Yaklaşık 10 senedir Yeni Asya’da aralıklı olarak yazmaktayım.
Bu süreçte yazarlıkla ilgili yaza çize bir aşama kaydetmiş olsam da öğrenilecek çok şey olduğunun farkındayım. Ancak öğrendiğim en önemli şeylerden birisi şu ki, yazıyı çok uzun tutmamak ve az sözle çok mana ifade edebilmek…
Yazmak her zaman benim için bir mutluluk ifade ediyor. Hele Yeni Asya’da yazmak; aynı fikirde, aynı meşrepte olduğum insanlara yazmak ve onların tetkiklerine, tebriklerine muhatap olmak çok güzel duygular getiriyor bana. Bu yüzden Yeni Asya okuyucusunu yormamaya önem veririm. Evet, uzun yazılar okuyucuyu yorar. Anlaşılması güç ifadeler okuyucuda zihin yorgunluğuna sebep olur.
Yeni Asya, Risale-i Nur’daki hakikatlerin daha iyi anlaşılmasına vesile olmaktadır. Dolayısıyla Yeni Asya’da yazmak, sadeliği, anlaşılırlığı beraberinde getirmelidir. Bu gazeteyi okuyarak Risale-i Nur’u tanıyanlar, Nur’larla bağını güçlendirenler çoktur. Risale-i Nur’u fikren savunan ve hakikatlerini basın yoluyla yayan Yeni Asya’nın, her kesimden insanlarca takip edilmesinin sırlarından biri belki de budur: Sade ve anlaşılır olmak.
Risale-i Nur eserleri, Kur’ân’dan bizlere derslerdir.1 Bu eserlerle muhatap olan kişilere Bediüzzaman Hazretleri şu uyarıda bulunmaktadır: “Bu dürûs-u Kur’âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müçtehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözler’in şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir.”2 Şerh etmek, sözün kapalı kısımlarını açıklayıp anlaşılır hale getirmektir.3 İşte Yeni Asya da, içerisindeki anlaşılır, sade ve kısa köşe yazılarıyla okuyanlar için bir anlamda yazılan Sözler’in şerhleri niteliğindedir.
Yazarlara hep şu uyarıda bulunur editörlerimiz, “Lütfen yazı 450 kelimeyi geçmesin.” Bu uyarının bir anlamda okuyucuyu kelime yoğunluğunda boğmamak içindir. Meseleleri biraz da zihinlere havale etmek, Risale-i Nur’un yöntemlerindendir. “… kısa keserek dikkatli fehminize havale ederiz”, “…ötekilerini sizin zihninize havale ediyorum”5 gibi ifadeleri Nurlar’da çokça görebiliriz.
Yine Risale-i Nur’da geçen şu ifade çok kıymetlidir: “Risale-i Nur, gayet fasih ve vecizdir. Sözün kıymeti; îcâzındadır, kısalığındadır.”6 Yine Üstad Bediüzzaman, hekimlerin şeyhi İbni Sina’nın şu sözünü aktarmaktadır: “İlm-i tıbbı iki satırla topluyorum. Sözün güzelliği kısalığındadır. Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört beş saat kadar daha yeme…”7 İşte bu yüzden Nurlar’la iştigal eden yazarlar ve okuyucular da sözün güzelliği olan kısalığına dikkat etmektedirler.
Evet, kısa ve öz yazmak bir sanattır ve bunun içinse çok okumak, anlamak gerekir. Çünkü bir yazar, ne kadar iyi anlarsa o kadar net ifade eder. Çok okumak, az yazmak bir yazarlık düsturu olmalıdır.
Dipnotlar:
1- Yirmi Sekizinci Mektup;
2- Yirmi Dokuzuncu Mektup;
3- TDV İslâm Ansiklopedisi;
4- Yirmi Dokuzuncu Mektup ;
5- Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı;
6- Sözler, Konferans;
7- On Dokuzuncu Lem’a