i Nur dersanesine hemen hemen her hafta gelir, yapılan dersleri dizlerinin üstünde oturarak huşu ile dinlerdi. Yaşar Ağabey ‘şöyle divana geç otur’ dense de; “Kardeşim Üstadı dinlerken ancak bu şekilde rahat edebiliyorum” diye cevap verirdi. 2017 yılında 71 yaşında iken İzmir’de nadir yağan karlı bir günde ahirete uğurlandı. 

Allah rahmet eylesin.

SELAHADDİN AKYIL

1933 doğumlu. Risale-i Nurlar’ı 1953 te rüyasında Hazreti Peygamber’i (asm) gördükten sonra Vanlı Molla Hamit Ağabey vasıtası ile tanımış. Birincisi 1956’da olmak üzere pek çok defa Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’ni ziyaret etmiş. Hakkında Risale-i Nurlar’la ilgili olarak yirmiye yakın mahkeme açılmış. Hepsinden de beraat etmiş. 1967’de yedi ay hapis yatmış. Daha sonra bu mahkeme de beraatle neticelenmiş. Selahaddin Ağabey İzmir’de müteahhitlik yaparken bir çok ilde yapılan dershanelere yardımcı olmuş, hamiyet sahibi bir insandı. 15 Eylül 2020 tarihinde 87 yaşında iken vefat etti. 

Allah rahmet eylesin...

NADİR YENİPAZAR

1964 doğumlu. İbrahim Yenipazar’ın oğlu. Evlerinde her hafta Risale-i Nur dersleri olduğu için güzel manevî bir ortamda yetişti. Üstad Bediüzzaman Said Nursî’ye sadâkatle bağlı. Risale-i Nur derslerinin müdavimlerinden. Son zamanlarda bir rahatsızlık geçirdi, ama Üstad’ını ve dersleri hiç unutmadı. 2014 yılında 50 yaşında iken bu geçici dünya hayatına veda ederek, Berzah âlemine göçtü. “Ehli İman için ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir. Hem öteki âleme gitmiş, ahbap ve akrabasına kavuşmak için bir vesiledir. Hem hakikî vatanına ve ebedî makam-ı saadetine girmeye bir vasıtadır.” 

Allah rahmet eylesin... 

MUSTAFA KARA

30 Temmuz 1993 Cuma akşamı Alsancak’taki işyerinden evine dönerken geçirdiği kaza sonucunda genç yaşta ahirete göç etmişti. Vefat etmeden kısa bir süre önce; Barla ve Senirkent’i ziyaret etmiş, Risale-i Nurlar’ın telif edildiği bu menzilleri görüp gelmişti.

Mustafa Kara; Risale-i Nurlar’ı tanıdıktan sonra Cenab-ı Hakk’a karşı olan farz vazifelerini asla ihmal etmemişti. Mustafa; aynı zamanda himmet sahibiydi. Hayırlı işlerden geri kalmak istemezdi. Bornova ve Çamdibi’nde bulunan Yeni Asya bürolarını sık sık ziyaret eder, yeni çıkan kitaplardan alırdı. Çok samimî bir insandı. 

Bu dünyada fazla kalmadı, ama ebedî güzellikler diyarı olan Dar-ı Saadete göçtü. Cenab-ı Hak bizleri ebedî Cennetinde buluştursun İnşaallah. 

Allah rahmet eylesin... 

Mehmet Özkan

1950 yılında doğdu. Konya Taşkent kökenli, ama ömrünü Ödemiş’te geçirdi. Demokrat bir Nur Talebesi idi. 1991 seçimlerinde DYP’den milletvekili seçildi. Esnaflık ve milletvekilliği tecrübelerini Risale-i Nur hizmetinde değerlendirdi. Arabasında hep hediye edilmek üzere kitaplar bulundururdu. Devlet Başkanlarına milletvekili olarak Risale-i Nurlar’ı tanıtan mektuplar gönderdi. Ödemiş Bozdağ’da bulunan bahçesinde Yeni Asya okuyucuları ile mutat kır toplantıları düzenlerdi. Görüştüğü insanların gönlünde taht kurmayı bilen hareketli bir insandı. 30 Temmuz 2020 tarihinde Kurban Bayram’ı öncesi tevriye günü kalbinde meydana gelen bir rahatsızlık sonucu arabasında vefat etti. Arefe Günü kalabalık bir cemaatle defnedildi. Allah rahmet eylesin.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 6109
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Türeli

    13.1.2021 09:45:27

    Allah hepsine rahmet eylesin mekanları cennet olsun inşallah

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı