"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Dokuz Emir” ışığında İttihad-ı İslam

Abdullah ŞAHİN
29 Ocak 2019, Salı 00:11
Risale-i Nurlardan 20. Lem’a’yı mütelâa ederken, hakka ittiba etmesi gereken ehl-i hidayetteki ihtilaflar karşısında, ehl-i dalaletteki samimi ittifak ve muvaffakıyetin sebep-sonuç ve çözümlerinin tahlilinde dikkatimi çeken, “İkinci Sebep” bölümündeki “Dokuz Emir,” teşbihte hata olmasın, bir an beni Tevrat ve İncil’deki “On Emir” hakikatine götürdü.

İtikadi mevzular ve evrensel değerlerde her asırda geçerli ebedi ve ezeli hükümler taşıyan Kur’ân-ı Hakim’deki bu husustaki degerlerin bir kısmı ile, tahrife uğradıkları halde bile, Tevrat, İncil ve Zebur’daki hakikatlerin bir kısmı birbiriyle örtüşmektedir.

Mesela:

“1. Tek Allah’a inan! 2. Zina yapma! 3. Ana-babaya itaat et! 4. Adam öldürme! 5. Hırsızlık yapma! 6. Allah’a ibadet et! 7. Puta tapma!....” vb. şeklinde devam eden, ‘On Emir’in değişik versiyonları diğer kutsal kitaplarda da geçmektedir. Kur’ân ise, her cihetle, nazil olduğu günkü teravetiyle ezelden ebede bütün asırlara hitap etmektedir.

Kur’ân’ın hakikatları olan Risale-i Nurlar’ın 20. Lem’a’sında bahsi geçen, ‘Dokuz Emir’de ise, insanlık tarihinin en dehşetlisi olan ahir zamanda, İslam ve insanlık âleminin iman ve içtimai hayatının geleceği ve İttihad-ı İslamın teşkili ve devamı açısından çok önemli hükümlerden bahsedilmektedir. Lâakal, her 15 günde bir okunması istenilen 21. Lema Risale-i Nur mesleginin ihlas esasları olduğu gibi, İttihad-ı İslam noktayı nazarından ise 20. Lem’a İttihad-ı İslamın “Hareket Manifastosu” kabul edilmeye layıktır.

Nisa Suresi 124. Ayetinde, “Mü’min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar” emredilmekte. Resulullah (asm) bu konuya esas teşkil eden hadisinde ise konunun ehemmiyetini, ‘İnsanlar helâk oldu, ancak alimler kurtuldu. Alimler de helâk oldu ancak, ilmiyle amel edenler kurtuldu. İlmiyle amel edenler de helâk oldu, ancak ihlâs sahibi olanlar kurtuldu. İhlâs sahibi olanlar da her an onu kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.” (Sağânî, Mevzûât, 39) ifadeleriyle vurgulanmaktadır.

Her maddesi birbirinden ehemmiyetli bu ‘dokuz emr’in bazı hakikatlerini, acizane, kısaca arz edip tahlil etmeye çalışalım:

1. Emir: Müspet hareket, yani insaniyetin fıtratına ve yaratılış kanunlarına mutabık ve muktezay-ı hale ve insan makinasının düzenli ve pürüzsüz çalışmasına uygun olan harekettir. 

2. Emir: Kâinatı yoktan yaratan Allah’ın rızasına uygun hareket düsturunu hayata geçirip ihya ve ilan edecek olan, en evvel, ehl-i iman ve islam toplumudur. Daire-i islamiyet içinde hangi meşrep ve meslekten olursa olsun, bunları birbirine bağlayıp raptedecek ve ittihad-islamı teşekkül ettirecektir.

3. Emir: Burada yine, fertlerden başlayarak, ilk önce islam toplumları arasında gerekli olan hoşgörü ve mutabakat için birlikte yaşama mecburiyetini hatırlamak gerekiyor. “Ve haklı her meslek sahibinin, başkasının mesleğine ilişmemek cihetinde hakkı ise, ‘Mesleğim haktır’ yahut ‘Daha güzeldir’ diyebilir. Yoksa, başkasının mesleğinin haksızlığını veya çirkinliğini ima eden ‘Hak yalnız benim mesleğimdir’ veyahut ‘Güzel benim meşrebimdir’ diyemez olan insaf düsturunu rehber etmek,” (Lemalar 20.Lema sh: 375) ifadeleriyle vurgulanmaktadır.

4. Emir: Burada ifadesini bulan “ehl-i hak” tabiri sadece islam âlemini değil tüm insanlığı ihata etmekte, hakta ittifakın, bütün hükümleri hak ve insan fıtratına uygun olan Kur’ân ve İslamiyette ittifak mânasına geleceği hakikatidir.

5. Emir: Ehl-i dalalet ve haksızlık komiteleri cemaatler halindeki hücumlarıyla, sadece islam toplumlarını değil, tüm insanlığı tehdit etmektedir. Terazinin hak tarafına yapılacak her türlü islami ve insani katkı, her türlü insani değerleri ayak altına alan batıl güruhun ağırlığını azaltıp hareket alanını kısıtlayacaktır. 

6. Emir: Hakkın, batılın savlet ve istilasından kurtulması meselesiyle alâkalı olarak, geniş mânada yukarıdaki 5 emre uyulması neticesinde toplumlar, müspet bir hayat anlayışına kavuşacaktır. Bunun neticesinde ise, hak batılın savlet ve istilasından kurtulup insaniyeti maddeten ve mânen ihya edecektir. 

7. Emir: İnsana Yaratıcı tarafından takılan nefis ve benlik cihazları yaratanınını tanımak ve yalnız kendisini değil, kendisi dışındakileriyle birlikte yaşayıp, onların da haklarına riayet etmek için verilmiştir. İnsan bunlara bir ölçü ve sınır çizerek, nefis ve enaniyetin emrine girip tuzaklarına düşmeyerek, gerçek insaniyete ulaşarak onu yaşayıp yaşatabilir.

8. Emir: İnsanların sahip oldukları doğru izzetin hareket sahası, insanların ne diyeceğine göre değil, kendisini yoktan yaratıp türlü türlü nimetlerle ihya eden Yaratıcısının ne diyeceği ekseninde şekillenmelidir. 

9. Emir: İnsanlık, fert fert ve toplum olarak, bencil düşünceye dayanan rekabetkerâne hissiyatlarını terkedip, arz memleketinin herkesi ve bütün insanlığı ihya edecek maddi ve mânevi nimetlerle dolu olduğunu düşünüp hissederek, gerçek hayatın huzuruna kavuşabilir.

Özet olarak: Bu dokuz emirde gösterilen hayat düsturlarının islam âleminde ve insanlık âleminde ihya edilmelidir. Bu husus Risale-i Nurlarda, “Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılâbı içinde en gür seda İslamiyetin sedası olacaktır” şeklinde müjdelenmektedir. Ne mutlu o insan ve milletlere ki, bu kudsî emirlerden hissesi ziyade ola...

Okunma Sayısı: 1431
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı