Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 12 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Taceddin Hilâli’den Rowan Williams’a



Çok ilginç ‘sivri dilli’ olarak nitelendirilen Avustralya Müftüsü Taceddin Hilâli hem İsrail hem de kadınların açıklığıyla alâkalı söylediklerinden dolayı muahaze ile aforoz edildi. 2006 yılında İsrail’in Lübnan’a ve Hizbullah’a saldırısından sonra buraya gelmiş ve buradaki konuşmasıyla dönemin Avustralya Başbakanı ve Bush’un Güney Asya Şerifi ve yardakçısı John Howard’ın eleğine ve süzgecine takılmıştı. Ondan sonra sesi kesildi ve kısıldı. Lübnan’da Hizbullah’ı öven ve İsrail’i yeren konuşmalar yapmıştı. Bununla birlikte yine ‘Açıkta bırakılan et murdar olur ve kedi alır, kapar’ dediği için de feminist çevrelerin boy hedefi haline gelmişti. Söylediğine pişman ettiler. Rowan Williams da öyle oldu. Rowan Williams aslında Taceddin Hilâli gibi muhafazakâr birisi değil, aksine liberal. O da çok liberal olduğu için bu yönüyle şimşekleri üzerine çekiyor. Kadın ve hatta aykırı tipler için fazlasıyla hoşgörülü olmasına rağmen bu hoşgörüsünü Müslümanlardan da esirgemediği için başı büyük derde girdi. Rowan Williams ayrıca hakkaniyet sahibi bir din adamı. Bu açıdan da Taceddin Hilâli gibi İsrail’in ve İsrail dostlarının unutmadığı ve unutamadığı bir şey yapmış ve kardeş kilise Episcopal Churc ile birlikte İsrail mallarını ve ürünlerini boykot etme kampanyası açmıştı ve İsrail’le işbirliği yapan Caterpillar Inc. gibi şirketleri de kara listeye aldırmıştı.

Hem ‘Şeriat hukuku, kaçınılmaz’ dediğinden hem de İsrail’e karşı kampanya açmasından dolayı geri adım attı. Kimi kaynaklara göre aslında geri adım atmadı yanlış anlamaları düzeltti. Ama kimi çevrelere göre de baskılardan bunalmış bir şekilde geri adım attı. İngiltere Başhahamı Jonathan Sacks’a özel bir mektup yazarak boykot kararından dolayı özür dilemiş.

Aslında, iki yüz yıldır İngiltere’de Kilise içinde ve dışında Müslümanlara yönelik iki akım ve çizgi var. Bu çizgilerden birisi insaf çizgisi. Diğeri de insafsızlık çizgisi. İnsaf çizgisini temsil edenlerden birisi Seyyid Ahmet Han gibilerin de bu ülkeyi ziyaretlerinde görüştükleri Kahramanlar kitabının yazarı Carlyle’dır. Bu çizgiyi günümüzde bir şekilde Rowan Williams temsil ediyor. Diğer çizgiyi ise Mütareke günlerinde Meşihat-ı İslâmiye’yi daha doğrusu İslâmiyeti ve hakaikini suâlname adı altında sorgulayan Anglikan Kilisesi’nin o dönemki din ricalidir. Ve Anglikan Kilisesi’nin o menhus ruhu yer yer hâlen devam etmektedir. Günümüzde o ruhu Williams’ın selefi olan Lord Carey temsil etmektedir. İsrail’i boykot kararından sonra şunu söylemiştir: “Bu durumu gördükten sonra kendimden ve Anglikan olmamdan dolayı hicap duydum, utandım...”

Rowan Williams Irak işgaline karşı ahlâkî duruş sergilerken Carey mütareke yıllarında Müslümanları sorgulayan selefleri gibi İslâm’ı sorgulamıştır. Aslında Papa 16’ncı Benediktus’tan önce, ‘İslâm yeni olarak ne getirdi?’ diye sormuş ve sorgulamıştır. Şeriat mahkemeleri açıklamasından sonra halefini eleştirenlerden birisi de o oldu. Ve Carey’in temsil ettiği İngiltre’deki o menhus ruh şimdi Williams karşıtlığıyla yoluna devam ediyor. Bunlardan birisi de İslâm’la ilgili sık sık olumsuz ifadeler kullanan Pakistan asıllı piskopos Michael Nazır Ali’dir.

***

Şimdi o menhus ruh Rowan Williams gibi insaflı bir din adamının peşinde. Suçu, İslâm’a karşı insaflı olmak. Bunun kilisenin duvarları arasında değil de ancak akademik kurumların soğuk duvarları arasında hoş görülebileceği söyleniyor. Bunu ancak fildişi kulesine çekildikten sonra yapabileceğini ihtar ediyorlar. Bundan dolayı Williams’ın masum konuşmasına tepkiler çığ gibi büyüyor. Rowan Williams’ın “Şeriatın kanunlarımıza girmesi kaçınılmaz” sözleri İngiliz basınının tek konusu haline gelmiş bulunuyor. Ülkenin önde gelen din adamları Williams’ı sert dille eleştirirken hem rahiplerden hem de basından istifa çağrıları yükseldi. Anglikan Kilisesi meclisi (Sinod) üyesi Rahip Alison Ruff “Williams, Anglikan Kilisesi için bir felâkettir. Liderimiz olmayı hak etmeyecek kadar zayıf bir adam ve kilisedeki görevini hak etmiyor” ifadelerini kullandı ve başkanına yargısız infazda bulundu. Albay Rahip Edward Amitstead de profesör ünvanı olan Williams için “Üniversiteye dönsün ve bu saçmalıkları orada savunsun” yorumunu yaptı. İsmini açıklamayan bir rahip ise The Sun gazetesine “Onun kadar zeki bir adamın bu kadar aptalca konuşması inanılacak gibi değil” yorumunda bulunuyor. Daha ileri gidenler de var. Ayak takımından Brian Fuller isimli bir İngiliz vatandaşı “Ülkemizin dininden bu adam mı sorumlu? Yakında Kıble’ye dönüp namaz kılmamızı isterse hiç şaşırmayalım” tepkisini veriyor. İngiliz tabloid basını ise Williams’a adeta savaş açtı. Daily Mail, El Kaide’yle bağlantısı olduğu iddiasıyla tutuklanan “eli kancalı” imam Ebu Hamza ile Williams’ı karşılaştırarak “Hangisi daha şeytanî” diye sordu. The Sun da kapağında “Bu adam şeytana benziyor” yorumunu yaptı. Williams’ın başpiskoposluk konutunda bedava oturmasını ve yılda 67 bin euro maaş almasını eleştiren gazete, din adamının kovulması için imza kampanyası başlattı. İmza kampanyasına bir gün içinde 15 bin kişi katıldı. Tepkiler çığı gibi büyüyor.

***

Olayların seyrinin beklenmedik bir şekilde büyümesinin ardından Başpiskoposluk bir açıklama yaparak tepkileri dindirmeyi denedi. Williams’ın sözcüsü Başpiskopusun tutumunu şöyle savundu: “Başpiskoposun istifa etmek gibi niyeti yok. Çifte bir hukuk sistemi tavsiye etmedi. Sadece çok kültürlü hâle gelen bir toplumda hukukun buna nasıl uyum sağlayabileceğinin sınırlarını incelemek istedi. Konuyu sağlıklı bir şekilde gündeme getirmenin önemli olduğunu düşündüğü için günler öncesinden araştırma yapıp hukukçulara danıştı...” Anglikan Kilisesi meclisi 5 günlük mutad bir toplantıya başlıyor. Burada Williams’ın görevden alınması için girişim başlatılabilir. Ayrıca Kraliçe’nin de inisiyatif kullanarak Williams’ı görevinden alma yetkisi bulunuyor. Sonuç ne olursa olsun Williams insafıyla ve altın harflerle tarihe geçmiştir. Carlyle gibi ebedileşenler arasına girmiştir.

12.02.2008

E-Posta: mustafaozcan@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (11.02.2008) - Aforoz kurumu değişti

  (10.02.2008) - İsmet İnönü ve Rıfat Esat

  (09.02.2008) - Baykal’a Ezher diploması

  (08.02.2008) - Baykal’ın solu, Hayyam’ın yolu

  (07.02.2008) - Ankara Mezhebinin imamı!

  (06.02.2008) - Başörtüsü kimin bidatı?

  (05.02.2008) - “İran’ın düşmanlarını temizledik”

  (04.02.2008) - Farsça Nutuk, Fransızca Humeyni

  (03.02.2008) - Ergenekon’un dış yüzü

  (02.02.2008) - Arap Celâl’den, Amerikalı Celâl’e

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri