Biz ebeveynler ve toplumun birer ferdi olarak, çıkan bu yangınları söndürmek için önce çekirdek olan aileyle başlayan eğitimi tekrar gözden geçirme zamanı.
Bilhassa küçüklükten başlayan eğitim olmalı. Çünkü bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet’in ve imanın erkânlarını ruhuna sindirebilir. Öyleyse tam da şu anda ellerimizden telefonu bırakarak başlamalı sohbet ederek, kalpten bir bağ kurarak sevgiyle dinlemeli. Efendimiz (asm), çocuklara bir şeyi öğretmeden önce onu bizzat yaşardı. “Biz elimizde telefonla ‘kitap oku’ dediğimizde veya televizyon karşısında ‘ibadetlerini aksatma’ diye nasihat ettiğimizde, o yangına su değil benzin dökmüş oluyoruz. Çocuğun seccadede bir baba, elinde kitap olan bir anne görmesi, binlerce nasihatten daha tesirlidir.” Unutmayalım ki; o (asm), ‘Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlâktan daha kıymetli bir miras bırakamaz’ buyurarak bize asıl hedefi göstermiştir.” Onlara kendilerini değerli hissettirmeli, hayatın yalnızca okul derslerinden notlarının sınavlarının iyi olması veya makam mevki güzel bir üniversite iyi bir maddiyat değil, ahlâklı imanî değerlere sahip, merhametli, saygılı olmasını dilemeli bunun için çaba göstermeliyiz. Sadece kendi evlâdımıza değil, ümmet olarak bütün evlâtlara sahip çıkmalıyız. Camide, sokakta, komşulukta çocuklara şefkatle yaklaşmalı, kendi evimizde gösterdiğimiz o güzel ahlâkı, komşunun çocuğuna da bir tebessüm ve bir selamla yansıtmalıyız. Zira bir çocuk, dışarı çıktığında da sığınabileceği ‘emin’ büyükler görmelidir.
Evet yangın büyük, imtihan şiddetli ama elimizle taşıyacağımız bir kova su bile o kadar ehemmiyetli ki benim çabamla ne olur değil çok şey değişebilir. Toplum olarak zararlı içeriklere (sosyal medya, gündüz kuşakları, mafya dizileri) karşı sesimizi yükseltmeli, fiilî duamızı eksik etmemeliyiz. Gözümüzle görmediğimiz yerlere ve elimizin ulaşamadığı şekilde sadece Rabbimize emanet ettiğimiz evlâtlarımıza ve ümmetin evlâtlarına dua etmeliyiz. Ümitvârız çünkü ‘’Şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır” inşallah. Maddî yangının Hz. İbrahim’e serinlik ve selamet verdiği gibi bizim manevî yangınlarımıza da Rabbim serinlik ve selâmetlik versin!