"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB’nin tutsaklığı çok sürmeyecek…

Şükrü BULUT
21 Ocak 2026, Çarşamba
Bediüzzaman’ın, “Âhirzaman hadiselerini” tahlil eden eserlerini okuyamayanlar, yazdıklarımızı anlamakta zorluk çektiklerini söylüyorlar.

Haklıdırlar. Alt bilgileri burada vermemiz mümkün olmuyor. Dünyamızdaki hak-batıl mücadelesini, cihan hâkimiyetine koşan müstebit dinsizlerle hürriyetperver semavî dinler savaşını ve örtülü devam eden Birinci Avrupa-İkinci Avrupa savaşlarını göremeyenlere; süper güç gösterilen Çin’in İkinci Avrupa güdümünde müstebit bir devlet olduğunu nasıl anlatacaksınız? İngiltere’nin, AB’ye karşı temsil ettiği dinsiz burjuvaziyi efkâr-ı ammeye “liberalizm” olarak propaganda eden hâkim medyanın yalanlarına karşı, bazen de çaresiz kalıyorsunuz.

Barış ve demokrasinin zamanımızdaki temsilcisi AB’yi, 11 Eylül’den bu yana sıkıştıran Enternasyonal İhtilâlciler (Troçkiciler); Afganistan’da, Irak’ta, Arap Bahar’ında, Suriye’de, Kuzey Afrika’da, Ukrayna’da ve Gazze’de; ittifakın misyonunu savaş ve istibdat için  kullandılar. Mücerred görünen manaların ispatları, arşivlerimizde mevcuttur. 

Bediüzzaman’ın Kur’ânî adesesini esgeçen bazı dindar yazarlarımız, yanlış tahlilleriyle hem Müslümanları, hem de ümit bekleyişindeki mazlumları ye’se boğdular. Dönüp son beş sene zarfındaki ilgili yazılarını bir daha okuyabilselerdi, içinden çıkamadıkları ümitsizlik labirentlerinden halâs yollarını bulabilirlerdi. Yalnızca Ukrayna, AB, Gazze ve İran meselesinde değil; 11 Eylül dediğimiz “Yeni Dünya Savaşı”ndan bu yana… 

Risale-i Nur talebeleri ilim/hikmetle Bediüzzaman’a tâbi oluyorlar. Said Nursî’nin Kur’ân’dan çıkardığı temel prensipler ve paradigmaların her gün yeni birisinin pratiğine şahit oluyorlar. Kendisine en yakın ülkeye gitme imkânı olmayan bazı yazarlarımızın, oturdukları yerden ABD ve AB aleyhine yazmalarına zaten alışığız. Lâkin mevzu, hükümete hadiseleri rapor etmekse, amme hukukuna giriyorlar. Bilemedikleri hususlarda fikir beyanına mecbur olmamalıdırlar. Ayrıca milleti balık hafızalı kabul ederek, son elli sene içindeki olaylar zincirinin halkalarını şuurluca milletten kaçıranlara, demokrasi haini veya AB düşmanı diyemeyiz mi?

Türk milletinden Turgut Özal meselesinin mahiyetini gizleyenlere ve onu merhum Erbakan eliyle demokrasiye musallat edenlere bilerek susanların; dünyada olup biteni doğru anlama iradelerinden de şüphe edersiniz. Alman kamuoyunda da mesele farklı değil. Helmut Kohl ile Angela Merkel hakkında yapılacak istatistikler, asla doğruyu gösterecek nitelikte değiller. Bizdeki enflasyonlar, banka felâketleri, Müslümanların göğsüne saplanmış Çekiç Güç hançeri, TESEV, özelleştirme ihanetiyle globalistlere devredilen millî sermaye, Turuncu Devrimler, Marksist Kürt Çözüm Projeleri, Beşşar düşmanlığı ve nice konular hakkında kalem oynatan meslektaşlarımıza ulaşamıyoruz. Bütün bunların AB ile alâkasına gelince…

İnsaniyetlerini insanca yaşamak üzere; hür, mülkiyetine/devletine sahip ve modern köleliğe direnenlerin, savunma niyetiyle kurdukları birliklere ve paktlara karşı çıkanların;   –cehalet özür müdür?– global Marksistlere yardımcı olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dünya hâkimiyetine sermaye ve teknoloji ile koşanlar, mücadelelerini otuz seneden bu yana Davos’ta ilân ettiler. Neoconlarla koordineyi sağlayan Schwab (Troçkici kanatta, Kissinger’ın talebesi) demokrasiyi bitirmek üzere Batı parlamentolarına yerleştirdiği elemanlarından bahsetmişti. Bütün bunlar, demokrasi kalesi AB’yi zaptetmek içindi… 

Türkiye’nin yüz yıldan bu yana, inkâr-ı ulûhiyetçilere karşı Hıristiyan Avrupa’yı desteklediğini biliyoruz. Şeklen üyesi olmasa bile, AB için öneminin tartışmasız olduğunu, ilgililer söylüyorlar. Diyebiliriz ki, bizde, Özal ve AKP olmasaydı, AB’nin Küreselcilere tutsaklığını konuşmayacaktık. Ukrayna Savaşı’nda Türkiye Kiev’e taraf olmasaydı, Avrupa metropollerindeki gureba, çöplüklerde bira şişesi toplamayacaklardı... Ve Avrupa’da sosyal devlet, en acıklı halini yaşamayacaktı. AKP hükümetleri;  BOP’ta, 11 Eylül’de,  Arap Bahar’ında, Suriye, Kiev ve Gazze’de AB’ye ihanet ettiler. Marksist global elistlerle hareket ettiler. Belki de, “12 Eylül’den dolayı durmaya mecburduk,” diyenler olacaktır.

Fakat Risale-i Nur’u dikkatlice okuyanlar, bütün bu tuzaklardan Allah’ın inayetiyle kurtuldular…

Okunma Sayısı: 1811
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S. Pelin Kurukahveci

    22.01.2026 13:39:34

    Enteresan bir bakış açınız var. Avrupa sömürüler ve yerli kanı ile kapital biriktitmemiş gibi avrupanın haram medrniyetine heves etmek üstadımın yolu değil. Avrupa hakkındaki ifadeleri nurlarda duruyor. Müslümanlar iyi ki dünyayı sömürmemiş. Balkanlarda Osmanlının yerinde avrupa olsaydı ne olurdu acaba? Kuzey afrikada, hindistanda, orta doğu'da okan olurdu. Üstadımızın batıya bakışı hayranlık ve bir eziklik sendromunun ötesinde pragmatiktir. Yani yeri gelir ittifak yaparsın yeri gelir çatışırsın. Ama en nihayetinde kendi menfaatini korursun. Avrupaya eklemlenme önerisi yoktur onun sözlerinde.

  • Hüseyin ilhan

    22.01.2026 05:58:14

    AB Ülkeleri siyasilerin,darbelerde canlarını tehlikede gören insanlarımızın ilk gittiği ulkeler(% 90)gibi tercih edilen olmasını ve buna mukabil İslam ülkelerinin ise bu güveni sağlayamaması biz müslümanların,İslam ülkelerinin İslam dininin insan hakkına verdiği değerleri vermediğinde yaşıyor ve görüyoruz. 28 ŞUBAT sürecinde eğitim,çalışma hakları gasbedilen insanımız AB ülkelerini tercihte de bunu gördük. Hatta merhum DEMİREL 'Baş örtülülerin S.ARABISTAN'a gitsin,demesi tenkit edilirken bu noktada da vicdan,iz'an ve hakkaniyetli tenkit yapılmadığını görüyoruz. Hac ve umreye giden niçin eğitim için gitsin denilince yanlış oluyor.

  • Hüseyin ilhan

    22.01.2026 05:48:46

    2.Dunya savaşında taş üstünde taş kalmayan bu ülkeler kalkınır ve kalkınmasında ihtiyaç duyduğu işgücü için yurtdışından faydalanması, bunu yaparken kişinin haklarını korumaları dikkate şayandır. Pekiyi biz ülkemizde çalışanın hakkını koruyabiliyormuyiz,hayır.Islam ülkelerine giden işçilerimizin hakları maalesef AB ülkelerinde çalışan işçilerimizin haklarının yarısı kadar korunmadıgı acı bir gerçektir.

  • Hüseyin ilhan

    22.01.2026 05:41:21

    AB ülkeleri bu çerçeve de iktisadi gelişmiş milli gelirleri artmış,gelir adaleti ile sosyal barışı saglamislardir. AB ile sınırlar kağıt üzerinde resmen tescilli amma bir ülkeden diğer AB ülkesine gitmeden birlik üyesi ülkeler,ülke içinde gider gibi seyahat etmektedirler. Yine 3 ülkelere karşı iktisadi birlikteliği sağlamıştır. Peki biz muslumanlar ne yaptık ve yapıyoruz.?

  • Hüseyin ilhan

    22.01.2026 05:35:36

    AB ile insanlar neyi kazandığına gelince;öncelikle devletin idaresinde fertlerin tercih ve kararları ile olduğunu görüyoruz. Kanun önünde herkes eşit prensibi günlük hayatta şaşmaz kaideleri.Yine idarecilerin şeffaflık ile iş yapması ana prensiplerdir. İdarecilerin bu hususlarda yanlışları toplumda ciddi reaksiyon görmeleri ve bu safhada da istifa mekanizması tıkır tıkır çalıştığını görüyoruz.

  • Hüseyin ilhan

    22.01.2026 05:31:05

    AB nedir,nasıl ortaya çıkmış ve tarihi seyir içinde geldiği nokta nedir. Atom,çelik ve enerji birliği ile başlayan bu safha AET olarak genişlemiş, geçmişinden savaşlardan ders alarak devletin idaresinin kanun hakimiyeti ,demokrasi kuralları ile idarenin işbaşına gelmesi olmazsa olmaz kural ve kaideleri olarak benimsenmiş ve iletilmiştir. Bu ekonomik istikrarın beraberinde siyasi istikrar ile yürütülmesi ile olacağını da kabul edilerek yaşanılacak göstermiştir.

  • S. Pelin Kurukahveci

    21.01.2026 23:36:52

    Elbette iyi niyet temennilerine herkes gibi bende amin diyorum. En nihayetinde yazının başlığına renk veren temenni kısmı yazının içeriğine de sinmiş. Ayrıca birliğin geleceğine dair somut bir veri ortada yok. Eldeki veriler aksine birliğin giderek daha da hantallaşacağına işaret ediyor maalesef. Verilerden hareketle yaptığım yorumlar bana aittir. Hiçbir fikriyatın etkisinde değilim. Dünyaya dair veri girişlerini üstadımın ve nurların süzgecinden geçirerek yorumlamaya gayret ediyorum. Üstadımın ve nurların bana gösterdiği çizgide ben herhangi şartsız koşulsuz bir AB desteği çıkaramıyorum. Çıkaranlar nasıl çıkardığını izah etmeli. Nurlardan delillendirmeli. Yoksa heybeden AB seviciliği yapmak bize yakışmaz.

  • Demokrat Avrupa

    21.01.2026 17:13:20

    (4) Bediüzzaman bu durumu bir "manevi keşif" ve sosyolojik olarak on yıllar öncesinden haber vermiştir. Putin ise bugün bu yıkımın sonuçlarını yaşayan bir devlet adamı olarak aynı noktaya parmak basmaktadır…Bediüzzaman, Beşinci Şua’da ahirzaman şahıslarından ve ideolojilerinden bahsederken Rusya’ya özel bir parantez açar. Orada geçen "şimal cereyanı" (kuzey akımı) tabiriyle Bolşevizmi kasteder ve bu cereyanın mukaddesatı bozduğunu, insanlığı hayvan seviyesine indirmeye çalıştığını anlatır. Putin’in bugün "Lenin bizim devletimizi yıktı" dediği noktada, Bediüzzaman "Bu cereyan insanlığın fıtratına aykırıdır ve en büyük tahribatı Rusya'da yapmıştır" demiştir.

  • Demokrat Avrupa

    21.01.2026 17:12:58

    (3) Bediüzzaman’ın bu konudaki yaklaşımı ile Putin’in bugünkü söylemi arasındaki benzerlikler şöyledir: Manevi Tahribat: Bediüzzaman, komünizmin "mimsiz medeniyetin" bir sonucu olduğunu ve bin yıllık İslam-iman bağlarını koparmaya çalıştığını söyler. Putin de Bolşeviklerin Rus ruhunu ve dinini yok ettiğini savunur…Anarşi ve Kaos: Beşinci Şua’da, komünizmin bir "anarşilik" doğuracağı ve toplumun temel taşlarını yerinden oynatacağı vurgulanır. Bediüzzaman, Rusya'nın bu fikirle sadece kendini değil, dünyayı da ateşe verebileceğine dikkat çeker…Bin Yıllık Tarih: Bediüzzaman, Rusya’daki rejimin sadece bir yönetim değişikliği değil, bin yıllık bir birikimi (Hristiyanlık ve Rus geleneği dahil) kökten kazıma girişimi olduğunu ifade eder…

  • Demokrat Avrupa

    21.01.2026 17:12:37

    (2) Bolşevik kadrolar arasındaki Yahudi kökenli figürlerin (Troçki, Zinoviev vb.) yoğunluğu, o dönemde "Yahudi Bolşevizmi" gibi görüşlerin doğmasına da neden olmuştur…Putin, Lenin ve Bolşeviklere yönelik sert eleştiriler yapmaktadır. Putin’in temel argümanı şudur: "Lenin, Rusya’nın altına bir atom bombası yerleştirdi.“..Putin’e göre Bolşevikler: -Bin yıllık Rus devlet geleneğini parçalamış,..- Rusya’yı etnik temelli federasyonlara (Ukrayna, Belarus vb.) bölerek bugünkü krizlerin temelini atmış,..- Rus Ortodoks kültürünü ve maneviyatını hedef almıştır.

  • Demokrat Avrupa

    21.01.2026 17:12:17

    (1) Rusya’nın komünizme sürüklenmesinde İngiltere’nin "gizli rolü" meselesinde en somut veri, Bolşevik liderlerin Londra'yı yıllarca güvenli bir liman ve operasyon merkezi olarak kullanmasıdır…•⁠1907 Londra Kongresi: Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin 5. Kongresi Londra’da yapılması ve Lenin ve Troçki`nin bu kongreye katılmaları...•⁠⁠Troçki’nin Seyahatleri: Troçki devrimden önce New York ve Londra arasında mekik dokumuş, bu süreçte finans çevreleriyle temas kurması…1917’de Rusya’ya dönerken Kanada’da İngiliz makamlarınca tutuklanması, ancak kısa süre sonra "esrarengiz" bir şekilde serbest bırakılarak yoluna devam etmesine izin verilmesi…

  • Hür Avrupa

    21.01.2026 16:40:38

    Teşekkürler sayın hocam. Hürriyetin ne demek olduğunu bilmenlere ilk önce hürriyeti anlatmak ,sonrada kalplerdeki,dillerdeki,vicdanlardaki prangaları kırıp atmak gerek.skolastik felsefe bataklığına saplanmış sözde aydın ,yazar ve hoacalara üstadın dediği gibi "ekmeksiz yaşarım,hürriyetsiz yaşayamam"manasını iyice belletmek gerek.Günümüz dünyasında ne milletler ne devletler ne alimler hür,küresel dinsiz çete her tarafı sarmış ,bir sızıntı vermeye bile tahammülleri yok.Bir istisna varki o da risalei nurlar, özellikle günümüz dünyasında lahikalar ve eski said dönemi eserleri ön plana çıkıyor.burdaki tespitler ,müdafalar nurcuların elinde el kitabı olarak bulunmalı,okunmalı,müzakere edilip tatbik edilmeli .

  • Mustafa Çelik

    21.01.2026 14:46:18

    Mevcut dünya olaylarını doğru okuyamadıklarından, bilgiye dayanmaksızın AB düşmanlığının okuyucu olarak bize faydası ne olaki... Şaşırdım.

  • Mahmut

    21.01.2026 14:12:18

    Kurukahveci kardeşim, siyasal islamcıların penceresinden olayları değerlendirecekseniz, siyasal islam ve nurcular kirabıyla, yine yazarın AB yi anlatan hangi avrupa kitabını okumanızı tavsiye ederim. Fikirleriniz magazinler üzerinde değil de, temellere oturur düşüncesindeyim. Başarılar.

  • Yusuf

    21.01.2026 11:33:53

    Bediüzzamanın avrupa hakkındaki görüşleri belli. Size onca kötülüğü yapan avrupaya muhabbet beslemeyin diyor. Daha ne desin

  • Hüseyin T

    21.01.2026 09:39:11

    [2] Zira her zorluk, bir hikmete; her sıkıntı, bir uyanışa kapı aralayabilir. İçinde bulunduğumuz an, nihai hakikatin tecelli etmesi yolunda atılan her adımın, verilen her mücadelenin değerini bir kez daha idrak etmemizi sağlıyor. Bu idrak, sadece geçmişi ve şimdiyi anlamlandırmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe dair sağlam, inançlı ve umut dolu bir duruşun da temelini oluşturuyor.

  • Hüseyin T

    21.01.2026 09:38:38

    [1] Hakikaten, yaşadığımız çağın çalkantılarını anlamlandırma çabası, sadece siyasi veya tarihî bir okumayla sınırlı kalmıyor. Derinde yatan, kalpleri ve akılları kuşatan daha büyük bir sınavın gölgesi hissediliyor. Küresel güç dengeleri, ittifaklar ve çatışmalar, yüzeysel bakışta karmaşık birer strateji oyunu gibi görünse de, aslında her biri, insanlığın iman, adalet ve hürriyet mücadelesinde birer mihenk taşına dönüşüyor. Bu perspektiften bakınca, yaşanan her kriz, her dönüşüm, ilahi takdirin bir tecellisi ve insanlığın tercihlerinin bir yansıması olarak anlam kazanıyor. Bu bakış açısı, olayları salt maddi sebeplere indirgemeden, manevi ve ahlaki bir çerçevede değerlendirmeyi gerektiriyor. Bu da, her gelişmeyi derin bir tefekkür, sabır ve ümitle karşılamayı zorunlu kılıyor. Zira her zorluk, bir hikmete; her sıkıntı, bir uyanışa kapı aralayabilir.

  • Bülent Bektaş

    21.01.2026 08:37:18

    Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık Şükrü bey

  • Enes

    21.01.2026 08:31:09

    Şükrü abi her 2 dünya savaşında da dinsizliğin menbaı Rusya, sömürgeci Avrupa devletlerinin yanında savaştı. Rusyanın dinsiz ideolojisine karşı bir hristiyan-müslüman ittifakından söz edemeyiz. Eğer bunu iddia ederseniz Hitler gibi zalim birini Müslümanlarla ittifak kuran biri kabul etmek zorunda kalırsınız.

  • S. Pelin Kurukahveci

    21.01.2026 07:08:42

    AB'nin kuruluş amacını bir alman gibi görürsek tabiki idealzie ederiz. Ama arka plandaki niyeti de görmek gerekir. Ben arka plan diyorum da AB'nin kuruluşundan bu yana tuttuğu yol zaten apaçık ortada duruyor. Avrupa kıtasında barışı sağlamak için kurulduğu iddia edilen birliğin gözü önünde Bosna'ds ne oldu? Gazze'de ne oldu? Suriye'de ne oldu? Afganistan'da ne oldu? Irak'ta ne oldu? AB kafasını kuma gömüp yokmuş gibi yapsa tamam da üstüne üstlük bütün bu Müslüman coğrafyasındaki kan ve gözyaşında pis elleri var. Allah Allah.. Burda bir düşünmek gerekmez mi? Hani AB'nin prensipleri falan ne işe yarıyor demek su-i zan olmasa gerek.

  • S. Pelin Kurukahveci

    21.01.2026 07:00:54

    Türkiyedeki tüm olumsuzlukları siyasal islamcılara fatura etmek doğru değildir. Kaldı ki bu yazıda AB'nin tüm beceriksizliğini de ak partiye fatura ediliyor. Dünya siyasetini okumak böyle bir şey değil. AB hep başkasının üflemesi ile oynuyorsa zaten bu dünya düzeninde bir kıymeti harbiyesi yoktur.

  • S.topuz

    21.01.2026 01:51:01

    ..."Meselâ; Rusya'da hamam-larda kadın-erkek beraber çıp-lak girerler ve kadın kendi gü-zelliklerini göstermeğe fıtra-ten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır,baş-tan çıkar ve fıtraten cemalpe-rest erkekler dahi,nefsine mağ lub olup o ateşe sarhoşane birsürur ile düşer,yanar.İşte dans ve tiyatro(makam,mevki, para,rüşvet, terör,savaşlar, fit-ne fesad,sürekliKAOSvekorku, Organ mafyası,insan kaçakcı-lığı,sefalet,borsa manupilas-yonları,servet,faiz, şans oyun-ları, uyuşturucu,ırkçılık vb.) gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid'aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder.Yoksa cebr-i mut lak ile olsa ihtiyar kalmaz, gü-nah dahi olmaz." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Şuâlar 😭🌍😭🇪🇺😭🕋😭🇵🇸🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🕋🇪🇺🇩🇪🇹🇷🇺🇦😭🇷🇺😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • S.topuz

    21.01.2026 01:42:52

    "Rivayette var ki: "Fitne-i âhir-zaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz." Bunun için,binüçyüz sene zar-fında emr-i Peygamberîyle bü-tün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azab-ı kabirden sonra مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ وَ مِنْ فِتْنَةِ اٰخِرِ الزَّمَانِ (Deccalin ve âhirzamanın fit-ne,şerlerinden Allah'ıma sığını rım!)vird-i ümmet olmuş.Allah' u a'lem bissavab,bunun bir te' vili şudur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çeker,meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla,belki ze-vkle irtikâb ederler.Meselâ; Rusya'da hamamlarda kadın-erkek beraber çıplak girerler ve kadın kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok mey-yal olmasından seve seve o fitneye atılır,baştan çıkar ve fıtraten cemalperest erkekler dahi,nefsine mağlub olup o a-teşe sarhoşane birsürur ile dü şer,yanar.İşte dans ve tiyatro (makam,mevki,para,rüşvet, te-rör,savaşlar,fitnefesad,sürekli KAOS ve korku, Organ mafya-sı,insan kaçakcılığı,sefalet,bor sa,servet,faiz, şans oyunları,u- yuşturucu,ırkçılık vb.)..."

  • Bekir

    21.01.2026 00:54:06

    Bu önemli konunun anlaşılmasında Said Nursinin Avrupaya bakışının büyük katkısı olacaktır. Risalelerde bu konular genişçe anlatılıyor.

  • Mahmut

    21.01.2026 00:49:51

    “ Diyebiliriz ki, bizde, Özal ve AKP olmasaydı, AB’nin Küreselcilere tutsaklığını konuşmayacaktık. Ukrayna Savaşı’nda Türkiye Kiev’e taraf olmasaydı, Avrupa metropollerindeki gureba, çöplüklerde bira şişesi toplamayacaklardı... Ve Avrupa’da sosyal devlet, en acıklı halini yaşamayacaktı. AKP hükümetleri; BOP’ta, 11 Eylül’de, Arap Bahar’ında, Suriye, Kiev ve Gazze’de AB’ye ihanet ettiler. Marksist global elistlerle hareket ettiler. Belki de, “12 Eylül’den dolayı durmaya mecburduk,” diyenler olacaktır.” İşte bu noktalar karanlıkta bırakılıyor. Aydınlatılması lazım.

  • Cemal Özkaya

    21.01.2026 00:30:36

    Özal hakkındaki ifadeler tahminimce şok etkisi yapacak tarzda. Ne diğer nurcu kardeşlere nede Türkiye kamuoyuna bu yazı silsilesindeki Özal'ı kabul ettirmek mümkün değil. Çok cesur ve iddialı ifadeler. Okudukça hayretimin arttığını ifade etmeliyim

  • Mustafa coban

    21.01.2026 00:14:04

    AB bundan kötü günler yașadi.bunlarida aṣacaktir.her problemi bir de cözümü getirir.bu da cözülecek.ABD hegomonyasi kirilacak.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı