"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ceninin hukuku

Yasemin GÜLEÇYÜZ
26 Ağustos 2020, Çarşamba
Kadın hürriyeti, ecdadın tabiriyle “hürriyet-i nisvan” hareketinde tartışma konularından biri de kürtaj.

Cinsel hürriyeti savunan çoğu feminist kürtajı bir doğum kontrol aracı olarak görüyor. Sadece ülkemizde değil,bütün dünyada genel tablo böyle. Sloganlar da hemen her yerde aynı felsefeden kaynaklanıyor:

“Benim hayatım, benim vücudum. Benim kararım. Karışmayın!” 

Geçtiğimiz yıllarda izlediğim bir haberde İspanya’da kürtajın serbest bırakılmasına sevinenlerin çoğunun er- kekler olduğunu ibretle müşahede etmiştim.

Geçtiğimiz yıllarda ülkemizde kürtajın serbest bırakılması hengâmesinde medyada kürtaj karşıtı olan çoğu makalenin yazarı erkekti. Açıkçası erkeklerin hassasiyetini satırlardan takip etmek sevindiriciydi. Zira şurası bir gerçek ki, kürtaj kararlarının çoğu anne ve baba tarafından ortaklaşa alınıyor. Yani kadınlar bu kararlarında eşlerinden, erkeklerden destek görüp, yüreklendiriliyorlar.

FEMİNİST ERKEKLER

Bu hengâmede kimi erkek yazarların kürtajın serbest bırakılması ile ilgili yazılarıysa ibretliydi. Onlar kısaca “feminist erkekler!”di. 

Kaleme aldıkları satırlar aslında feminizm akımının erkeklerin işine yaradığını, onlar tarafından desteklenip nasıl gündemde tutulduğunun da delilleri hükmündeydi. Bu sayede erkekler kadınları daha rahat kullanabiliyorlardı! Sözgelimi biri kız arkadaşının eşinden boşandıktan sonra hamileliğini fark ettiğini ve çocuğu dünyaya getirmek istemediği için kürtaj kararı aldığını, bu safhada ona verdiği desteği anlatıyordu. Yazısı “Ülkemde böylesi de yaşıyormuş!” dedirtti. Boşanmış olduğu eşinden çocuk dünyaya getirmek istemediği için onu rahminden kazıtmak ve bunu babasından habersiz olarak gerçekleştirmek kadınların dehşetli bir kararı! Bu karara destek olan erkek ve operasyonu gerçekleştiren kişi de hakikatte işlenen cinayette suç ortağı…  

Tebbet Sûresi’nde yerilen, Ebu Lehep ve eşinin benzerleri ahir zamanda çok. Felâket ve helâket asrında “insan gibi insan” olabilmek avuçta kor tutmakla eşdeğer!

İDDET MÜDDETİ

İddet, İslâm’ın boşanan ya da eşi ölen kadınlar için geçerli olan bir hükmü. Belli bir süre zarfında kadın süslenmiyor, evlenmiyor. Ona evlilik talebi ile de gidilemiyor. 

Kadın boşanmışsa, bu süre zarfında nafakası eşi tarafından karşılanıyor.   

İddet müddeti hükmü son derece insanî. Doğması muhtemel olan bebeğin hukuku güvence altına alıyor. Babasının kimliğini belirleyerek nesebi koruyor. Babasının mirasından faydalanabiliyor, vs. 

Zaten dinimizde insanı insan yapan bütün değerler en güzel şekilde kesin hükümlere bağlanmış durumda. Hiçbir konuda zihinde şüphe bırakacak bir nokta yok! Bediüzzaman Hazretleri İslâm dini için “İnsaniyet-i Kübra” tabirini boşuna kullanmıyor.

HÜLÂSA 

Bediüzzaman Hazretleri’nin ahir zamanda İsevilerin de tabi olacağını söylediği “Şeriat-ı Ahmediye” kendi içinde muhteşem bir sistem. Sadece dünyada ve ülkemizdeki kürtaj tartışmalarını takip etmemiz bile bu gerçeği görebilmemiz için yeterli.

 Zulmün artık küreselleştiği bir ortamda, insanı yücelten ve değer veren bir hukuk sistemine her geçen gün ihtiyaç artıyor. İnsan hukukunu yücelten bütün değerler İslâm’ın adalet sisteminde mevcut! 

Zira, dinimizde insan hakları anne rahminde henüz bir ceninken başlıyor!

Okunma Sayısı: 1462
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • UMUT AKKURT

    26.8.2020 14:01:25

    merhaba, yazı güzel olmuş fakat yazı başlığı ile ilgili olan tek yer yazınızın son cümlesi. Ben gerçekten anne karnındaki ceninin hakları ve hukuki kişiliği ile ilgili hukuki bir yazı olacak zannıyla okumuştum. Zira hukukta kişi kavramı ayrıntılı açıklanır. Selamlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı