"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeşil Sol’un “Lâle Gül’ünden” bir Ayan Hırsi çıkar mı?

Şükrü BULUT
18 Haziran 2021, Cuma
Hikâyemizi daha önce işitmeyenler nezdinde, malûmu meçhul ile izah gibi bir yanlışa düştüğümüzün farkındayız.

Önce günümüzün hikâyesini kısaca arz edelim. Rızkını kazanmak üzere Hollanda’ya göç etmiş bir Türk ailesinin kızıdır, Lâle… Gurbetçi kızımızı dünya gündemine taşıyan organizeli kapitalist Marksistlerin hedefleri, artık dünya kamuoyunun meçhulü değil. Zira artık açıktan oynuyorlar oyunlarını… Semavî dinleri, insanî değerleri, demokrasiyi, fıtratı ve daha doğrusu insanı karşılarına alarak “İNSANİYETLE” savaştıklarını gizlemiyorlar. Avrupa’ya ilk geldiğimizde bu hücumlar, daha çok feminizm/kadın hakları formatında gerçekleşiyordu. Elbette köprülerin altından çok sular aktı. 

Fıtrat ile savaşın yeni cepheleri oluştu: YEŞİLLER hareketinin siyasî felsefesi, Diversty, Queer ve nihayet Sodomilik… FEMİNİZM öyle masum kaldı ki, bu dehşetin yanında. Şu gerçeği de belirtelim. Bu netice itibarıyla “İNSANLIK İLE VURUŞAN“ zümrelerin ilk yuvası ve destekçisi elbette Feminizm idi. Günah olarak Feminizm, bütün bozgunculukların temeldeki ortağı sayılır.

Kızımızın ailesince reddedilmesi, kendisine Ayan Hırsi ve Teslime Nesrin gibi lüks hayatlar ve servetler bağışlanması ve çok yakında Marksist kapitalistlerin aktaracağı paralarla adına bir vakıf ihsas ettirilerek Neoliberallerin hizmetinde çalışması onun bütün bağlantılarının haritasını ve anatomilerini ortaya çıkaracaktır. Bulunduğu ülkenin dilinde kendisini hâlâ güzelce ifadeden mahrum milyonlarca gurbetçi çocuklarımıza karşın Lâlecik, henüz yirmi üç yaşında yazdığı romanıyla dünyanın en meşhurları arasına girmiş. Meşhur sermayedarların ekranlarından bütün Avrupa’ya çeşitli vesilelerle tanıtılması buradaki Müslüman Türk toplumunun dikkatlerini çoktan çekmiş. Belki çok yakında bir edebiyat ödülü de tahsis edilir. Zira yazdığı roman, Hollanda’da en fazla satılan kitap imiş. Biliyorum, bana ”EN FAZLA SATILAN KİTAPLAR” tiyatrosunu hatırlatacaksınız. Global insaniyet, İslâmiyet ve demokrasi karşıtlarının ulusal-uluslar arası ağlarıyla organize ettikleri bu tiyatro ile propagandalarını küreselleştirmeye çalıştıklarını söyleyeceksiniz. Tıpkı, Hollywood senaristlerince kaleme alınmış “KIZIM OLMADAN ASLA” romanıyla İran üzerinden İslâmiyet’in itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı gibi. Zavallı Betty Mahmody… İsim kahramanlığını yaptığı bu kitabın rüzgârıyla bir kitap daha yazmak istedi, fakat nafile… Lâle’nin kalemiyle Hollanda’yı çalkalayan “YAŞAYACAĞIM” isimli kitabın hikâyesine benzer hikâyelerin sayıları, İkinci Avrupa entelektüellerin arasında o kadar mebzul ki… Yeter ki herhangi bir unsur, sosyal vakıa veya şahıs üzerinden İnsaniyeti temsil eden İslâmiyet’e zarar verecek bir çalışma yapıver. Eskiden Rothshild ve aveneleri bu masrafları çekiyorlardı. Şimdi ise, bilişim sektörü aracılığıyla dünyanın en zenginleri arasına yerleştirilmiş Neoliberal sermayedarlar bu işi daha kârlıca yapıyorlar. Para kazandıkları “Millî Devletlerden” kaçırdıkları vergilerle kurdukları vakıflar, bu çok hümanist ve hayırlı! Projeleri finanse ediyorlar. İnşaallah AB komiserleri bundan böyle, bu dehşetli haksızlığa seyirci kalmaya devam etmezler. Yine sadede, yani Hollandaca fevkalâde orijinal ve muhteşem bir edebi esere imza atmış Türkiye kökenli kızımızın hikâyesine dönelim.

Henüz kitabı elime alamadım. Çok yakında, Türkiye’deki Neoliberalizm çalışanları elbette dilimize kazandıracaklardır. Dinimize, kültürümüze, tarihimize ve demokratik değerlere “Geleneklerimiz ve hayatımız” üzerinden nasıl hücum edildiğini, belki de yüzüncü defa okuyacağız ve üzüleceğiz. Neoliberallerin hürriyet ve demokrasi anlayışlarında; başkalarının hürriyetleri tahrip, inançlarına hücum ve insanî değerleri tezyif esas olduğundan; bir edebi eserin meşhur olması da bu tahrip ve çatışmanın boyutlarıyla orantılıdır.

Lâle üzerinden “KADIN VE DİN” cephemize hücum eden siyasî partilerdeki Neoliberal ve YEŞİL Marksistler, hemencecik kızımızı şerrimizden kollamak üzere korumaya aldılar. İslâm’a karşı kullandıkları, sevdiklerinden ayırdıkları ve şöhrete kavuşturuyoruz deyip daha sonra paçavra gibi bir tarafa attıkları yüzlerce kadın gibi… Teslime Nesrin örneğinde olduğu üzere. Lâle’nin hikâyesini uluslar arası basından okurken; demokrasiye yabani ve çatışmacı Hollandalı politikacı Wilders’in ismiyle karşılaştık. İlginç olan burada, sağcı geçinen Marksist Wilders’in Lâle meselesinde kimliğini –yani aslında sol- faş etmesi oldu. Ve daha sonra; LBGT ve diğer bütün insanlık karşıtı hareketlere “demokrasi” ile sahip çıkarak Hollanda/ Amsterdam belediyesinin imkânlarını peşkeş çeken Yeşil Solun belediye başkanı Femke Halsema ile yine solun organize ettiği siyasetçiler, yazarlar, gazeteciler ve sözde aydınları bizim Lâleciğe kol-kanat germişler.

Ayan Hırsi, fakir ve arkası kuvvetli olmayan Somali’den geliyordu. Bütün benlik ve varlığıyla kendisini çalıştıranlara teslim olmuştu. Adeta Afrikalı bir köle. Yaptıkları zulüm ve kötülükler nispetinde efendilerinden iyilik gören zavallı birisiydi. Femke’yi yetiştiren vakıf, Ayan Hırsi’yi de yetiştirmişti. Öyle görünüyor ki, Lâle’yi de aynı vakıf organize etmiş. Demokrasi ve Semavî din düşmanlarının projesinde yeterlice çalıştırıldıktan sonra, hayatî tehlike bahanesiyle Amerika’ya gönderildi. Çalışması için bir vakıf verildi. Rüyasında göremeyeceği bir dünya hayatıyla mükâfatlandırıldı, Ayan Hırsi. Lâle’den de bu neticeyi alabilecekler mi, Marksist YEŞİL’in semavî din düşmanları…

Hiç zannetmiyoruz. Dedik ya, köprülerin altından çok sular aktı. Somalili kadının Hollandalı Müslümanlara verdiği zararı Lâle veremeyecek, gibi. Lale üzerinden Asya’yı, İslâmiyet’i, demokrasiyi ve insanî değerleri ne kadar itibarsızlaştırabileceklerini zaman gösterecek. Fakat günümüz şartlarının, Ayan’ın çalıştırıldığı zamanlardan daha zor olduğunu din ve ahlâk karşıtı Wilders kadar Halsema da biliyor. Fakat ne çare; New-York ve Londra’daki proje CEO‘ları bunu uygun görmüşler. Hollanda’nın sembolü olan LÂLE’yi, ASYA ve Türkiye’nin sembolü olan GÜL’den ayırmayı bir defa kafaya koymuşlar. Biz Müslümanlar için fark etmiyor; nihayet her ikisi de fevkalâde güzel çiçeklerdir. Aralarında rekabet olmaz, onların. İkisini de çok severiz. İçine düştüğü insaniyet karşıtı zümrece sevdiklerinden bir şöhret uğruna güllerinden ayrılan LÂLECİK düşünsün. Fakat hem Hollanda solunun ve hem de Hollanda devletinin dikkat etmesi gereken bir nokta daha var… Bütün bu tiyatrolar, hürriyetçi Hollanda halkı ile Hollanda vatandaşı Müslümanlarını karşı karşıya getirmemeli. Hollandalıları İslâm dünyasında mahcup ve zarar görmüş hale düşürmemeli… Femke ile Wilders’lerin içinde bulundukları bu oyunların hem Hıristiyanlara, hem demokrasiye ve hem de dünya barışına da zararlı olduğunu bu vesile ile hatırlatmış olalım… Ne dersiniz?

Okunma Sayısı: 1287
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İsmail Ertan

    20.6.2021 14:16:50

    Küfrün mahiyeti tüm özellikleriyle teşhir edilmese,aklı gözüne inanmış safderunları uyandırmak kolay olmayacak.

  • Zeliha

    19.6.2021 11:54:05

    Zindika artık gizlenmiyor. Çünkü güneş gibi İslamiyet en gizli köşeleri Nuru ile aydınlattı. Sahte karartmalarla sedace moral bozmaya çalışıyorlar.19. yüzyılda, dahî Avrupalı, Amerikalı feylesoflarin attığı iman tohumları belli ki meyve vermiş. İnşaallah lalelerde güllerde bu meyvelerden istifade edeceklerdir. Allah razı olsun çok ehemmiyetli bir konu.

  • Ekrem B.

    18.6.2021 18:51:56

    Kadın çok önemli bir simge. Tıpkı bayrak gibi. Tıpkı vatan gibi. Millet olarak gerekli değeri vermezsek düşmanlarımız bize karşı kullanacaktır...

  • Nura

    18.6.2021 18:15:30

    Demokrasiye ve insanlığa müdahale eden ana merkezin yansımaları dünyanın dörtbir yanında görülüyor. Bilinçli bir şekilde olan biteni taakip etmemiz lazım. Bu yazı da bize yol gösteriyor.

  • Sezai MUMCU

    18.6.2021 17:29:22

    1) Bizim AVRUPA'da kârimiz FITNE ve FESADI muhtelif nüanslari ile bize saldirilari esnasinda hanemizden DIN, AKLAK, ÖRF ve ADETLERIMIZIN kalkaniyla uzak tutmak kendi HÜRRIYET, ADALET alanimiz olan MAHREMIYET ALANIMIZI Allah'in avn ve inayetiyle korumaktir. Fazla uzaga gitmeden özvatanimizda bizi PARYA yapmaya calisan dessas INGILIZ Gladstone PLANI ile Kemalizm ve sonra PKK ve uzantilarini kurup TEMELDE KUR'AN, ISLAM DÜSMANLIGINI TE'SIS etmeye calismistir. Birakiniz siz filancinin ilke ve inkilaplarini ve doktrin ve ögretilerini sahte hürriyet, esitlik yan sanayi ürünlerini.

  • Sezai MUMCU

    18.6.2021 17:28:56

    2)Temel SALDIRI "KUR'AN ve ISLAM KARSITLIGI ve Müslümanlarin hayatindan bunlari silmek' Basdinsiz Zindik KAFIR'e MÜSLÜMANLARIN ÖZVATANINDA Kur'an icin Arapoglunun sacmaliklari dedirten baska nedir? Dessas Ingiliz GLADSTONE PLANIYLA yaptigi TAHRIBATI muhtelif zeminlerde MENFI IKINCI AVRUPA (galiba uzman teröristler bu zeminlere Kantonlari/vilayetleri diyorlar) kopyalayip sosyal hayata yapistirmak -tahrip, bozgunculuk kolaydir kaidesince- maharet degil, ama önlemek TEVHID inancina sahip herkesin hanesinde baslar! Hepimiz Cobaniz raiyetimiz olan aile fertlerimizden sorumluyuz! INSAAT ALANIMIZ/ Baustelle burasi! Ucaklardaki ikazlar kulagimiza küpe olsun tehlike aninda oksijen maskesini önce kendimiz takacaz ve en yakinimizdaki aile ferdimize yardim edecez!

  • Serap

    18.6.2021 16:24:15

    Dinsizliğin veya dinsizlerin deşifresi, elbette müslümanlara ve hristiyanlara kuvvet verecektir.

  • Salih

    18.6.2021 14:38:12

    Bu yazınızla global Marksizm'in dünyanın her yanına tezgâh kurduğunu, milletlere ve coğrafyalara göre çalıştığını öğrenmiş oluyoruz. Onların temel saldırı yollarını ve metotlarını bilmek, şerlerinden korunmak için güzel bir tedbirdir. Artık bu işin Amsterdam'ı, New York'u veya Çin'i kalmadı. Okuyup düşünenler için yazınız önemli ip uçları veriyor.

  • Niyazi Nur

    18.6.2021 14:30:43

    Zındıkayı etraf-ı erbaasıyla deşifre etmekte olan yazılarınız takdire şayandır, devam ediniz lütfen. Lale ve benzeri evlatlarımız, gençlik ve nefsanî hevesatlarının tesiriyle şer cephelerce de kullanılabilirler belki bir süreliğine, ama bir uyanıp kendilerine geldiklerinde de hizmetleri çok kavî olacaktır inşaAllah… Nurun intişarı hizmet ve gayretimize daha bir aşkla sarılıp bu gibi muhtaçlarımıza da şefkat ve sabırla bir şekilde ulaşmak akendamızda olsun lütfen.

  • Ahmet Danışmaz

    18.6.2021 14:04:13

    Sadece Hollanda için değil tüm Avrupa için geçerli. Maalesef her zaman içimizde n bir maaşlı ve hırslı köle bulunuyor.

  • Hüseyin

    18.6.2021 13:27:10

    (2)...Benzeşmenin normalleşmeye dönmemesi İslam medeniyetinin inşası için müslümanlarda bir gayret bir proje bir insan yetiştirme sistemi olarak risale-i nur fikriyatında yoğrulmuş çağı fenni bilimi hukuku demokrasiyi fikir ve inanç hürriyetini idrak etmiş içselleştirmiş kendinden emin bir yapının yeni bir neslin yetiştirilmesi gerekiyor..Yoksa batı medeniyetinin elinde oyuncak olmaktan animal gibi tasavvur edilmekten kurtulamayacağız...

  • Hüseyin

    18.6.2021 13:26:27

    (1)Dünya acayip bir yöne doğru evrilerek bazen de devrilerek bir meçhule doğru gidiyor.. Bir yandan hürriyeti kısıtlayanlar öte yandan hürriyeti alabildiğince sui istimal edenler..küresel çağda aynı zaman diliminde birbirine tezat anlayışlar oluşumlar... İnsanoğlu hürriyeti Ademoğlunun onuruna ayarlarına göre yaşamayı ve yaşatmayı beceremedi .. Küreselleşmenin tazyikiyle birlikte insanlar eşyalar nesneler kültürler  yönetimler inançlar  gitgide birbirine benzemeye başladı. Günün sonunda batı medeniyeti bütün bir dünyaya ruhunu fikrini zikrini şeklini üfledi  kendine benzetti gibi gözüküyor...

  • Abdurrahman

    18.6.2021 10:40:42

    Zındıka komiteleri uyumuyor, sürekli faaliyet halindeler, müslümanlar uyanık olmalı ve oyunlara gelmemelidir. Bu konuların gerçek mahiyetleri anlaşılması için tüm mecralar aktif şekilde kullanılmalıdır.

  • Haydar

    18.6.2021 10:02:39

    Öncelikle İslamiyete karşı her cepheden saldırılar yapılmakta. Lale gibi kullanılan kızlar, erkekler var. Türkiye’de ve birçok ülkede İslami olarak güzel gelişmeler var. Neoliberal ve şeytana uyanların son baharı bitip kışa girmek üzereler. Allah Nur’unu tamamlayacak

  • Mustafa coban

    18.6.2021 09:56:47

    Ihlas risalesinde ustad kufrun birlik beraberligini on plana cikarir ve sorar guclu olduklari halde neden birlik beraberlige bu kadar onem verirler.cunku aslinda zayiftirlarve kaybetme korkusuyla kendilerini birlikte çalişmaya mahkum hissederler.oysa ne kadar cabalasalarda kaybedeceklerdir.savaştiklari alemlerin sahibidir,azizdir,yucedir,.

  • sefer hoca

    18.6.2021 09:22:37

    Sinsi bir şeytaniyyeti deşifre eden bir yazı.Emeğinize sağlık

  • Halil İbrahim Karahan

    18.6.2021 04:48:37

    Allah razı olsun abi

  • Bedreddin

    18.6.2021 00:58:29

    Risale-i Nur, bu muztarip, perişan beşeriyetin en büyük bir saadeti olacağına imanımız pek kuvvetlidir. İnşaallah, Kur'ân'ın etrafına çevrilmek istenilen imansızlığın emansız sûrunu, Risale-i Nur temelinden kaldıracak, imansızlığın emânsız ateşini söndürüp, âb-ı hayat bahşeden şarâb-ı kevserini, bütün dünyaya emanlı iman vermekle içirecektir. اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

  • Kerem

    18.6.2021 00:18:51

    Fevkalade hassas ve müslümanlar için çok önemli bir yaraya parmak basmışsınız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı