Bediüzzaman’ın, “Âhirzaman hadiselerini” tahlil eden eserlerini okuyamayanlar, yazdıklarımızı anlamakta zorluk çektiklerini söylüyorlar.
Haklıdırlar. Alt bilgileri burada vermemiz mümkün olmuyor. Dünyamızdaki hak-batıl mücadelesini, cihan hâkimiyetine koşan müstebit dinsizlerle hürriyetperver semavî dinler savaşını ve örtülü devam eden Birinci Avrupa-İkinci Avrupa savaşlarını göremeyenlere; süper güç gösterilen Çin’in İkinci Avrupa güdümünde müstebit bir devlet olduğunu nasıl anlatacaksınız? İngiltere’nin, AB’ye karşı temsil ettiği dinsiz burjuvaziyi efkâr-ı ammeye “liberalizm” olarak propaganda eden hâkim medyanın yalanlarına karşı, bazen de çaresiz kalıyorsunuz.
Barış ve demokrasinin zamanımızdaki temsilcisi AB’yi, 11 Eylül’den bu yana sıkıştıran Enternasyonal İhtilâlciler (Troçkiciler); Afganistan’da, Irak’ta, Arap Bahar’ında, Suriye’de, Kuzey Afrika’da, Ukrayna’da ve Gazze’de; ittifakın misyonunu savaş ve istibdat için kullandılar. Mücerred görünen manaların ispatları, arşivlerimizde mevcuttur.
Bediüzzaman’ın Kur’ânî adesesini esgeçen bazı dindar yazarlarımız, yanlış tahlilleriyle hem Müslümanları, hem de ümit bekleyişindeki mazlumları ye’se boğdular. Dönüp son beş sene zarfındaki ilgili yazılarını bir daha okuyabilselerdi, içinden çıkamadıkları ümitsizlik labirentlerinden halâs yollarını bulabilirlerdi. Yalnızca Ukrayna, AB, Gazze ve İran meselesinde değil; 11 Eylül dediğimiz “Yeni Dünya Savaşı”ndan bu yana…
Risale-i Nur talebeleri ilim/hikmetle Bediüzzaman’a tâbi oluyorlar. Said Nursî’nin Kur’ân’dan çıkardığı temel prensipler ve paradigmaların her gün yeni birisinin pratiğine şahit oluyorlar. Kendisine en yakın ülkeye gitme imkânı olmayan bazı yazarlarımızın, oturdukları yerden ABD ve AB aleyhine yazmalarına zaten alışığız. Lâkin mevzu, hükümete hadiseleri rapor etmekse, amme hukukuna giriyorlar. Bilemedikleri hususlarda fikir beyanına mecbur olmamalıdırlar. Ayrıca milleti balık hafızalı kabul ederek, son elli sene içindeki olaylar zincirinin halkalarını şuurluca milletten kaçıranlara, demokrasi haini veya AB düşmanı diyemeyiz mi?
Türk milletinden Turgut Özal meselesinin mahiyetini gizleyenlere ve onu merhum Erbakan eliyle demokrasiye musallat edenlere bilerek susanların; dünyada olup biteni doğru anlama iradelerinden de şüphe edersiniz. Alman kamuoyunda da mesele farklı değil. Helmut Kohl ile Angela Merkel hakkında yapılacak istatistikler, asla doğruyu gösterecek nitelikte değiller. Bizdeki enflasyonlar, banka felâketleri, Müslümanların göğsüne saplanmış Çekiç Güç hançeri, TESEV, özelleştirme ihanetiyle globalistlere devredilen millî sermaye, Turuncu Devrimler, Marksist Kürt Çözüm Projeleri, Beşşar düşmanlığı ve nice konular hakkında kalem oynatan meslektaşlarımıza ulaşamıyoruz. Bütün bunların AB ile alâkasına gelince…
İnsaniyetlerini insanca yaşamak üzere; hür, mülkiyetine/devletine sahip ve modern köleliğe direnenlerin, savunma niyetiyle kurdukları birliklere ve paktlara karşı çıkanların; –cehalet özür müdür?– global Marksistlere yardımcı olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dünya hâkimiyetine sermaye ve teknoloji ile koşanlar, mücadelelerini otuz seneden bu yana Davos’ta ilân ettiler. Neoconlarla koordineyi sağlayan Schwab (Troçkici kanatta, Kissinger’ın talebesi) demokrasiyi bitirmek üzere Batı parlamentolarına yerleştirdiği elemanlarından bahsetmişti. Bütün bunlar, demokrasi kalesi AB’yi zaptetmek içindi…
Türkiye’nin yüz yıldan bu yana, inkâr-ı ulûhiyetçilere karşı Hıristiyan Avrupa’yı desteklediğini biliyoruz. Şeklen üyesi olmasa bile, AB için öneminin tartışmasız olduğunu, ilgililer söylüyorlar. Diyebiliriz ki, bizde, Özal ve AKP olmasaydı, AB’nin Küreselcilere tutsaklığını konuşmayacaktık. Ukrayna Savaşı’nda Türkiye Kiev’e taraf olmasaydı, Avrupa metropollerindeki gureba, çöplüklerde bira şişesi toplamayacaklardı... Ve Avrupa’da sosyal devlet, en acıklı halini yaşamayacaktı. AKP hükümetleri; BOP’ta, 11 Eylül’de, Arap Bahar’ında, Suriye, Kiev ve Gazze’de AB’ye ihanet ettiler. Marksist global elistlerle hareket ettiler. Belki de, “12 Eylül’den dolayı durmaya mecburduk,” diyenler olacaktır.
Fakat Risale-i Nur’u dikkatlice okuyanlar, bütün bu tuzaklardan Allah’ın inayetiyle kurtuldular…