"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyük şeyhin kerameti büyük olur -2

Ahmet Feyzi KONURALP
17 Ekim 2026, Cumartesi
Önceki yazımızda ifade ettiğimiz üzere Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretlerinin (ks) istihraçlarına ve keşfiyatlarına devam edelim.

Hazretin ahirzamana dair eserlerinde ele aldığı diğer bir husus da Mehdî’nin talebelerinin gaybın gizliliğinde hareket etmesi meselesidir. İfade tam olarak şöyle; “Mehdî’nin şahitleri en hayırlı şahitler, eminleri en faziletli eminlerdir. Allah ona bir grubu vezir yapar ki gaybının gizliliğinde onları gizler...”1 

Hakikaten bu ifade ilk okunduğunda bir Risale-i Nur talebesinin aklına gelen kavram, sırran tenevveret düsturudur. Sırran tenevveret, kelime manası olarak “gizli aydınlanma” anlamına gelmektedir. Yani telif tarihinden itibaren belirli bir dönem Risale-i Nur’un perde altında intişar etmesine işaret etmektedir. Üstad Hazretleri bu durumu devamlı okuduğu bir virdi olan Celcelutiye’de Hz. Ali’den naklederek şöyle ifade etmektedir; “İslâmlar içinde, dellâllar elinde teşhîr sûretinde gezdirmeye lâyık olan Risale‑i Nur, maatteessüf gayet gizli perde altında intişar ve istitara mecbur olmasına işareten, İmam‑ı Ali (ra) iki defa “sırran beyaneten” ve “sırran tenevveret” kelimeleriyle “sırran”, yani gizli intişar edebilir. Müteaccibâne haber veriyor.”  (Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 127.)

Peki, telifi zamanında gizli ve perde altında intişar etmesi manasında kullanılan bu terim, şimdi bize neler söylemektedir? İlk cevap, Risale-i Nur mesleğinin bir esası olan ihlâsla, halklara gösteriş yapmadan, yalancı bir şöhretten uzak durarak, sessiz, gösterişsiz ve nümayişten uzak bir şekilde iman ve Kuran hizmetini yapmaktır. Bunun Risale-i Nur mesleğinin bir esası olduğunu “Mısır’da, Amerika’da olsaydınız, tarihlerde hürmetle yâd edilecektiniz”  diyerek Risale-i Nur’un ve talebelerinin ulviyetini ifade edenlere Üstad Hazretleri şöyle ifade etmiştir; “Aziz Kardeşim, biz, insanların hürmet ve ihtiramından ve şahsımıza ait hüsn-ü zan ve ikram ve tahsinlerinden mesleğimiz itibariyle cidden kaçıyoruz. Hususan acib bir riyakârlık olan şöhretperestlik ve cazibedar bir hodfüruşluk olan tarihlere şaşaalı geçmek ve insanlara iyi görünmek ise, Nur’un bir esası ve mesleği olan ihlâsa zıddır ve münafîdir. Onu arzulamak değil, bilakis şahsımız itibariyle ondan ürküyoruz...” (Tarihçe-i Hayat, s. 523.) İşte ihlâsı kaybetmekten gelen bu ulvî korku İbnü’l-Arabî hazretlerinin belirttiği “Mehdî’nin şahitleri en hayırlı şahitler ve eminleri en faziletli eminlerdir.”  ifadesinde vücut bulmuştur. Ve o ihlâs sırrı ile eski zamanda on beş senede kazanılan ilmi mesafe on beş haftalık talebelik ile kazanılır hale gelmiştir.  

Bu kavramın geniş dairedeki ikincil anlamı da Üstad hazretlerinin teorisinin altına hayatıyla imza attığı müspet hareket etmek, asayişe zarar vermeden sırf rıza-i İlâhî için hizmet-i imaniyede bulunmaktır. Üçüncü akla gelen bir mana ise devlete ait ve resmî müesseselerle ilişki içerisine girmeden, sivil bir şekilde Kur’ân hizmeti ifa etmektir. Hz. Ali (ra) efendimizin tabiri ile “Tükadü Süracu’n-Nuri sirran beyaneten / Tükadü siracü’s-Sürci sırran tenevverat” yani  “Nurun kandili gizli olarak tutuşturulur...” Buradaki nur kandili ifadesi Üstad Hazretlerinin satırlarında “Elimizde nur var topuz yok” şeklinde vücut bulmuştur. Şöyle ki; “...elimizde nur var, topuz yoktur. Biz tecavüz edemeyiz. Bize tecavüz edilse, nur gösteririz. Vaziyetimiz bir nevi nuranî müdafaadır.”  (Tarihçe-i Hayat, s. 492.)

Yani piyasada dönen haksızlıklara, çevrilen dolaplara ve yapılan tecavüzlere ortak olmamak için bir nevi manevî istiğnayı esas tutup hiçbir dünyevî ve siyasî cereyanın bir parçası olamayız. Nuranî müdafaanın devamı gelecektir. 

Dipnot:

1- Fütuhatü’l Mekkiyye, Muhyiddin İbnü’l-Arabî, Litera Yayıncılık, Çeviri: Ekrem Demirli, s. 66.

Okunma Sayısı: 148
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı