"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rahmet-i İlâhiyeyi tebessüme getirmek

Sertaç LÜSER
07 Nisan 2019, Pazar
Muazzez Üstadımız Bediüzzaman Hz.’leri her bir insanın; kabir kapısına ağlayarak değil, gülerek gitmesi gerektiğini ifade eder.

Tabi insan bu hakikatı, imanı ve hayatı ile desteklediğinde tecelli eder. Çünkü insan bir “Mâbud-u Lemyezelin, bir Mahbub-u Lâyezâlin daire-i huzuruna” gitmektedir. Tabi bu gidişin bazı aşamaları vardır. Onlardan biri hiç kimsenin inkâr edemeyeceği kabir kapısıdır. Kabir kapısını araladıktan sonra insanı, durumuna ve yaptıklarına göre bazı şeyler beklemektedir. Risale-i Nur’da bununla ilgili bir çok bahis mevcuttur, fakat içlerinden bir tanesi çok dikkat çekici ve hayret ettiricidir.

“Sarf ve nahiv ilmini okuyan bir medrese talebesinin vefat edip, kabirde Münker ve Nekir’in: “Men Rabbüke” (Senin Rabbin kimdir?) diye suallerine karşı, kendini medresede zannedip nahiv ilmiyle cevap vererek, “Men mübtedâdır, Rabbüke onun haberidir. Müşkül bir meseleyi benden sorunuz, bu kolaydır” diyerek, hem o melâikeleri, hem hazır ruhları, hem o vâkıayı müşahede eden orada bulunan bir keşfü’l-kubur velîsini güldürdü ve rahmet-i İlâhiyeyi tebessüme getirdi.” 1 

Burada dikkat çeken nokta Rahmet-i İlâhiyeyi tebessüme getirmektir. Kabir kapısına gülerek giden her bir insanın, en mutlu olacağı hal Rahmet-i İlâhiyeyi tebessüme getirmek olacaktır. 

Peki bu olay kabirde olduğundan nasıl anlaşılması gerekir ve nasıl olabilir?

Bildiğiniz üzere kâinatta ve insanda Allah’ın (cc) fiil, isim, sıfat ve şuun’larının tecellileri ve gölgeleri görülür ve gösterilir. Bu görülme hali kelimelere dökülüp kişilere anlatılır ve aktarılırken, genellikle Zat-ı İlâhiyenin sıfat, isim ve şuunları ifade edildiğinde, kelimelerin tam ifade edemediği durumlarda lâfız darlığından dolayı kelime yakınlaştırması kullanılır. Bu kelime yakınlaştırması durumu aslında mananın akla yaklaşması ve vazıf olması için zikredilir. Buradaki “tebessüm“ Şuunat-ı İlâhiye ile alâkalı bir terimdir. Risale-i Nur kelimelerdeki bu mertebeyi en üst seviyeden bize aktarır.

Tebessüm ‘insan’a ait bir fiildir. Burada “Rahmet-i İlâhiyenin tebessümü” lâfız darlığından dolayı, mana ifade edilirken başına Rahmanî ve rahmetî denildiğinde Allah (cc) yüksek, sonsuz ve yüce halinin tecellisini işaret eden sırlı kelimelerdir. Yoksa Zat-ı Akdes-i kasta alarak söylenen kelimeler değildir. Risale-i Nur’da “lezzet-i mukaddese”, “kefy-i mukaddese, merhamet-i İlâhiye” gibi ifadeler, bu manada düşünülebilir. “Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın şuûnât-ı kudsiyesine mesel ve temsil sûretinde bakılabilir. Fikr-i beşer gâyet derin ve ince ve gâyet yüksek ve geniş olan hakîkatlere ve sırlara, ancak bir temsil dürbünüyle ve mesel rasadıyla bakabilir. Yoksa Cenâb-ı Hakk’ın Zât ve sıfâtında misil ve misâli yok. Fakat mesel ve temsille bir derece şuûnâtına bakılabilir.” 2

Bu ifadelerden yola çıkarak “Rahmet-i İlâhiye’nin tebessümleri“ denildiğinde 14. Lem’anın 2. Makamında Bismillahirrahmanirrahim’ın sırlarındaki detaylarda Rahmet isminin; kâinatı şenlendirdiği, karanlığı aydınlattığı, bir ağacı dal, yaprak, çiçek ve meyveleri ile süslediği, kuşların sesindeki hoş sedalar ile ruhlara ferahlık verdiği, güneşin ısısı ve ışığıyla bir manada tebessüm eder gibi yansıdığı ve ihata ettiği, alemleri cazibedar ve sevimli kıldığı ifade edilir. Nasılki bir ağaç hazine-i rahmetten ellerini doldurup bize tablacılık ediyorsa kâinattaki bu güzel hadiseler de bize İlâhî tebessümler sergiliyor. Bu İlâhî tebessümlerle âlemimiz şenlenip, cazibedar hale geliyor ve nurlanıyor. Bunların hepsini İlâhî tebessümler kabilinden düşünebiliriz. İşte Rahmet-i İlâhiyenin tebessümleri kâinatta böyle görülebilir.

Kabirde ise; bu bakış açısını iman ile hayatımızda yaşadığımızda ve bir menzilimiz olan kabre gittiğimizde ise, bu inanç ve itikadımız, gerçeğe dönüşüp bize Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesi ile “insana makbul bir şefaatçi” olur. Adeta herşey tebessüm eder. “Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl tanırsa öyle muamele ederim” hadisi de kabirde inanç ve itikadımız üzere muamele göreceğimize bir delildir, imanlı ise tebessümlerle karşılanacağına işarettir. Risale-i Nur’da kabre giden 3 yol anlatılırken ”Öyle gördüğü için ….öyle muamele görecek” ifadesi zannımızın sonucudur.

Evet Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nur’da hayalen kabre girdiğinde neler yaşadığını şöyle ifade eder: “Herkes gibi ben dahi muhakkak gireceğim” diye mezarıma hayalen girdim. Ve kabirde yalnız, kimsesiz, karanlık, soğuk, dar bir haps-i münferidte, bir tecrid-i mutlak içindeki tevahhuş ve meyusiyetten tedehhüş ederken, birden Münker ve Nekir taifesinden iki mübarek arkadaş çıkıp geldiler. 

Benimle münâzaraya başladılar. Kalbim ve kabrim genişlediler, nurlandılar, hareketlendiler. Âlem-i ervâha pencereler açıldı. Ben de, şimdi hayalen ve istikbalde hakikaten göreceğim o vaziyete bütün canımla sevindim ve şükrettim.“ 3

İşte bu tebessüm kabirde “kabrim genişlediler, nurlandılar, hareketlendiler. Âlem-i ervâha pencereler açıldı“ ifadeleri ile de anlaşılmaktadır. Medrese talebesinin Rahmet-i İlâhiyenin tebessümünden sonraki azaptan kurtulması memnun olunan bir halin sonucudur. Hafız Ali Ağabeyin ‘meyve hakikatleri’ ile cevap vermesi Risale-i Nur Talebeleri adına işte biz Rabbimizi böyle biliyoruz demesidir. Bunların sonucunda Rahmet-i İlâhiyenin tebessüm etmesi de bizler için Nur’un âlâ Nur’dur. Rabbim hepimizin menzillerini Nurlandırsın. Bu hakikatler ile muamele eylesin.

Selâm ve duâ ile…

Dipnotlar:

1- Şuâlar-11. Mesele.

2- A.g.e.

3- http://www.yeniasya.com.tr/abdulbaki-cimic/ism-i-nur-temsilat-ve-risale-i-nur_201659

Okunma Sayısı: 1030
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    7.4.2019 23:02:17

    Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı