"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ey Mazlûmların Sultanı (asm)

Tahir Zübeyir Ceylan
18 Mayıs 2019, Cumartesi 01:19
Şu satırlar, ahir zaman garipliğini en derin şekilde yaşayıp ifade edemeyen gönüllerin bir nebzecik tercümesidir. Veyahut bir niyâzı ya da dilekçesidir...

Ey miskin kalmış gönülleri dirilten âb-ı hayat nefhâsı, şu Ramazan ayının ahengine dizilmiş bereket tomurcuklarını sensiz hasata veremiyoruz. Dertle yoğrulan gönüllerin mahzuniyeti ses ve nefesimizi kesiveriyor işte. Dünyanın dört bir yakasında yankılanan inilti ve inhirafların sessiz çığlığı, vicdan medeniyetinin kubbesini başımıza indiriveriyor. Sen teşrif etmeden nasıl ki kız çocukları diri diri gömülüyordu; şimdi de biz gömülüyoruz Efendim. Mahzunların ahvalleri kör gözlerimize girecek kadar âyânken; bizler sessizliğe gömülmeye mahkûm oluyoruz. Küçük çocukların soğuk mermerleri şaklatmasından rahatsız olmuyor kulaklarımız. Ne bomba seslerini ninni yapan bebeklerin kanlı kundaklarını, ne de derin uykulara dalmak için deniz dalgalarını beşik yapan çocukların karaya vurmuşluğunu görüp işitebiliyoruz. 

Ah Efendim, taş kesilmiş vicdanlarımız. Ebu Cehil inadına gömülmüş tarafgirliğimizle günden güne uzaklaşmışız insaniyet ufkundan, Asr-ı Saadet’in titreyen vicdanından. Ne kadar da uzaklaşmışız merhamet ve vefa eşiğinden. Sen ‘müjdeler olsun gariplere’ buyururken, bizler mazlûmun başına üşüşen akbaba olmayı tercih ettik. Mahzun olan gönülleri teselli ufuklarında diriltmektense, diri diri gömmeyi âdet hâline getiren post modern cahilliği tercih ettik. Sen yetimken, bizler yetim bırakanlardan olduk. Sen öksüzken, bizler çocukları babalarının sıcak kucağına hasret bırakanlardan olduk. Uzayan gecelerin derinliğinde hıçkıra hıçkıra ağlayanların gözyaşlarından bîhaber olduk. Sırt sıvazlayan ellere, ahiret yörüngeli hayatlara, ubudiyet veçheli yüzlere ve daha nicesine... Daha doğrusu senin haşri andıran nefesine ne kadar da hasret kaldık Efendim.

İşte ey Mazlûmların Sultanı. Bizim de gönlümüz mahzun. Bizlerin de gözleri buğulu bugün. Kalplerimizin hoplayan afaganlarına derman ve necât bulamıyoruz. Sebeplerin kapısı bir bir yüzümüze çarpılmakta. Yalancı duyguların ve ahvallerin esiri olmuş hayatlarımız. Taketmiş şu sessizlik ve ifadesizliğimize sen tercüman ol Ey Garipler Sultanı. Öyle bir tercüman ol ki, Mekke’de katre katre yaşadığın hüzün senesinin en derinliklerinden alıp, Sen’i (asm) Mi’racına erdiren Allah’a kâb-ı kavseyn ufkunda arz ettiğin mahzuniyetin gibi, şu âciz ve takatsiz kalmış ahir zaman gariplerinin ahvalini de arz et. 

Şu fakir hecelerin şahitliğine benimle müşâhid olanların şahs-ı mânevisiyle birlikte haykırışımdır ki; biz dilsiz şeytan olmadık, lâl kesilip de susmadık. Mazlûm vicdanlarında her dâim arşa çıkan sesine tercüman olduk.

Şahit ol Ya Râb. Şahit ol Ya Râb. Şahit ol Yâ Rab....

Okunma Sayısı: 1135
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Müjdat Bayar

    18.5.2019 08:45:58

    Hislerimize tercüman olmuşsunuz ,Allah razı olsun.Yeni Asya'nın mazlumların yanında olduğuna şahidim.İyi ki böyle bir camiayı tanımışım.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı