Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 15 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Yassıada cehennemi (1)



Bundan 47 sene evvel yaşanan "27 Mayıs Darbesi"nin ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve ne mânâya geldiğini bilmeyen kimse, sakın ha "Yakın tarihi biliyorum" demesin.

Hele hele siyasete girmesin ve bu mesleğe hiç bulaşmasın böyleleri.

Kezâ, darbe sonrasında Yassıada'da yaşananları bilmeyenler için de, aynı hatırlatmalarda bulunmak durumundayız.

Özellikle yeni nesillere ve konuya dair bilgisini tashih veya tazelemek isteyenlere yardımcı olmak maksadıyla, iki–üç gün sürecek bu yazı dizisini hazırlamış bulunmaktayız.

Lütfen, önümüzdeki hafta başında yayınlanacak olan yazının 2. ve 3. bölümünü de takip ediniz. Burada, hiç bilinmeyen, yahut çok az bilinen bazı mâlumatlara şahit olacaksınız.

Yassıada'da 9 kurban

Cuntacıların emriyle Yassıada'da kurulan ve adına "Yüksek Adâlet Divanı" denilen o alçak mahkeme, dokuz ay süren hakaret ve işkence yüklü duruşmalara, nihayet 11 Ağustos 1961 günü son verdiğini açıkladı.

Mahkeme, 15 Eylül günü (46 yıl önce bugün) ise, "nihaî karar"ını açıkladı.

Açıklanan bu karara göre, 10 Haziran 1960'tan beri, yani 1 yıl dört aydır Yassıada'da tutulan Demokrat iktidarının 400'den fazla siyasetçi, yönetici ve bürokratlarına şu cezalar verildi:

143 kişiye 4 yıl 2 ay, 117 kişiye 5 yıl, 15 kişiye 6 yıl, 6 kişiye 7 yıl, 2 kişiye 8 yıl, 17 kişiye 10 yıl, 3 kişiye 15 yıl, l kişiye 20 yıl, 30 kişiye müebbet hapis, 14 kişiye ise idam cezası. Geriye kalanlardan ise, 7 kişi Yassıada'da vefat ettiği ve bir kısmı da suçsuz bulunduğu için, onlar hakkında beraat kararı verildi.

Yassıada Mahkemeleri'nde 14 DP'li idama mahkûm edilen 14 kişinin ismi şöyle: Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Refik Koraltan, Agâh Erozan, İbrahim Kirazoğlu, Hamdi Sancar, Nusret Kirişcioğlu, Bahadır Dülger, Emin Kalafat, Baha Akşit, Osman Kavrakoğlu, Zeki Erataman.

Bu şahıslardan sadece Fatin Rüşdü Zorlu, Hasan Polatkan (16 Eylül) ve Adnan Menderes'in (17 Eylül) cezaları infaz edildi. Diğerlerinin cezası ise, Milli Birlik Komitesince müebbet hapis cezasına çevirildi. Çoğu, buradan alınarak Kayseri Cezaevine gönderildi.

Burada dikkat çeken bir husus şudur: Mahkeme kararıyla idam edilenlerin sayısı 3 kişi görünmekle birlikte, aslında Yassıada'da verilen kurbanların sayısı 9'dur.

Zira, bir yıldan fazla enva–i çeşit hakaret ve işkenceler altında ezilip perişan edilen 6 önemli şahsiyet daha aynı yerde vefat etmiştir.

Bu demokrasi şehitlerinin isimleri şöyledir: Lütfi Kırdar (İstanbul, Sağlık Bakanı), Gazi Yiğitbaşı (Afyon, milletvekili), Yusuf Salman, Yümni Üresin, Nuri Yamut ve Kenan Yılmaz.

Bunlara ilâveten Konya eski Valisi Cemil Keleşoğlu'nun da Yassıada'da intihar ettiği açıklanmıştır ki, bu açıklama da şüphelidir. Tıpkı, 27 Mayıs Darbesinin üçüncü günü işkenceyle öldürülen İçişleri Bakanı Namık Gedik için yapılan "İntihar etti" açıklaması gibi...

Bunları da hesaba kattığımızda, darbecilerin katlettiği mazlûm Demokratların yekûnu 11 kişiyi buluyor.

Hakaretli işkenceler

O olağandışı dönemde Yassıada'ya tayin edilen komutan, Yarbay Tarık Güryay'dır.

Şımarıktır, seviyesizdir ve olabildiğince gaddardır.

Öyle ki, bu yarbaydan bazı generaller bile çekiniyordur. Bu durum, o günlerde yer yer başların ayak, ayakların baş olduğunu açıkça gösteriyor. Aynen, Albay Türkeş'in de bir süreliğine bazı generallerden üstün tutulması gibi...

Ada Komutanı Tarık Güryay, çoğu zaman eli sopalıdır. Adaya getirilen hemen her mazlûmu önce o huzuruna alır ve bir ton hakaretten geçirerek koğuşlarına gönderir. Bazan da bakanlara, milletvekillerine dilediğince sopa atar, kişinin soyuna sopuna varıncaya kadar ağır küfür ve hakaretlerde bulunur: Sakıtlar, düşükler, kuyruklar, inekler, soysuzlar, vesâire...

Bazı mazlûmların da isim veya soyisimleri değiştirilerek ve bozularak telâffuz edilir: MEB Tevfik İleri'ye "Tevfik Geri" diye hitap edilmesi gibi..

İzzetli Demokratlar, Güryay ve adamlarının hakaretlerini aynen iade eder. Tabiî her türlü işkenceyi, hatta ölümü dahi göze alarak...

Nitekim, bir kısmı ölmüş, yahut öldürülmüştür.

Yassıada, işte böyle hemen her gün ölüm kokan bir yerdi.

Bu cehennemî gerçeği anlamakta zorlananlara, aynı cendereden geçmiş olan Şair Faruk Nafiz Çamlıbel, "Zindan Duvarları" (1967) isimli eserinde şu dörtlükle cevap verir:

Dâvet

Gün doğar, sohbetimiz yalnız ölümdür adada

Gün batar, uykuda rüyâmız ölümdür yalnız…

Dersiniz, böyle cehennem mi olur dünyada?

Çok değil, bir gecelik bizde misafir kalınız!

15.09.2007

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (14.09.2007) - Fedâiye ceza, geride kaldı

  (13.09.2007) - 14=13+simitçi

  (12.09.2007) - Darbe(ci)leri yargılamak

  (11.09.2007) - Yüksek faize iki farklı açıdan bakış

  (10.09.2007) - Germenin kime ne faydası var?

  (01.09.2007) - Şiddete âlet olanlar

  (29.08.2007) - Nazım Hikmet duruşması

  (27.08.2007) - Lozan'ın gizli mimarı Haim Naum (2)

  (25.08.2007) - Lozan'ın gizli mimarı Haim Naum (1)

  (23.08.2007) - Gereksiz polemikler

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri