Açıklanan enflasyon rakamları ve diğer rakamlar, Türkiye ekonomisinin iyi idare edilmediğini gösteriyor. İlgili bakanlar daha önce yaptıkları iddialı açıklamalarda 2025’in ilk aylarında yılık enflasyonun yüzde 20’lere düşeceğini müjdelemişlerdi.
Şubat 2026 tarihli habere göre kamuoyu ile paylaşılan resmî açıklama şöyle olmuş: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın ilk enflasyon raporunu 12 Şubat’ açıkladı. Raporda en dikkat çeken bilgi, yılsonu enflasyon tahminlerinin yükseltilmesi oldu. TCMB 2026 sonu için tahminlerini ikişer puan artırdı: %13-19 arasında olan tahmin aralığı %15-21’e yükseltildi. Yılsonu enflasyon hedefi ise %16’da sabit bırakıldı. Bu hedef 2027 yılı için değiştirilmeden %9’da tutulurken, ilk kez açıklanan 2028 hedefi %8 olarak belirlendi.” (bbc.com/turkce, 12 Şubat 2026)
Esasında bu rakamlar açıklandığında da gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğu konuşulmuştu.
Nitekim 2026 Nisan ayında tüketici fiyatları aylık yüzde 4,18 artarken, yine bu ayda yıllık enflasyon yüzde 32,37 olarak gerçekleşti. Peki, yılsonu için yüzde 16’yı hedef olarak ilân eden idareciler bu neticesi nasıl yorumlayacaklar?
Bütün kabahat, hesapta olmayan İran-ABD savaşına yıkılmak isteniyor; ancak savaş sadece Türkiye’yi etkilemiyor ki? Çünkü dünyanın başka ülkelerinde enflasyon bu nispette artmıyor. Hatta dünya üzerindeki 100 ayrı ülkede yıllık enflasyon yüzde 5’in altında gerçekleşiyor. Aynı dünya ekonomik şartlarında başka ülkelerin yapıp da ülkemizin yapamadığı nedir? Bu sormak ve bunu tartışmak icap etmez mi?
Tabiî ki ekonomik meseleler daha çok konuşulsa da Türkiye’nin başka büyük dertleri vardır. Yani ekonomi kötü de hukuk sistemi iyi mi? Ekonomi fena da, eğitim sistemi düzgün mü?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin açıkladığı son kararlar hukuk sahasında ciddi sancıların olduğuna işaret ediyor. Zaten çoğu uzman ekonomini düzelmesi için önce “hak, hukuk ve adalet” meselesinin düzelmesi gerektiğini beyan ediyorlar. Ne hikmetse Türkiye’yi idare edenler bu noktadaki tavsiyelere kulak asmama noktasında ısrar ediyorlar.
Dışarıdan yatırımcı gelsin diye çeşitli kararlar alınıp teşvikler ilân ediliyor. Buna rağmen ciddi bir ‘yabancı yatırım’ın gelmediği ortada. “Hukuka dönüş” için para dahi icap etmediği halde, idarecileri bu adımları atmaktan uzak tutan sır acaba nedir?
Maalesef ülkemiz hızlı bir şekilde “hak, hukuk ve adalet yolu”ndan uzaklaşmış durumdadır. Daha ilk günden bu yönde yapılan ikazlara kulak verilmedi. Bunca zarara rağmen “hukuk yolu”na dönüş için bugün de geç kalınmış değil. Atalarımız ne demiş: Zararın neresinden dönülse kârdır. Türkiye yarını beklemeden hemen bugün “hukuk yolu”na dönmelidir vesselam.