"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Okuduğunla imtihan olmak

Sertaç LÜSER
02 Temmuz 2020, Perşembe
Risale-i Nur’dan okuyup anladığımız veya okuyup, anlayamadığımız mevzulardan da imtihan olmaktayız. Okuyup anladıklarımızdan kolayca imtihanı verirken, okuyup anlayamadığımız veya hayatımıza aktaramadığımız mevzularda imtihanı geçememekteyiz.

Ve onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan âyetler verdik. 1

Hiç ummadığı ve beklemediği anlarda meydan-ı tecrübe olan dünyada sınanan insan, buraya imtihan maksadıyla da gelmesine rağmen bir türlü bu duruma alışamamıştır. 

O kadar çok imtihanlardan geçmesine rağmen tecrübe kazanamadığı aşikârdır. İmtihan olmak herzaman onda bir korku ve çaresizlik hissi uyandırmıştır. 

Oysaki insan hep İlâhî bir ölçü ile sınanmıştır. Yüce Rabbimiz kullarını imtihana tabi tuttuğunu, Kur’ân-ı Hakîm’de çeşitli âyetlerle belirtmiştir.

Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. 2

Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler. 3

İnsanlar, (sadece) “İman ettik” diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar? 4

Bu ve benzeri daha bir çok âyetle sabit olan imtihan durumumuz açıkça bizi düşünmeye sevk etmesi kaçınılmazdır. Eskiden söylediklerimizle imtihan olma hali, yani “aman ha söylediklerine dikkat et! İmtihan olursun” uyarısı, ahirzamanda okuduklarımız, öğrendiklerimiz veya öğrenemediklerimiz üzerinden daha çok gelmektedir. Çünkü asır ilim ve bilim asrıdır. İnsan ister istemez Kader-i İlâhinin cilveleri ile okumaya sevk olunmaktadır. Başımıza gelen musîbetler, olaylar ve gelişmeler bizi hep olanlar karşısında okumaya sevk etmektedir.

Bir öğrenci bulunduğu sınıfın veya öğrendiği müfredatın derecesinde, öğreteni tarafından imtihana tabi tutulur, ta ki mertebe katedip üst sınıfa geçebilsin. İlim ve bilim asrı olan ahirzamanda ise biçare insan okumazsa sınıfta kalacaktır. Bütün yaşanan olayların, gelişmelerin hakikati, doğru okuyabilmek ve anlayabilmekten geçmektedir. Ahirzaman asrını da Kur’ân dürbünüyle oku- yabilmek en önemli hamlelerden biridir. İnsan bu hamleyi başta yaptığı zaman sıkıntı ve ümitsizlik içine düşmeden imtihanlarını erkenden veren öğrenci gibi manevî rahatlık içinde hayatını geçirmektedir. Bunun yanı sıra ahirzaman kıskacında Risale-i Nur Talebelerinin özellikleri arasında da okuyup aktarabildiği ile imtihan olma hali de mevcuttur. Son yıllarda çevremizde gelişen olaylara âcizane baktığımda nazarıma çarpan durum budur.

Risale-i Nur’dan okuyup anladığımız veya okuyup, anlayamadığımız mevzulardan da imtihan olmaktayız. 

Okuyup anladıklarımızdan kolayca imtihanı verirken, okuyup anlayamadığımız veya hayatımıza aktaramadığımız mevzularda imtihanı geçememekteyiz. Son yıllara baktığımızda karşımıza Risale-i Nur’da olup da okuduğumuz, ama anlayamadığımız olaylar daha fazla gelmektedir. Peki okuduğumuz, ama anlayamadığımız mevzularda sınav ve imtihan olduğumuzda bu durumu nasıl aşabiliriz? İşte tam da burada şahs-ı maneviye tabi olma durumumuz ortaya çıkmakta ve bizi okuduğumuzla imtihan olma anlarında sahili selâmete çıkarmaktadır.

Şahs-ı maneviye tabi olduğumuzda bu imtihanları kolayca geçerken, şahıs olarak ilerlediğimizde bu imtihanlara takılmaktayız. Bu imtihanlar belki hergün günlük okumalarımızda her yaprağı çevirdiğimizde karşımıza gelen kelime ve cümlelerde geçmektedir. 

Son yılları içine alan dönemlerde şahs-ı maneviye tabi olmadığımı varsaydığımda takıla- cağım imtihanlar beni korkutmakta ve vebal altına sürüklemektedir. Allah bundan cüm- lemizi muhafaza eylesin.

Başta düşündüğümde sadeleştirme cinayeti, tekelleşme zulmü, Risale-i Nur’daki kelimeleri çarpıtma gafleti (pot-put), adalet-i mahza, zulüm karşısında dik duramama, uhuvvet ve muhabbet, istişare edip meşverete tabi olma ve bunun gibi pek çok hakikatte şahsen ilerlediğimde vartaya yuvarlanacağım kaçınılmazdır. Bu imtihanlara tek başıma cep fenerimle veya kafa dürbünümle baktığımda içinden çıkmam çok, ama çok zor görünmekte, şahs-ı maneviye dayanıp odaklandığımda istişare ve meşveret ile hareket edip uyduğumda ise bugünkü duruma gelmekte olduğumu tahattur etmekteyim. Fıtrat itibariyle âcz, fakr ve zayıf olan bizler bu olaylara şahsen duruş sergileyip imtihanı geçmemiz çok, ama çok zordur. Ama şahs-ı manevî gemisi okuyup da tam olarak anlayamadığımız bu olaylarda bizi hep sahili selâmete çıkarmış ve vebalden kurtarmıştır. Şimdi okuduğumuzla imtihan olma durumunda yapacağımız iş bellidir. Şahs-ı manevî çatısı altında bulunup çıkan şiddetli rüzgârlara ve yağan dolulara maruz kalmamaktır.

Bizler şahsen beyaz zemin üzerindeki siyah kılı ancak fark ederken, şahs-ı manevî siyah zemin üzerindeki siyah kılları da fark etmekte ve bizleri uyarmaktadır. Bu iş şahsî yapılacak bir iş değildir. Şahs-ı manevî bizim göremediğimiz bize zarar verecek ayrın- tıları görmekte ve uyarmaktadır. Çünkü bin akılla düşünüp bir konuşabilmektir. “Müteaddit eşya bir cemaat şekline girse, bir şahs-ı manevisi olacaktır” 5 hakikati ile düşündüğümüzde koltuk, yatak, sehpa, berjer, vitrin vs. bir mobilya şahs-ı manevisini oluştururken, biz Risale-i Nur Talebelerinin varolan şahs-ı maneviye muhalif hareket etmemiz düşünülemez.

Elhasıl Risale-i Nur yaprakları arasında sıkça okuduğumuz bu kelime, hayatımıza aktardığımız anda bizim öncelikli sınavlarımız arasında bulunmaktadır. Şahs-ı maneviyi rencide etmemek, hukukunu muhafaza etmek aslî görevimizdir. Okuduğumuzla imtihan oluyorsak en fazla okuduğumuz kelimelerden biri şahs-ı manevidir.

Selâm ve duâ ile…

Dipnotlar:

1- Duhan S. / 33.

2- Bakara S. / 155.

3- Araf S. / 168.

4- Ankebut S. / 2.

5- 14. Söz 3.’sü.

FOTO: ERHAN AKKAYA

Okunma Sayısı: 1948
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz

    3.7.2020 14:14:35

    Allah razı olsun abi.Risale-i Nur dürbünüyle çok orjinal, istifadeli ve doğru tespitler yapmışsınız. Kaleminize sağlık...

  • cenk çalık

    2.7.2020 10:42:31

    Yazınızda anlamak ve anlamamak üzerine yaptığınız tahlil ve sonrasındaki izahat konunun vuzuha kavuşmasına vesile olmuş. Zaman cemaat zamanı. Kişi alimde olsa karşısında bir şahsı manevi olduğundan dolayı mağlup olması kaçınılmazdır. Dolayısıyla bir buz parçası hükmündeki enaniyetimizi şahsı manevi havuzunda eritmeliyiz ki yok olmayalım,savrulmayalım,aldanmayalım,aldatmayalım ve havuz kadar güçlü olalım. Aksi takdirde yazınızda belirtiğiniz her vakada (adeleştirme cinayeti, tekelleşme zulmü, Risale-i Nur’daki kelimeleri çarpıtma gafleti (pot-put), adalet-i mahza...) hata yapmamız kaçınılmaz olacaktır. En güvenli,en kolay, en rahat yol şahsı maneviye teslim olmaktır. Bu değerli çalışmanız için tebrik ediyor, başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum Sertaç abi. Allah razı olsun. Baki selamlar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı