Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 25 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Müşerref sonrası



Daniel Arap Moi cephesine karşı Kibaki'nin eski müttefiki ve dostu Odinga eski ortağı ve ahbabının durumuyla ilgili şunları söylüyor: "Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak istiyorlar. Peşinde oldukları şey bu..."

Bu tesbit aslında korkunç bir tesbit. Meselenin kabile meselesi olmadığını ama kabile meselesi olarak takdim edildiğini, zira iktidar mücadelesine malzeme gerektiğini söylemiştir. Benzeri şeyleri Haris ed Dari, Irak bağlamında söylüyor. Bu ülkede mezhep kavgası olmadığını, meselenin haddi zatında siyasî olduğunu ama mezhep kavgası görüntüsü ve süsü verilmek istendiğini ifade etmektedir.

Odinga'nın tesbitini unutmadan CNN'e bir konuşma yapan yeğen Butto, 'Artık hanedan politikası istemiyorum' dediği konuşmasında aynen şunları söylüyor: "Bu aşamada, Pakistan devletinde sözde demokratik güçler sadece iktidara gelmek için uğraşıyorlar, çırpınıyorlar ve iktidarla ilgileniyorlar. Onlarınki sandalye kavgası ve kendi adlarına bir diktatörlük kurmaktır. Ülke ne yazık ki iktidar tutkunları ve gasıpları tarafından yönetiliyor ve demokrasi kültürü zayıf..." diyor.

CNN'e göre bu eleştiriler aslında hiç beklenmeyen bir isimden geliyor. Maalesef bu tesbitlerden yola çıkarak şunu söylemek zorundayız: Askerî diktatörlükler olduğu gibi ihtiras üzerine kurulu bir de sivil diktatörlükler var. Birisinin aracı silâh, diğerinin aracı ise sandıklardır. Birisi silâhı çekiyor diğeri ise hile ile iktidara geliyor veya hakkıyla kazandıktan sonra oyunun kurallarını değiştirmeye çalışıyor. İkisi de kötü. Bu reva mıdır? Ama bir şeyde ifrat edildiğinde ters teper. Nitekim eskiler: "Bir şey haddini aşarsa, zıddına inkılap eder' demişlerdir. Fakat Müşerref için yolun sonu görünüyor. Bilindiği gibi, Bush'un hesap hataları yüzünden Afganistan ve ardından Irak'a açılan savaşlar sırasında ve sonrasında 100 kadar eski diplomat ve asker Bush'dan, izlediği politikayı değiştirmesini istemiştir. Bu suretle onlar tarihî görevlerini yapmışlardır. Blair için de eski diplomatlar aynı bildirileri imzalamış ve aynı eleştirileri yöneltmişlerdi. Sonunda Blair koltuğunu kaybetti. Bush ise mevkiini terk ederken geride bir enkaz yığını bırakıyor. Uluslararası ilişkiler tanınmayacak vaziyette, enkaza döndü. Rusya yeniden devleşti. Onun dışında Amerikan ekonomisi ve dünya ekonomisi yalpalıyor. Soros'a göre artık doların tahtı sallanıyor. Yeltsin döneminde (1998) Rus Rublesi tepetaklak giderken şimdi aynı şeyler doların başına gelmeye başladı. Dolar havzasından büyük bir kaçış var. Dünya sağlam ve itibarlı paralar bulsa hemen ona yönelecek. Yani bu politikacılar için de yolun sonu görünüyor.

Bush'a eski diplomatların yazdığı gibi 100 kadar Pakistanlı emekli general de Müşerref'ten derhal koltuğunu bırakmasını istemişlerdir. Artık Pakistan'ın selâmeti bunu gerektiriyor. Ve onlar da (Talat Mesut gibi emekli generaller) zaten Müşerref'in problemin parçası olduğunu ve ulusun selâmeti açısından görevini bırakmasını istemişlerdir. Artık daha fazla ülkeye gölge etmemesini talep ediyorlar.

Bu bir kırılma noktasıdır ve artık Müşerref eskisi gibi yoluna devam edemez ve koltuğunda oturamaz. Nitekim, generallerin bu çağrısını yorumlayan uzmanlar iktidarda kalma manevraları yapan Müşerref için oyunun sonuna gelindiğini ve denizin bittiğini haber veriyorlar. Müşerref anlamak istemese de manevra yaptıkça batıyor. Müşerref dönemi bugünden yarına bitmiştir. Analizciler çağrının iktidarda kalma hesapları yapan Müşerref için büyük bir sıkıntı ve engel olacağını öngörüyorlar.

***

Müşerref, Der Spiegel gibi dergilere yaptığı değerlendirmelerde halkın istemesi halinde çekilebileceğini söylemiş. Ama bunda ciddî olmadığını herkes biliyor. Bu sözlerle sadece badireyi atlatmayı ve halkın sempatisini yeniden kazanmayı umuyor. Ama artık halk ile Müşerref arasında güven köprüsü kırılmış ve yıkılmıştır. Tamiri de kabil değildir. Zaten BBC gibi kurumlarda programlar yapan Ekber Ahmet, Benazir'in öldürülmesiyle birlikte Müşerref sonrası döneme girildiğini ve Müşerref'in günlerinin sayılı olduğunu söylemiştir. Bu bir sır değildir. Benazir'in öldürülmesiyle birlikte hem Butto hanedanlığı, hem de Müşerref dönemi fiilen kapanmıştır. Bundan sonra Müşerref ancak uzatmaları oynar ve uzatmalarla akibetini iyice karartır. İşin ilginci, Amerikan planı Butto ile Müşerref'i güçlendirmek iken bu plan tam aksi sonuç vermiştir. Hem Müşerref'in hem de Benazir Butto'nun sonu olmuştur. Demek ki inadına siyaset tutmuyor. Oluyorsa da zıddıyla sonuçlar veriyor. Şimdi Pakistan ordusu Müşerref'in pisliklerini temizlemeye çalışıyor. Müşerref iktidarı boyunca Pakistan'ı diktatörlük laboratuvarı hâline getirmiştir. Müşerref, Mübarek tarzı uygulamalar başlatmıştı. Hem Mısır'da hem de Türkiye'de olduğu gibi sivilleri askerî mahkemelerde yargılarken askerler sivil mahkemelerde yargılanamıyordu. Yine Türk modelinden esinlenerek Millî Güvenlik Kurulu ihdas etmişti. Sürekli asker diktatörlüğüne yama yapmakla meşgul oluyordu. Şimdi halefi Kayani, hükümet ve özel teşebbüste görev yapan 3 bin subayı ordudaki görevlerinin başına çağırmıştır. Bununla da kalmamış askere siyasetçilerle teması yasaklamıştır. Asker de, sivil de kendi işine bakacaktır. Kimse kimseye vekâlet etmeyecek.

***

Gerçekten de Müşerref, geride sakil ve çok ağır bir miras bırakmıştır. Benazir Butto'yu kendilerinin öldürmediğini ve askerî istihbaratın bir tek bombacı veya intiharcı bile yetiştiremeyeceğini söylemiştir. Halbuki birinci olarak, orada neyin olup bittiği belli değil. Meseleyi karambole getirmiş ve delilleri de yok etmiştir. Pekâla Benazir öldürüldükten sonra topluluğun içine dışarıdan bomba atılarak olaya intihar süsü verilmiş de olabilir. İkinci olarak, istihbaratın doğrudan yapılmasına gerek yok. Ülkede Benazir'i öldürecek insanlarla Benazir arasındaki engelleri kaldırdığınızda sonuca yüzde yüz ulaşabilirsiniz. Müşerref ve Washington'daki dostları kimleri kandırıyor?

Oyun bitmiştir, Müşerref de... Görücüye çıkması, geride kalan son haysiyet kırıntılarını da yok etmektedir. Lübnanlı akademisyen Şibli Mellat'ın Daily Star'da yazdığı gibi, Hariri'yi nasıl Beşşar Esad öldürtmüşse, aynı şekilde Benazir'i de Müşerref öldürtmüştür. Kullanılan malzemenin mahiyeti bu gerçeği değiştirmez.

25.01.2008

E-Posta: mustafaozcan@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (24.01.2008) - Kitabı çalınanlar ve yakılanlar

  (23.01.2008) - Geleceği keşfedenler

  (22.01.2008) - Drakuletta

  (21.01.2008) - Talabani, Maliki ve İran

  (20.01.2008) - Asrımızın Sadi'si

  (18.01.2008) - Odinga'dan Obama'ya

  (17.01.2008) - 'Napolyon evine dön'

  (16.01.2008) - Hem simge, hem tukus

  (14.01.2008) - Butto hanedanlığı ve Şia

  (13.01.2008) - Bush'a ağız ve gönül dolusu şükran

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri