"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ben Nurcuyum diyebilmek

Abdil YILDIRIM
15 Kasım 2023, Çarşamba
“Ben nurcuyum” diyebilmek, her zaman cesaret, feragat, fedkârlık ve kahramanlık isteyen bir ifade olmuştur.

Çünkü her devirde, nurcular üzerinde bir baskı, bir istibdat var olmuştur. Bu baskı ve istibdat, bazı dönemlerde azalmakla birlikte, hiç bir zaman eksik olmamıştır. İnsanlar inançsızlıkta ve ahlaksızlıkta bile kendilerini rahatlıkla ifade ederken, bazı nurcular neden bu kadar çekingen davranıyorlar? Bazıları da, Üstad Hazretleri gibi, her hal ve şart altında ve her ortamda, kahramancasına nurcu olduğunu beyan ediyor ve bununla da iftihar ediyor. Selam olsun böyle kahramanlara.

Özellikle ihtilal dönemlerinde, zor zamanlarda, nurcu olduğunu söyleyebilmek, tam bir cesaret ve kahramanlık istiyordu. Böyle zamanlarda bu kahramanların sayısı da maalesef hiç de fazla olmuyordu. Üstad’ın sağlığında, onunla birlikte hapis yatan, çile çeken talebeleri bu kahramanlığı göstermişler ve Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman Hazretlerine hakiki talebe olduklarını ispat etmişlerdir. Bu kahramanların başında, Zübeyir Ağabey gelmektedir. Afyon Mahkemesindeki müdaafası, onun gerçek bir kahraman Nur talebesi olduğunu göstermektedir: 

“Evet Risale-i Nur talebesi olduğumu memnuniyetle ve ilân edercesine söyleyebilirim. İnkâr etmek, Risale-i Nur’un bana verdiği fazilet dersleriyle zıd olduğu için, bu cürmü işlemem. Risale-i Nur’un okuyucusu olan bir kimse, okuduğunu gizleyemez. Bilakis iftiharla bilâ-perva söylemekten çekinmez. Zira çekingenliği îcab ettirecek hiçbir cümlesi veya kelimesi yoktur.”

Zübeyi Ağabey’den ders alan Mehmet Kutlular Ağabey de, tıpkı onun gibi DGM savcılarının önünde Risale-i Nur’u ve Bediüzzaman’ı savunmuş, çirkin iftiralar karşısında devrin en kudretli savcılarını azarlayarak hakkın hatırını, Risale-i Nur’un hukukunu müdafaa etmiştir. Allah böyle kahraman nurculara sonsuz rahmetler eylesin.

Nurculuk, sahabe mesleğidir. Ahir zamanda sahabe mesleğine sahip olmak ve bunu devam ettirebilmek kolay değildir. Sahabe mesleğinin özelliği ise, her türlü zorluklar ve engeller karşısında, imandan ve İslamiyetten taviz vermeden dinini yaşamak mesleğidir. Sahabe mesleği, tam bir ihlas ve îsar hasleti gerektiren meslektir. Yani, her işinde Allah’ın rızasını gözetmek, emirlerine uymak, nehiylerinden kaçınmak ve Hud Suresinde emredildiği gibi “dosdoğru” olmaktır. Bu zamanda dosdoğru olmak her babayiğidin kârı olmadığı için, herkes sahabe mesleğine sahip olamıyor. 

Risale-i Nur’u okuduğu ve Nur derslerine devam ettiği halde, bu durumunu gizlemeye çalışan, veya fazla bilinmesini istemeyen nurcuların varlığını hepimiz biliyoruz. Kimi mesleği ile ilgili endişelerinden dolayı, kimi sosyal statüsü gereği, kimi amirinden, müdüründen çekindiği için, bazıları mahalle baskısından dolayı, “ben nurcuyum” diyemiyor. Halbuki bir ateist, toplum içinde “ben ateistim” diyebiliyor, bir inançsız, “ben dinsizin” derken hiç kimseden çekinmiyor. Bir komünist, rahatlıkla komünizm propagandası yapabiliyor. Öyleyse, zamanımızın en şerefli, en önemli, en mukaddes mesleği olan nurculuk konusunda biz niye bu kadar çekingen davranalım? 

Riyadan, gösterişten uzak durmak şartıyla, biz de her zaman her ortamda, göğsümüzü gere gere “ben nurcuyum” diyebilmeliyiz. Böylece sahabe mesleğine sahip olduğumuzu göstermiş oluruz. 

Okunma Sayısı: 1849
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Murat

    15.11.2023 11:06:37

    Siyeri Nebiyi çok iyi okuyup anlamak lazım. Efendimizin (S.A.V) mekke dönemi ve medine dönemi var. Her yer ve ortamda medine dönemini yaşayamayız. İbni Erkam 'ın evini ve Hz Ebu Zerr e Efendimizin (S.A.V) söylediklerini unutmayalım. Her ortam ve şartlar bir değildir. Burada sunneti seniyei gözeterek hareket etmeliyiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı