"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Pandemili koronada iktisat dersleri

Yasemin GÜLEÇYÜZ
30 Eylül 2020, Çarşamba
“Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Hayatın gayesi nedir?” sorularının cevaplarının yanlış yerde aranması ya da boş bırakılması insanın kendine yabancılaşmasını da beraberinde getiriyor.

İnsanın kendine yabancılaşması yeni tüketim alışkanlıklarını ortaya çıkarıyor. Sanki insan içindeki o büyük manevî boşluğu tüketim çılgınlığı ile doldurmaya çalışıyor. Sorular cevaplarını bulamadıkça tüketim çılgınlığı da artıyor.

Öyle ki sözgelimi çevre bilimciler okyanus canlılarında gün geçmiyor ki biriken plastik atıkların videolarını görsellerini paylaşmasın. Balinanın midesinden Hindistan menşeli gıda paketi, Portekiz menşeli plastik eşya ile birlikte çıkarılıyor…

Denizin derinliklerindeki balıklar bile tüketim çılgınlığından nasiplerini alıyorlar…

Uzay bilimciler fezaya fırlatılan roketlerin orada bir çöplük oluşturduğunu söylüyorlar.

Hayatımızdaki gerçek boşluklar nelerdir? 

Bu boşlukları görebiliyor ve duygusal ihtiyaçlarımıza kulak verebiliyor muyuz? Alış veriş çılgınlığı ile bu manevî boşluğu doldurmak mümkün müdür?

ONİOMANİA

Mütefekkirler son zamanlarda şehir merkezlerinde sayıları hızla artan alış veriş merkezlerinin yeni nesiller için “tüketim mabedleri” olduğu konusunda hemfikir.

Çoğu insan çalışıyor, harcıyor. Daha çok harcamak için daha çok çalışıyor. Hayatlar çalışmakla alış veriş merkezleri arasında adeta sıkışıyor. Herkes durmaksızın her şeye sahip olmak istiyor. Hafta içi yoğun çalışma saatleri hafta sonu yoğun alışverişleri beraberinde getiriyor.

İnsanlar çoğu zaman ne aldıklarını ya da aldıklarının gerçek ihtiyaçları olup olmadığını düşünmüyorlar bile. Kullanılmayan eşyalar atılıyor. Ya da evin bir köşesinde tozlanmaya bırakılıyor. Tamirciler ve terziler tarihe karışıyor.

Geçtiğimiz yıllarda gazetelerde Batı toplumlarında çok sayıda “alış veriş bağımlılığı- oniomania” tedavi merkezleri kurulduğuna dair haberler vardı.

“Dİ”Lİ GEÇMİŞ ZAMAN EKİ

Yukarıdaki satırların sonuna “di” li geçmiş zaman eki getirmek gerek. Çünkü pandemili korona “İlâhî emirber bir nefer” olarak bütün dünyaya ard arda dersler vermeye devam ediyor.

Salgın ya da aslında sınırsız tüketim çılgınlığı sebebiyle bozulan ekonomik denge, kapanan işyerleri, artan işsizlik, evde geçirilen zamanları artıran sokağa çıkma yasakları hayatın akışını yavaşlattı. Düşünmeye, okumaya, iç dünyamıza gözlerimizi çevirmemize sebep oldu.

Tüketim ekonomisinin önemli çarklarından biri olan moda sektörü bile eskileri yeniden değerlendirmeye yönelik modeller sergileye başladı. Terziler, tamirciler yeniden keşfedildi…

HÜLÂSA

Herkes dersini aldı mı? Bunu zaman gösterecek. Öğrenilmeyen dersler kavranana, hazmedilene kadar pandemili korona dersini vermeye devam edecek.

“Nereden geldim? Nereye gidiyorum? 

Hayatın gayesi nedir?” sorularının doğru cevabı bulununcaya kadar...

Okunma Sayısı: 2091
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz yiğiter

    30.9.2020 06:46:24

    Güzel bir tefekkür penceresi. Musibetin dilinden "aynı dert içinde dermanı buldum" hakikatinden mülhem veya asayı musa gibi ihtiyaç halinde uzaklara gitmeden, bulunduğu yerden su çıkarma sanatı. Risale-i Nur'dan ders alıp, hadiseleri hikmet penceresinden okuma sanatı. Çözümün Tahkiki iman derslerinde olduğunu telkin eden bir makale. Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı