"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bayramlar, “bayram” olsun

Ali Rıza AYDIN
19 Mart 2026, Perşembe
Bugün, Ramazan’ın son günü; yarın ise, Müslümanın düğünü.

Dinî ve millî değerleri itibariyle hususî kıymeti haiz olan ve toplumun tamamını kapsayan müstesna günlerdir, bayramlar.

Bayram kelimesinin Arapçası, “âdet hâline gelen sevinç ve bir araya toplanma günü” manasındaki “îd”dir.

Bir ülkenin mazisinde vuku bulmuş ve başarısı milletine mal olmuş hatıralar “bayram” olarak anılır; dinî bayramlarda ise, insanın hem dünya, hem de ahiret hayatını ilgilendiren yüksek değerler bulunmaktadır. Dolayısıyla bayramlar, toplumların hayatında yer alan olağanüstü günlerdir.

İslâm dininde Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmak üzere iki bayram vardır. Her iki bayram da Hicretin ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır.

Ramazan orucu da ilk defe bu yıl farz kılınmış, bu ayı oruçla geçiren mü’minler sonraki ayın yani, Şevval ayının ilk üç gününü bayram olarak kutlamışlardır. Bu sebepten dolayı bu bayrama Ramazan Bayramı veya bayramdan önce fıtır sadakası verildiği için, “Fıtır Bayramı”1 da denilmektedir.

Hicretten sonra, Medine halkının İran geleneğinden gelen Nevruz ve Mihricân bayramlarını kutladıklarını gören Peygamberimiz (asm), “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle değiştirmiştir”2 buyurmuşlardır.

Ramazan Bayramı’nda, mü’minler, bir önceki ayı ibadetle geçirmenin sevinciyle, Allah’ın rahmetine ve mağfiretine nail olabilmenin ümidini taşırlar; bu heyecanı, bugünlerde yaşarlar.

Bayramlar sevinç günleri olduğu için, bu sevincin açığa vuruluşu olarak meşru dairede olan, günah unsuru bulunmayan oyun ve eğlenceler caiz görülmüştür.3

Saadet Asrındaki bayramlarda en güzel elbiseler giyilir, at ve deve yarışı tertiplenir; köle ve cariyelerin çaldığı “bendir” denilen zilli iri tef eşliğinde eğlenilirdi.

Nitekim,  Mescid-i Nebî’nin toprak zemini üzerinde bir grup Habeşlinin oynadığı mızrak - kalkan oyunlarını Peygamber Efendimiz (asm), eşi Aişe (ra) ile birlikte seyrettiği bilinmektedir.4

Her şeyde olduğu gibi ölçüyü aşmamak, orta yoldan şaşmamak gerekir.

Dinî bayramlar, aynı zamanda, duaların kabulüne vesile olan çok önemli günlerdir. Bunun içindir ki, Bediüzzaman; “Bayramlarda gaflet istila edip gayr-ı meşru daireye sapmamak için, rivayetlerde, zikrullaha ve şükre azim terkibat (teşvik) vardır”5 ifadesiyle bu mübarek günlerin ehemmiyetine dikkat çekmektedir.

Rabbimizin ikramı olan bu bayramları Onun rızası dairesinde, Onun hoşnut olacağı şekilde kutlamak; bayramların feyiz ve bereketinden, manevî hasılatından istifade etmenin gayreti içinde olmak, -bir cihette- bayramların hakkını vermektir.  

Rabbim cümle mü’min kullarını, bayramları “bayram” olan kullarından eylesin.

Dipnotlar:

1- TDV İslâm Ansiklopedisi, 5: 259.

2- Müsnad, 3: 103.

3- Müslim, Salâtü’l-İydeyn, 20.

4- TDV İslâm Ansiklopedisi, 5: 261.

5- Said Nursî. Lem’alar, s. 274.  

Okunma Sayısı: 177
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı