"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İsrafı önlemek de çözümlerden biridir

11 Ocak 2022, Salı 02:37
İsrafı engellemek ve kanaat etmek, giderleri azaltmada ve bütçe dengesini sağlamada çözümlerden biridir. ZarurÎ olmayan ihtiyaçların kısılması yoluyla gelir gider açığının kapatılması borç ve faiz riskine girme ihtimalini azaltır.

DİZİ: Risale-i Nur’daki İktisat ve Hukuk Prensipleri Çerçevesinde Faizle Mücadele - 2
TALHA FIRAT - Düzce Üniversitesi, Araştırma Görevlisi

***

1. Masrafları kısmak: 

İsrafı engellemek ve kanaat etmek, giderleri azaltmada ve bütçe dengesini sağlamada çözümlerden biridir. Said Nursî, su-i istimalatla hâcât-ı gayr-ı zaruriyenin hâcât-ı zaruriye hükmüne geçtiğini belirtmiştir. (Lem’alar s. 146) Zarurî olmayan ihtiyaçların kısılması yoluyla gelir gider açığının kapatılması borç ve faiz riskine girme ihtimalini azaltır. Devlet seviyesinde bakıldığında ise ithalatın azaltılması ile cari açığın kapatılması mümkündür. Fakat makro ölçekte bu konunun daha karmaşık ve kronikleşmiş bazı sorunlar ihtiva ettiğini belirtmek gerekir. İmalat sektöründeki ürünlerin üretiminde girdi olarak kullanılan ithal ara malı oranının % 70 oranlarında olması (TÜİK, 2020) ve petrol ve doğal gaz gibi enerji ürünlerinin ithalat yoluyla sağlanması zorunluluğu gibi sebepler yüzünden tüketim ürünleri haricinde ithalatın düşürülmesinde zorluklarla karşılaşıldığı görülmektedir. Burada yapılabilecek en uygun seçenek maliyet, vergi, satış fiyatı gibi kriterler göz önüne alınarak ülke içinde üretilebilecek ithal ürünleri tesbit edip bunların üretimi için teşvikler sağlanmasıdır. (Eğilmez, 2020)

2. Gelirleri arttırmak: 

Ferdî açıdan bakıldığında meşrû ve helâl yoldan insanların gelirlerini arttırmaya çalışmaları gelir gider dengesizliğini düzeltmek için bir yöntemdir. Böylelikle harcama ve giderler karşılanmaktadır. Fakat Said Nursî’nin ifade ettiği gibi bu zamanda sadece para kazanmaya yönelik bir çabanın karşılığında iman, ahlâk, haysiyet ve hizmet-i Kur’âniye’ye çalışmakta kullanılabilecek zaman gibi çok önemli değerlerin kaybedilmesi gibi tehlikeler de söz konusudur. 

Evet, ehl-i dünya, hususan ehl-i dalâlet, parasını ucuz vermez, pek pahâlı satar. Bir senelik hayat-ı dünyeviyeye bir derece yardım edecek bir mala mukabil, hadsiz bir hayat-ı ebediyeyi tahrip etmeye bazen vesile olur. O pis hırsla, gazab-ı İlâhîyi kendine celb eder ve ehl-i dalâletin rızasını celbe çalışır. (Nursî, Mektubat: 710)

Ey kardeşlerim! Eğer ehl-i dünyanın dalkavukları ve ehl-i dalâletin münafıkları, sizi, insaniyetin şu zayıf damarı olan tamah yüzünden yakalasalar, geçen hakikati düşünüp, bu fakir kardeşinizi numune-i imtisal ediniz. Sizi bütün kuvvetimle temin ederim ki, kanaat ve iktisat, maaştan ziyade sizin hayatınızı idame ve rızkınızı temin eder. Bahusus size verilen o gayr-ı meşrû para, sizden, ona mukabil bin kat fazla fiyat isteyecek. Hem her saati size ebedî bir hazineyi açabilir olan hizmet-i Kur’âniyeye sed çekebilir veya fütur verir. Bu öyle bir zarar ve boşluktur ki, her ay binler maaş verilse, yerini dolduramaz. (Nursî, Mektubat: 710-711) 

Yukarıda bahsedildiği gibi daha çok kazanma hırsı karşılığında çok pahalı bir parayı alma riski vardır. Bu yüzden iktisat ve kanaat düsturunun daha kolay, selâmetli, kısa ve tehlikesiz olduğu ifade edilmektedir.

Evet, iktisat etmeyen, zillete ve mânen dilenciliğe ve sefalete düşmeye namzettir. Bu zamanda isrâfâta medar olacak para çok pahalıdır. Mukabilinde bazen haysiyet, namus rüşvet alınıyor. Bazen mukaddesât-ı diniye mukabil alınıyor, sonra menhus bir para veriliyor. Demek, mânevî yüz lira zararla maddî yüz paralık bir mal alınır. (Nursî, Lem’alar: 358)

Ülke ekonomisi düzeyinde bakıldığında ise ödemeler dengesini sağlamanın diğer bir yolu ihracatın artması ile ülkeye döviz girişinin sağlanmasıdır. Bu yolla döviz açığını ve döviz borcunu finanse etmek için dışarıdan borç para bulma ve faiz ödeme durumundan da kaçınılmış olunur. 

3. Tasarrufları kullanmak:

Üçüncü olarak borç ve faiz aşamasına gelmeden önce gelir gider açığını kapatmak için kullanılabilecek bir diğer yöntem ise tasarrufların kullanılmasıdır. Aniden beliren, öngörülemeyecek ve gelirlerin yeterli olmayacağı durumlarda ortaya çıkabilecek masraflar, harcamalar ve giderlerin, borç alma yoluna gitmeden eldeki tasarruflarla karşılanması mümkündür.

Dar’ül-Hikmet’il İslâmiyede aldığım maaştan çoğunu, o zaman yazdığım kitapların tab’ına sarf ettim; az bir kısmını hacca gitmek için sakladım. İşte o cüz’î para, iktisat ve kanaat bereketiyle on sene bana kâfi geldi ve yüz suyumu döktürmedi. Daha o mübarek paradan biraz var. (Nursî, Tarihçe-i Hayat: 350) Yukarıda Said Nursî’nin ifade ettiği ve kendi hayatında da uyguladığı gibi tasarruf, iktisat ve kanaat ile ihtiyaçların ve giderlerin karşılanabileceği görülmektedir. 

Fertler gibi devletler de âcil durumlarda ve ihtiyaç zamanlarında ortaya çıkan giderleri karşılayabilmek için belirli miktar kaynağı hazır bulundurmalıdır. Devletler, tabiî afet, yangın, savaş, salgın gibi öngörülmesi nispeten zor olan ve âcil paraya ihtiyaç duyacağı olağanüstü durumlarda, dışarıdan borç bulmak yerine ülke birikimlerini kullanmaları mümkündür. Aynı zamanda yatırım için ülkenin iç tasarruflarının bulunması gerekmektedir. Ülkelerin yeteri kadar iç tasarrufa sahip olmaması yatırım için dış kaynak aramasına sebep olmaktadır. Dışarıdan alınan borçlar ihracata konu olan sektörlerde verimli şekilde kullanılmazsa fon ihtiyacını karşılamak için daha fazla dış borç alımına yol açar. Yani dışarıdan alınan dövizler ihracat yoluyla döviz getirecek üretim alanlarında harcanmazsa, alınan borçları ödemek için daha fazla dış borç alımına gidilecektir. Böylece dış borç ve faiz oranları artmış olacaktır. (Sever ve Mızrak, 2019:269)

4. Borç/Finansman: 

Yukarıda bahsedilen üç aşamada gerekli adımların atılamaması, gelir gider açığını kapatmak ve bütçe dengesini sağlamakta kullanılan son aşama olan borçlanma ve bu yolla faiz ödeme durumuna sebep olmaktadır. Kısaca ifade etmek gerekirse hem mikro hem de makro ölçekte ekonomi yönetiminin iyi yapılamamasının bir sonucu olarak faiz problemi ile karşılaşılmaktadır. Yani, burada faiz, ekonomide hem ferdî anlamda hem ülke anlamında bütçe dengesizliğinin sonucu olarak ortaya çıkan borçlanmanın getirdiği bir durumdur.

Ferdî açıdan nispeten uygulanabilir olarak görülse de devlet seviyesinde bakıldığında on yıllar boyunca oluşan kronik sorunlara kalıcı çözümler getirmek ve yukarıdaki ilk üç maddeyi yerine getirmek için “ekonomik yapısal reformlar”a ihtiyaç vardır.  (Eğilmez, 2020) Burada şunu ifade etmek gerekir ki, yukarıda bahsedilen cari dengenin sağlanması için ortaya konulan alternatiflerin kısa vadede gerçekleşmesi çok mümkün değildir. Ülkenin sahip olduğu kaynaklar ve imkânlar sebebiyle birkaç yıl içerisinde ihracatı hızlı bir şekilde arttırması veya enerji veya ara malı ihtiyacı gibi bazı kronikleşmiş dış bağımlılıklar sebebiyle ithalatın hemen düşürülmesi gerçekçi bir durum değildir.

Peki kısa vadede döviz girişi sağlayacak, hem döviz kurunu hem enflasyonu hem faizi hem de işsizliği düşürmek için ne gibi çözümlere başvurmak gerekir? Bu çözümler aşağıda sıralanmaktadır:

a. Sabit Sermaye Yatırımı: Bu kavram fabrika, tesis, teçhizat, makine gibi üretim sürecinde kullanılan varlıkları tanımlamak için kullanılmaktadır. Ülkeye gelen yabancıların bu yatırımlarının uzun vadeli ve kalıcı olmasından dolayı ülke için gelir, üretim ve istihdam anlamı taşımaktadır. Bundan dolayı dışarıdan gelecek yatırımlar arasında en çok istenilen yatırım çeşididir. (Karacan, 2010:76) Fakat bu yatırımlar çok uzun vadeli bir süreci kapsayacağı için bu yatırımların gelmesi o ülkenin sunduğu ekonomik avantajların yanı sıra politik ve hukuki alanda güvenilir ve öngörülebilir olması ile de yakından alâkalıdır. Güvenilirlik ve öngörülebilirlik ise bağımsız hukuk sistemi ile mümkün olmaktadır. (Dilber ve Nur, 2017: 39)

b. Portföy İşlemleri: Burada döviz girişi yabancıların hisse senedi veya kısa vadeli borç senedi (tahvil, bono vb.) alımları ile sağlanmaktadır. (Eğilmez, 2018)

c. Borçlanma: Türk bankalarına açılan kısa vadeli krediler, reel sektöre açılan kısa vadeli krediler ve yabancıların Türkiye’deki bankalarda açtığı mevduat hesaplarını ihtiva eder.

Yukarıdaki son iki madde “sıcak para” olarak da ifade edilen likidite bolluğunu getirerek ülkelere bir ferahlama sağlar. Sıcak para kısa vadede ekonomide bir rahatlama getirebilir, fakat riskleri vardır. Kredi, portföy yatırımı ya da faizli getirilere yatırım gibi yatırımlarda en küçük bir risk oluştuğunda, politik veya ekonomik dalgalanma yaşandığında yabancıların paralarını alıp ülkeden çıkma ihtimalleri yüksek olduğu için ülke ekonomilerinde kırılganlığı arttırır. (Tanrıöven ve Kurt Cihangir, 2016:3)

4. Gelişmiş Ülkelerin Faizle Mücadelesi: İskandinav Ülkeleri ve Japonya Örnekleri

Risale-i Nur’da din-i hakikiyi arama çabasında örnek gösterilen İskandinav ülkeleri ve Batı’nın ilim ve tekniğini alarak ahlâk-ı seyyiesini uzak tutmada misal verilen Japonya gibi ülkelerin ekonomik gelişmişlikleri ve sıfır seviyelerindeki faiz oranları ile ekonomik alandaki başarılı adımlarının da örnek alınması ve ekonomik başarılarına zemin hazırladığı görülen siyaset ve yönetim modellerinin de dikkatle incelenmesi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. 

Bu asrın Kur’ân’a şiddet-i ihtiyacını hissetmekte İsveç, Norveç, Finlandiya’dan geri kalmamak size elzemdir. Belki onlara ve onlar gibilere rehber olmak vazifenizdir. (Nursî, Emirdağ Lâhikası: 376)

Kesb-i medeniyette Japonlara iktida bize lâzımdır ki, onlar Avrupa’dan mehasin-i medeniyeti almakla beraber, her kavmin mâye-i bekası olan âdât-ı milliyelerini muhafaza ettiler. Bizim âdât-ı milliyemiz İslâmiyette neşvünema bulduğu için, iki cihetle sarılmak zaruridir. (Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri: 175) 

Risale-i Nur’da yer alan; Kur’ân hakikatlerini aramada örnek gösterilen İsveç, Norveç ve Finlandiya ile medeniyetin zunub ve mesavîsine  set çekip mehasinlerini uygulamaları ile hüsn-ü misal olarak gösterilen Japonya’nın ekonomi ve demokratik gelişim ile ilgili verileri Tablo 1’de gösterilmiştir.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 1159
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    11.1.2022 16:48:14

    Rivayette var ki: "Ahirzamanın eşhas- ı mühimmesinden olan SÜFYANIN eli DELİNECEK. " Allahü e'lem! Bunun bir te'vili şudur ki:Sefahet ve lehviyat için gayet israf ile elinde mal durmaz,israfata akar.Darb- ı meselde deniliyor ki:"Filan adamın eli deliktir."Yani çok müsrifdir. İşte Süfyan israfı teşvik etmekle,şiddetli bir hırs ve tamaı uyandırarak,insanların o zayıf damarlarını tutarak kendine msahhar eder diye bu Hadis ihtar ediyor.İsraf eden ona esir olur,onun damına düşer diye haber verir.( Risale-i Nur).

  • Ahmet Cinali

    11.1.2022 11:15:25

    Maşaallah, barekellah; kardeşimizin mükemmel araştırma ve çalışmalarını alkışlayarak yazının devamını sabırla ve merakla bekliyorum. Allah gayret ve başarısını artırarak daim kılsın inşaallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı