Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 08 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Murat ÇETİN

Biraz da hukuk



Yaşanan gelişmelere bakarsak, önümüzdeki günlerin anayasa tartışmalarıyla geçeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Yeni bir 367 vakası da Türkiye gibi, hâkimlerin “Devlet söz konusuyla hukuk mukuk tanımam” dediği bir ülkede şaşırtıcı olmaz.

Yasakçıların iddiası malum: Başörtüsünün anayasayla serbest bırakılması, anayasanın değiştirilemez 2. maddesine aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, bu değişikliği “eylemli ‘değişmez madde’ değişikliği” (bkz. 367 kararındaki “eylemli içtüzük değişikliği”) olarak iptal etmelidir. (Bu arada Mahkemenin ünlü başörtüsü kararı da “eylemli kanun değişikliği” idi ya, neyse…)

Herkes biliyor ki, anayasanın 148. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini denetlerken “teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır.”

Herkes bilmesine rağmen, önümüzde 367 gibi bir karar olduğu için, kimse anayasanın ne dediğinin o kadar da önemli olmadığının farkında.

Bu yüzden tüm iddialar başörtüsünün laikliğe aykırı olup olmadığına odaklanmış durumda.

Oysa, bir an için başörtüsünün laikliğe aykırı olduğunu bile düşünsek, ortada “eylemli ‘değişmez madde’ değişikliği” (ya da hangi kavram icat edilecekse) olduğunu yine de söyleyemeyiz.

Biliyorum, “bir an için” bile olsa birileri bunu aklına dahi getirmek istemiyor. Ama ne yapalım ki, yazının bundan sonrası, bu ihtimale göre kurgulanmış.

Meşhur 2. madde, “Türkiye Cumhuriyeti (…) demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir” diyor.

Halbuki aynı anayasa, 136. maddesinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ihsas ediyor; “laiklik” ile çelişiyor.

Yine aynı anayasa, “Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları” (m. 125) ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına ( m. 159) yargı yolunu kapatıyor ki, bu da “hukuk devleti” ilkesi ile açıkça çelişiyor.

Bütün bu çelişkiler bizim kafamızı karıştırır da, koskoca anayasa hukukçularının kafalarını karıştırmaz mı? Onlar bu kafa karışıklığını, şöyle bir açıklamayla çözmüşler:

“Değiştirilemez maddelerdeki hükümler, genel; diğerleri ise bu genel hükümlerin istisnası olan ‘özel’ hükümlerdir. Dolayısıyla özel hükümlerin geçerli olmadığı durumlarda genel hüküm uygulanır.”

Bütün hukukçular aynı fikirde olmasa da, mevcut durumu bir şekilde izah etmek bakımından bu yorum hâlâ geçerliliğini koruyor. En azından pratikte, YAŞ kararlarını yargıya açmak istemeyenler için bu gerekçe oldukça açıklayıcı olsa gerek. Her ne kadar hukukçu olmayanlar için, “genel hüküm”, “özel hüküm”, “istisna” hiçbir şeyi açıklamasa da.

Hukukçu olmayanlar için bu açıklamayı biraz da ben açayım:

Demek istenmektedir ki…

“Laiklik” de, “hukuk devleti” de soyut kavramlardır ve içlerinin doldurulması gerekir. Zaman zaman “laiklik tartışılamaz” diyerek âyetlerden de tartışılmaz bir yere taşınmak istense de, anayasa bu ilkeyi pekâlâ tartışmaya açmış bile.

Zira anayasa demektedir ki, “Evet ben laikim. Ama benim laikliğim, sadece dinin devlet işlerine karışmaması noktasındadır. Yoksa ben dine istediğim gibi karışırım. Bu da benim laiklik yorumum, size hesap mı vereceğim yani?”

Yine anayasa demektedir ki, “Evet ben hukuk devletiyim ve hukuk devletlerinde idarenin her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine açıktır. Ama ben o kadar da hukuk devleti olmak istemiyorum. Bazı kurul ve kurumlara dokundurtmam. Dokunanı da yakarım.”

Şimdi bu kadar çelişki barındıran ve bunun yıllarca bir güzel şekilde tevil edildiği anayasada, başörtüsünün anayasaya aykırı olup olmadığı neden bu kadar önemli olsun ki?

Yani anayasa böylece, “Tamam laikim, ama başörtülülerin üniversiteye (teklifte olmasa bile devlet dairelerine memur olarak) girmesi bu laiklikle çelişmez. Ben de laikliği böyle anlıyorum” diyemez mi? Diğer çelişkilerle (hiç umrunuzda olmasa bile) hukuk devleti ve (aslında derdiniz o olmasa da) laiklik elden gitmiyor da, neden bu değişiklikle bir anda devrim oluveriyor?

08.02.2008

E-Posta: murat@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (04.02.2008) - Haksızsınız!

  (31.01.2008) - Başörtüsü ve çözümler konusunda aklımıkarıştıran sorular

  (28.01.2008) - Artık daha bilinçliyim

  (21.01.2008) - Bomba

  (14.01.2008) - Anlatmak ve söylemek

  (07.01.2008) - Büyümek üzerine çeşitlemeler

  (01.01.2008) - Yeni günün değerini bilmeyen, yeni yılın değerini bilir mi?

  (31.12.2007) - 2000 yedi

  (17.12.2007) - Yeni yıl ne getirsin?

  (10.12.2007) - Hey sen, veri tabanındaki!

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri