"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kültürel iktidar ve iftiralara cevap

Süleyman KÖSMENE
02 Temmuz 2019, Salı
İstanbul’dan Hamdi Gocek: “Bu yazıda Üstad hakkında yalan yanlış bazı aktarımlar yapılmış. Cevap verilmesi gerekir diye düşündüm.”

Kültürel iktidar ele geçirilemez

Deveye sormuşlar: “Boynun neden eğri?” Deve demiş: “Nerem doğru ki?”

Bu başlığın ve bu başlık altındaki yazının neresi doğru ki?

Kültürel iktidar ele geçirilen bir şey midir? Komünist iktidarlar, doğu blokunda seksen sene halkın inançlarını yok saydılar. İnançları tepelediler. En sonunda ağızlarının payını aldılar. Seksen sene sonra ellerini halkın inançlarından çektikleri anda insanlar tekrar Kiliseye ve Camiye koştu.

Şimdilerde Bayram namazlarında Moskova meydanında, Cuma namazlarında Londra’da insanlar caddelere taşıyor, yolları kapatıyor. Ders olsun jakoben dünyaya!

Biraz Sosyoloji okuyan adam kültürel iktidarı ele geçirmekten bahsetmez. Bu cümleyi ancak Komünist veya jakoben birisi kurar. Çünkü kültürel iktidarı ele geçirmeye onlar çok uğraştılar. Ama baskıyla, ölümle, vahşetle, dehşetle koca bir halkın üzerine yürüdükleri halde, başaramadılar! Başaramazlar!

Stalin 250 bin insanı öldürdü, camileri ve kiliseleri ahır yaptı, ezanı ve çanı susturdu…

Kültürel iktidarı ele mi geçirdi?

Kültürel iktidar her zaman halkın elindedir. Halk bu iktidarını hiçbir siyasi partiye, hiçbir gruba, hiçbir cemiyete vermez!

Kültürel Mirasa Sadece Hizmet Edilir

Bir defa “kültürel iktidar” yanlış kavramdır; doğrusu “kültürel miras” olmalıdır.

Siyasi partiler, gruplar, cemiyetler, dernekler ve vakıflar halkın kültürel mirasına hizmet ederler sadece. Zenginlik katarlar. Ele geçirmezler, geçiremezler.

“İslamcı”lardan kastınız mevcut iktidar ise, şöyle diyebilirdiniz: On yedi yıllık iktidar kültürel mirasa neden hizmet edemedi? Zaten iktidar cenahı da bunu itiraf ediyor. Eğitime ve kültüre hizmet edemediklerini söylüyorlar. Bu soru, evet, üzerinde durmaya değer.

Şu bir gerçektir ki, halkın kültürü, geleneği, örfü, inanç değerleri, ibadet yapısı, sanat anlayışı öyle akşamdan sabaha iktidarın el değiştirmesiyle jakoben bir yaklaşımla değişmez. Değişir zannedenler değişim adıyla halka zulmederler. Ama zulüm de görse halk kendi değerlerinden taviz vermez.

Çin’de komünist, Myanmar’da Budist iktidarın, ülkelerinin asil vatandaşı bulunan Müslümanlara, dinlerini ve kültürlerini terk etmeleri için uyguladıkları insanlık dışı ölümcül baskı ve zulümlerin, Müslümanların kültürlerini ve dinlerini değiştirmesine yetmediği gibi...

Ama kültürel mirasa hizmet edilir. Fakat hizmet için de siyasal iktidarın arkasına sığınmaya ihtiyaç yoktur. Hizmetin kendi albenisi ve sürükleyiciliği, her iktidarda kendisine hareket imkânı bulur. Kültürel mirasa hizmet her zaman siyaset üstüdür ve siyaset üstü kalmaya devam edecektir.

Yazar İslamcıların zevk dünyasına da girmiş kendi aklınca. İslamcıların, eğlence noktalarında modern insana ayak uydurmak zorunda olduklarını, o yüzden rol modellerini dış dünyadan seçtiklerini, Said Nursî’nin bile İstanbul’a geldiğinde Beyoğlu yaşamına özlemini itiraf ettiğini yazmış. Tamamen uydurma! Said Nursî’nin iffet ve uzletle geçen bütün hayatı bu iftirayı yalanlıyor.

Yazar, Risale-i Nur’un sanat anlayışına girmiş ve tam anlamıyla çuvallamış. Ne sanatı anlamış, ne günah duygusunu! Ne Said Nursî’yi anlamış, ne sanatçıyı! Bir defa Risale-i Nur’da hakiki sanatkârın Cenab-ı Allah olduğu, doğru sanat anlayışının kişiyi Allah’ın eşsiz ve emsalsiz sanatını anlamaya götürdüğü ispat olunur. Allah’ın Sani ismine ve sanatkârlık sıfatına her fırsatta dikkat çekilir.

Ayrıntıya girmeyeceğiz. Ancak yazarın Said Nursî’yi “İslamcı”ların önderi göstermesi baştan yanlış. Said Nursî bir siyasi lider değil, siyasete manifesto denecek çapta yön verici makaleleri bulunan bir Müslüman âlimidir. İslam’ın slogana ve politik söylemlere ihtiyacı olmadığını, insanların irşad edilmesi gerektiğini, irşad kurumlarının siyasallaşmaması gerektiğini savunmuştur.

Şimdilik son sözümüz: Said Nursî’yi İslamcıların arkasından vurmaya çalışmayın. Said Nursî’yi Kur’ân’dan ve sünnetten yorumladığı kendi siyasi görüşleri ile vurabiliyorsanız, işte size hodri meydan! Ama kafadan uydurarak, iftira ve çarpıtmalarla değil; delil ve ispatla!

Okunma Sayısı: 1023
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı