"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Muallimleri değil, fenleri nasıl dinleyelim?

Süleyman KÖSMENE
24 Kasım 2021, Çarşamba
Salih Bey: “Bediüzzaman’ın Kastamonu’da kendisini ziyarete gelen talebelere ‘Muallimleri değil, fenleri dinleyiniz” tavsiyesini açar mısınız?”

İlimler Allah’tan Bahsederler 

İlimler ve fenler kâinatın bir büyük yaratıcısı olduğunu haykırırlar ve Allah’ı gösterirler. İlim adamlarının da en az ilimler kadar objektif olmaları gerekmez mi? İnsan nasıl oluyor da fennin objektif bilgisini kendi zihin dünyasında sübjektiviteye çeviriyor ve milyonları inançsızlığa sürüklüyor; şaşmamak elde değil!  

Bu bir faciadır ve bu inkâr faciası, son iki asırdır milyonları hakikatten kopardığı gibi,  maalesef dininden de koparmıştır. 

İşte Charles Darwin… 1809 doğumlu İngiliz Biyolog, insan dâhil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç atadan evirildiğini öne sürdü. İnsanın maymundan geldiğini iddia etti. Bu iddia başta felsefe olarak yola çıktı ise de, 1930’lu yıllarda hiçbir bilimsel kanıt ortada yok iken, bilim sayıldı ve Modern Biyolojinin temelini oluşturdu.   

Ardından bir sürü darwinci, evrimci, dinsiz, kibirli bilim adamı son asrın süfyani rejimlerini omuzunda taşıdı. Hiç şüphesiz bu rejimler kendi öğretmenlerini de üretti. İnkâr fırtınası fenden ve felsefeden gelince, cemiyetin dimağı buna dayanamadı!    

“Allah’ım Şeker Ver!”

Bir zamanlar öğretmen, “Çocuklar! Allah diye bir şey yoktur. Ama ben, işte görüyorsunuz ki varım! Eğer Allah varsa, şeker isteyin bakalım, verecek mi?” diyor. Çocuklar: “Allah’ım şeker ver!” diye bağırıyorlar. Bir süre Allah’ın şeker vermesini bekliyorlar. Allah şeker vermiyor. 

Öğretmen devreye giriyor: “Çocuklar! Şimdi benden isteyin!” “Öğretmenim şeker ver!”

Öğretmen önceden hazırladığı şekerleri çocuklara bir güzel dağıtıyor. Ardından ekliyor:

“Gördünüz mü çocuklar? Eğer Allah olsaydı şeker verirdi. Demek ki Allah yoktur!”

Öğretmen kıvrak zekâsıyla çocuklara Allah’ın olmadığını öğretiyor. Çünkü o da aynı münkir eğitimden geçmiştir. 

Köylü Ahmet Ağa öğretmeni çağırıyor. Bahçesini gezdiriyor. Öğretmene bir kazma veriyor. “Kaz bakalım öğretmen şurayı!” diyor. Öğretmen kazmayı toprağa bir vuruşta şeker kamışı çıkıyor. Ahmet Ağa soruyor: “Öğretmen, bu nedir?” “Şeker kamışı Ahmet emmi.” “Bu ne işe yarar?” “Şeker üretirler Ahmet emmi, bunu bilmeyecek ne var?” 

“Çocuklara şeker yarattığını söyleyerek şeker dağıtmışsın! Bunu bu toprağın içine sen mi koydun öğretmen?” “Yok, emmi yok!” “Bunu sen mi yarattın?” “Yok, emmi yok!” “Öyleyse çocukların kafasını neden karıştırırsın?” 

Bunlar masal değil, yaşanmış gerçeklerdir! Bu örnekler benim güzel Türkiye’mde maalesef çok görülmüştür. Bu günkü öğretmenleri tenzih ediyorum. Ama bir zamanlar böyleydi. Hala Biyoloji kitaplarımız Darwin’in iddialarını bilim diye öğreten kalıplarla doluysa, vay halimize!    

“Doğal Seçilim” Ne Demektir?

“Doğal seçilim” ne demektir? Yani, bir yaratıcı olmayacak, onca türler tek bir türden oluşacaklar, herkes kendi türünü bilinçli olarak seçerek ana türden kopacak, türler kendi kendine, bir yaratıcıya dayanmaksızın, evrim geçire geçire bu günkü hayata ulaşacaklar!  

Ne ala masal! Evrimin kocaman bir yalan olduğu, ne fosillerin, ne bilimsel gerçeklerin evrimi doğrulamadığı bugün görülmüştür. Geride kalan onca inançsız neslin hesabını kim verecektir?

1937 yılında Kastamonu’da Lise talebeleri Bediüzzaman’a soruyorlar: “Bize Hâlıkımızı tanıttır; muallimlerimiz Allah’tan bahsetmiyor.”  

Bediüzzaman onlara: “Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah’tan bahsedip Hâlık’ı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.”1 Diyor ve Eczacılık, Makine Mühendisliği, Gıda Mühendisliği, Askerlik, Elektrik Mühendisliği, Felsefe ve daha yüzlerce ilim ve fennin nasıl Allah’ı tanıttığını örnekleriyle Altıncı Meselede ders veriyor. 

Öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlayalım, ama şunu söylemeden geçmeyelim:

Risale-i Nur baştanbaşa ilmin ve fennin Allah’ı nasıl tanıttığının şahane örnekleriyle doludur. 

Bu gün eğitimin de, öğretmenin de bu zengin bilgilere tonlarca ihtiyacı vardır. Çünkü bu gün de çocuklarımız maalesef deizmin kucağındadırlar.    

Dipnot:        

1- Şualar ve Asa-yı Musa, Altıncı Mesele, s. 34

Okunma Sayısı: 1752
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan çalışan

    24.11.2021 11:30:10

    80 li yıllar,da, mahallemizde lakabı, " Kominist Cemal" diye biri vardı. O yıllarda üniversitde okumanın kendine sağladığı perestiş ile mahalenin çocuklarını etrafında toplar bu " şeker maslı" ile onların temiz beyinlerini bulandırıdı. Güneşli bir günde mahallenin tersisinin önünde konuşurken, terzinin sandalyesini alıp sırtını güneşe çevip otururken, "oh be güneş sırtımı ne güzel de ısıtıyor." Dedi. Bende ona, güneşin ısısı senin koministlerin elinde olsa idi biraz zor ısınırdın dedim. Bana dönerek "Sen çok tehlikeli bir adamsın" demişti. Aradan yıllar geçtikten sonra, eski oturduğum mahalleyi ziyarete gittiğimde, oda benim gibi ziyarete geldiği mahallemizin bakkalında karşılaştık.Ben bakkal arkadaşa dönerek sen bu Cemal abini tanıyormusun? dedim. Yok tanımıyorum dedi.Bende, bu Cemal abin, bu mahallenin bir zamanlar hızlı koministlerindendi dedikten sonra, Ona dönerek hala aynı cizgidemisin? Dedim. Yok ya ne Kominizimden ne insanlıktan ümidim kalmadı dedi.

  • Neslinur

    24.11.2021 10:50:19

    1940 larda kurulmuş olan köy enstitülerinin muallimlere vermiş olduğu kâr veya zarar?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı