"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Belirsizliğin dili

Yasemin YAŞAR
23 Ekim 2021, Cumartesi
Belirsizlik, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ve yönetme ya da azaltma ihtiyacı duyduğumuz bir olgudur. Kendimizle alâkalı belirsizliklerin yanı sıra toplumsal belirsizlikler de yaşanabilmektedir. Bu tür belirsizlikler güvensizliği, endişeyi, stresi netice vermektedir.

Bir belirsizlik daha vardır ki o da, daha geniş kitleleri içine alan belki bütün insanlığı etkileyen belirsizlikler olarak, insanoğlunun bütün bilimsel gelişmişliğinin, teknolojik ilerlemesinin çok da işe yaramadığı belirsizliktir. Üç muamma soruyla muhatap olduğu varoluşsal bir belirsizliktir. İşte bu belirsizliğin dilini okumak çok önemlidir. Çünkü bu belirsizlik hikmetlidir ve kulluğu hatırlatan bir belirsizliktir.

Hali hazırda yaşadığımız zaman diliminde ortaya çıkan pandemi de bu nev’î bir belirsizliği ihsas ettirir. Çünkü, insanlığı topyekûn ilgilendirmektedir. Nitekim karşımızda gözle görülmeyen bir mikrop ve buna karşı savaş açan her türlü bilimselliği, teknolojiyi kullanan bir insanlık ve geliştirebildiği tek silâh da “aşı” dır. Peki bu herkesi tehdit eden belirsizliği nasıl okumak gerekecektir?

Anlaşılıyor ki hayatımızdaki belirsizliklerin dilini keşfetmek gerekiyor. Yaşadığımız pandemi ve aşılama meselesindeki belirsizlikler aynasında kulluğumuzu, duruşumuzu, kalbi hareketliliklerimizi, psikolojimizi sanırım gözden geçirmek gerekiyor. Güvensiz bir toplum aynasında, aşı olmak ya da olmamak meselesi böyle bir dünyada daha vahim hale geliyor. Olanlar olmayanlara kızıyor. Olmayanlar çeşitli aşı karşıtı teoriler ortaya koyuyor. Hasılı, güvensizlik gittikçe derinleşiyor.

Elbette aşı olup olmama konusunda tek endişe taşıyanlar aşı karşıtları değil. Aşı yaptırdığı halde endişesi devam eden pek çok kişi de bulunmaktadır. Endişe aşı vurduranlarda da vurdurmayanlarda da devam ediyor.

Bir yanda bulaşıcı bir hastalık hayatımızı tehdit ediyor, bir yanda ise hastalığa deva olarak sunulan aşıların güvensizliği düşüncesi.

Benim dikkat çekmek istediğim nokta, böylesi durumlarda, yani büyük haritayı göremediğimiz, nelerin planlanıp uygulamaya konduğunu çok da tesbit edemediğimiz ve neticesinde aşı olmadığımız veya çaresizlik ve yaptırımlar neticesinde aşı vurulmak zorunda kaldığımız, devlete ve ilmî verilere güvenerek bu kadar insan üzerinde deney yapmazlar veya yaparlar düşünceleri içerisinde iken, bütün bu belirsizliklerin dilini okumaktır.

Belirsiz adı üstünde ‘belirli olmayan’dır. Kesin olmayan, muğlak, müphem, örtülü, anlaşılmaz... Ama anlamsız değildir. Belirsizlik, anlaşılamayan ve karar verilemez olandır. Belirsizlik, ifadenin anlamlarının açık olmadığı bir durumdur.

Belirsizlik korkutur; çünkü bilinemezdir. Bu korku da bizi kesinlik arayışına yöneltir. Belirsizlikler dünyanın imtihan olduğunun bir ispatı gibidir. Her an yaratılmanın gerçekleştiğini bilme, noktasından, tevhide taşıyan bir yönü de vardır. Belirsizlikler acz ve fakrı hissettiren ve neticesinde sonsuz kudrete sığınmayı arttıran duygu alt yapısıdır.

Her şeyi matematik gibi okuma isteği, sebep ve sonuç çizgisinde değerlendirme katiyetiyle anlamlandırma, insanın stresini arttıran bir faktördür. Oysa tam tersi belirsizlikler stresi arttırır diye düşünürüz. Belirsizlik kulluğa daha yakışan, kesinlik ise bencilliği derinleştiren bir durum gibidir.

Belirsizliklerde asıl olan belirsizliği nasıl yönettiğimiz ve belirsizliğin dilini çözerek teslimiyet ve tevekkülü nasıl geliştirdiğimiz, arzî, nefsi olandan semavî ve manevî olana nasıl yöneldiğimizle alâkalıdır.

Belirsizlik sabrı öğretir sorumluluğu öğretir. 

Belirsizlik mevhum rububiyet dâvâsından vazgeçirmeye bir kamçıdır.

Problem belirsizliğin evhama vesveseye dönüşüp manevî hastalık oluşturması veya belirsizliği ortadan kaldırmak adına kendi havl ve kuvvetine istinat manasında, hırsla hareket etmektir. İfrat ve tefritlerden arınmış belirsizlikler tevekkül ve teslimiyeti barındıran belirsizlikler kişiyi Yaratıcısına daha yaklaştırdığı gibi, semavî olanın devasını, şifasını, tiryakını, merhemini kullanmayı netice verir.

İşte tam da bu nokta belirsizliğin dilini çözenlerin semavî olanın devasını, şifasını aramasını netice verecektir. Üstelik ister aşı olsun ister olmasın.

Peki nedir bu semavî tiryak?

Risale-i Nur satırlarında çokça okuduğumuz, ama hayatın bu karelerinde pek güncelleyemediğimiz bir ders ve irşat imdadımıza koşmaktadır.

“…ehl-i hakkın öyle muhkem bir kalesi var ki onda tahassun ettikleri vakit, o müthiş düşmanlar yanaşamazlar, bir halt edemezler… O kale-i metin, o hısn-ı hasîn ise şeriat-ı Muhammediye (asm) ve sünnet-i Ahmediyedir (asm). 13. Lema.

Ey ehl-i iman! Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız, Kur’ân tezgâhında yapılan takvadır. Ve siperiniz, Resul-i Ekrem aleyhissalâtüvesselâmın Sünnet-i Seniyesidir. Ve silâhınız, istiaze ve istiğfar ve hıfz-ı İlâhiyeye ilticadır. 13. Lema.

Anlaşılıyor ki insanlığın pusulasını kaybettiği zamanların, en istikametli yolu Sünnet-i Seniyyedir. 

Üstelik belirsizliği kulluk ve tevhit veçhesiyle ortadan kaldıran ve yüzde yüz mücerrep ilâçlar hükmünde olan Sünneti Seniyyedir.

Sünnet-i Seniyye, bilginin hayat hâline nasıl dönüştürülebileceğinin yegâne anahtarıdır. Çünkü Sünnet-i Seniyye, hakikatin doğrudan hayat olmasının ve insanın fıtratını korumasının tek sigortasıdır.

Peygamber’in olmadığı bir yerde veya peygambersiz bir algının bilginin olduğu bir yerde, bilgi hayata değemez, aksine kör bilinç üretir, hayatı da, hakikati de linç eder. Ve insan bu kadar bilgiye rağmen endişelerinden kurtulamaz, ruh sükûnuna eremez.

İnsan, Peygamber’in olmadığı bir yerde, hakikatle doğrudan bir irtibat da kuramaz.

Hasılı: Bütün bu yaşananlar Sünnet-i Seniyyenin ehemmiyetini bir kez daha anlamamıza hizmet etmektedir. Sünnet-i Seniyyeye imtisal etmenin ve onun kalesine girmek gerekliliğinin, Besmelenin sırlarına erişmenin, salâvatın manasını kavramanın, kısacası hayatı rıza-i İlâhiyeye göre yaşamanın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Velev ki rızamız dışında manevî veya maddî şırıngalamak suretiyle bozma ameliyelerine maruz kalsak da bu bozulmaları temizleyecek ve tamir edecek yine Sünnet-i Seniyyedir.

Yoksa çağın ağlarının, bağlarının dünyasında akşamlara kadar gündemleri takip, evhamları arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. 

Bu yüzden bütün insanlığı etkileyen bu durumu ters yüz edecek, bütün şeytanî planları akamete uğratacak bir hakikat olan Sünnet-i Seniyye’ye imtisali gündemleştirmek gerekiyor.

Okunma Sayısı: 1772
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    23.10.2021 04:31:13

    Acz-i mutlak ve fakr-ı mutlak hamurundan yoğrulmuş insanlığı, kuantum mekâniği anaforunda, kudret-i mutlaka ve irade-i külliye sahibi, kâinatın mutlak sahibi, Hakîm-i Rahîm ve Ganiyy-i Alel Itlak bir Halık-ı Külli Şey olan Rabbine teveccühe yönlendiren, halis tevhid kodlarına işaret eden bir makale... Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı