(Merhum İbrahim Günaydın’ın vefatından önce gönderdiği yazıları, rahmete vesile olması duasıyla yayınlıyoruz.)
Cenab-ı Allah En'âm Suresi’nin 51. âyetinde, "Rablerinin huzûrunda toplanacaklarından korkanları Kur'ân'la uyar. Onlar için Allâh'tan başka ne bir dost, ne de bir şefâatçi vardır. Umulur ki Allâh'tan korkarlar" buyurmuştur. "Hüccetü'l-lâhü’l-bâliğa" yani kesin ve en üstün delil Allah'ındır. Cenab-ı Hak isteseydi hepimizi hidâyete erdirirdi." (En'âm Suresi: 149)
Fakat Allahu Teâlâ sınav yapmak için ve insanları yaptıklarından sorumlu tutmak için, cüz’î irade verdi.
Cüz’î iradesini, iman etmede ve helâl dairede kullananlar Cennetle mükâfâtlandırılacaklardır. Cüz’î ve hür iradesini inkâr ve zulüm için kullananlar ise, Cehennem azâbı ile cezâlandırılacaklardır. Çünkü, "Geceleyin sizi ölü gibi uyutan odur. Bununla berâber gündüz kazandıklarınızı da bilir. Sonra takdir edilen ömür tamamlansın diye, sizi gündüzün içinde uyandırır. Sonunda dönüşünüz onadır. Sonra o, size neler işlediğinizi haber verecektir." (En'âm Suresi: 60)
Güneş, dünya sarayımızı aydınlatıyor ve ısıtıyor. Ta ki, işlerimizi görelim ve çalışıp salih amel işleyelim. Ay ise, güneşten aldığı ışıkla dünya sarayımızda gece lambası görevi yapıyor. Hülâsa; gece, gündüz, ay ve güneş emrimize verilmiş. Güneş ışığı olmasaydı gözümüzün hiçbir kıymeti olmazdı. Çünkü göz, ışık olmadan göremez.
Sebze ve meyveleriyle yeryüzü emrimizde. Bize hizmet ettiriliyor. Görevimiz ve sınavımız ise; bize bu nimetleri vereni imanla tanımak ve ibadetle sevmektir. Maddî ve manevî sayısız nimetlere karşı namazla Allah'a teşekkür etmektir.
İşte bu bakımdan Kur'ân ve hadisler bizleri uyarıp ikaz ediyor. İman edip salih amel işleyenlere Cenneti müjdeliyor. İnkâr ve isyan edenleri de Cehennemle korkutup ikaz ediyor. Çünkü hiçbirimiz kendi istek ve arzumuzla bu dünyaya gelmedik. Kendi istek ve arzumuzla da bu dünyadan gidemiyoruz. Demek ki, bizi bir maksat ve imtihan için gönderen şefkatli ve merhametli bir Rabbimiz var. Ve sonunda hesap vermek üzere yine onun huzuruna varacağız. Hesabımız görüldükten sonra ya memnun, ya da mahzun olacağız. Ya keyifli, ya da kederli olacağız. Ya sevinçli, ya da sıkıntılı olacağız. Ya huzurlu, ya da hüzünlü olacağız. Ya Cennette, ya da Cehennemde olacağız.
İman, ihlâs, istikâmet, sabır, şükür, şevk-i mutlak, müjde, huzur, sevinç, neşe, beyne’l-havf verrecâ, ümit, Kur'ân ve sünnet üzere kalınız.