11 Temmuz 2011, Pazartesi
Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki her karışında muhabbete sevdalı insanlar var. Yalnızca 30’lu 80’li yaşlardakiler değil, bu grupta çocuklarda var. Arabanız ile veyahut yürüyerek kalabalık bir grupla köylerine geliyorsanız hemen etrafınızı sarıverirler bu çocuklar. Siz de onlar ile birlikte adeta koşmak zıplamak isterseniz bir an. Çünkü onlar saf temiz yüreklidir. Dosta müştak ruhludurlar, ayrıca misafirperverlerdirler.
Bizde komşu gezmesi veya misafirliğe gitmek çok önemlidir. Özellikle gündüz vakti kadınlar kendi aralarında sözleşir, belirledikleri yere sabahtan veya bir gün önceden haber vererek toplu bir şekilde ziyarette bulunurlar. Çocuklarda genelde anneleri ile birlikte giderler. Bayanlar kendi âlemleriyle ilgili konuşurken çocuklar da kendi aralarında oyunlar oynarlar. Kimi zaman birbirleriyle paylaşamadıkları oyuncaklar veya yiyecekler olur, işin kavga boyutuna gelmemesi için anneler uzaktan veyahut bizzat onların yanına giderek duruma el koyarlar.
Bazen bu misafirlikler akşam gezmesi şeklinde gerçekleşir. Bunun amacı hem aradaki muhabbet bağının kuvvetlenmesi hem de erkekler arası hususî, iş dışındaki konuların konuşularak meşveret edilmesi içindir. Resmî bir şekilde başlayan sohbetler, sonuna doğru yerini samimî bir ortama bırakır. Eğer ziyarette bulunduğumuz aile akraba ise o zaman geçmişe de şöyle bir uğranılır; yaşanan güzel hatıralar yad edilir. Kimi zaman hüzünlendiren bu anılar kimi zamanda kahkahalar içinde yerini alır.
Eskiden aynı şehir içinde olan dost ve akrabalar şimdilerde genelde ya iş meselesi ya da çocuklarının okulları dolayısıyla başka şehirlerde ikamet etmektedir. Bu sebepten misafirlikler bazen şehir dışına taşmaktadır. Çoğu zaman bir hafta sonu veya uzun tatil günlerinde gerçekleşen bu münasebetler, ekseriyetle küçüklerin büyükleri ziyareti şeklinde icra edilmektedir. Bu şekilde hem onlarla hasbihal ederek gönülleri hoşnut edilmiş, hem de akrabalık bağlarını güçlü tutarak Allah’ın bir emri de yerine getirilmiş olunur.
Misafirliklerin en güzel yaşandığı zamanlar özellikle manevî atmosferlerin yoğun bir şekilde yaşandığı mübarek günlerdir. Hep beraber aynı sofrada bulunmak dostlar arasındaki yukarıda bahsedilen birlikteliğin asıl mânâsının yaşanmasına vesile olmaktadır. O an “Bir fotoğraf makinesi olsa gülen yüzleri kaydediverse” deriz. Saf ve halisane sergilenen bu gülmeler insana adeta terapi gibi gelir. Eğer canınız sıkkın ise, işte bu misafirlikler birebir ilâçtır size. Öyle yoga yapmaya, dağa tırmanmaya veyahut yürümeye gerek yoktur. Elbette bu saydıklarım enerji boşaltmak ve stres atmak için tesirli yöntemlerdir. Ancak işin asıl boyutu beyindeki, kafa yorgunluğudur. Bu da işte o bahsettiğimiz psikolojik danışman tesirinde olan muhabbet ortamlarında giderilebilir. Bilhassa beraberce kılınan namazlar ve edilen duâların tesiri şirketi manevî cihetinde bir etkiye sahiptir. Araştırmalara bakıldığında görülecektir, bir çok doktor ve bilim adamı hastalıkların tedavisinde manevî-psikolojik desteğin çok önemli etkileri olduğunu söylemektedirler. Nitekim yalnız kalan insan kendisi ile konuşur, vesvese sebebiyle mevcut küçük olan hastalık büyüdükçe büyür. Bahsettiğimiz ziyaretlerdeki ikram edilen yemekler, çaylar, meyveler, muhabbete vesiledirler. Nitekim misafirlikler de geçicidir, asıl olanın “Bu gök kubbede hoş bir seda bırakmak” kabilinden misafirliğin asıl gayesinden pay alabilmektir. Gerçekte bakılacak olunursa insan, bu dünyada da zaten misafir değil midir? Cenâb-ı Allah’ın harika şekilde tezyin ederek ve çeşitli cihazatla donatılmış bir cisim şekilde insanı bu dünyaya göndermiştir. Elbette ki bu misafirlikte misafirhane sahibi ile aramızda bir güzel muhabbetin gerçekleştirilmesi esastır. Bir nevisi ise, namaz ve içindeki tahiyyatta görülebilir. Adeta gün içindeki belli vakitlerde meydana gelen olaylar ve fark edilen nimetler namaz ibadeti vesilesiyle hem hatırlanmakta hem de Sahib-i Kâinata arz edilmektedir. Edilen duâlar ile dertler paylaşılmakta ve derman için O’ndan yardım dilenilmektedir. Ayrıca, verilen nimetlere karşı teşekkür mahiyetinde de bir nev'î şükür vazifesi de eda edilmiş olunmaktadır. Bediüzzaman Hazretleri Namazın önemine binaen “Namazda hem ruhun hem kalbin rahatı vardır” tesbitini yapmıştır. Elbette bu dünya cihetiyle misafirhane Sahibi olan Allah (c.c.) ile aramızda maddî ve manevî ihtiyacımız yönünden bir iletişim vardır. Çünkü, O’nun bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur. Bizim O’nun sevgisine ihtiyacımız vardır. Müfridane irtibatı sıkı tutmak önemli bir ihtiyacı gidermektir. O zaman ne küskünlükler ne musîbetler, ne ekonomik sıkıntılar, ne hastalıklar dermansız, çaresiz kalır.
Okunma Sayısı: 2923
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.