"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyük şeyhin kerameti büyük olur -1

Ahmet Feyzi KONURALP
12 Ekim 2026, Pazartesi
Gün geçmiyor ki Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretleri’nin (ks) bir keşfiyatı daha ortaya çıkmasın.

Hani bir eserinde “sin şına girince kabrim ortaya çıkar.” diyor da “sin” yani “Yavuz Sultan Selim Han”, “şın” ayani Şam beldesine giriş yapınca kabri ortaya çıkıyor ya. İşte o nev’iden bir keşfiyatı daha ahirzamanda ortaya çıkan bir mübarek zat. Boşuna kendisine Şeyhü’l-Ekber demiyorlar. Yani en büyük şeyh. Her ne kadar Üstadımızın ifadesi ile tarikatı devam etmemiş ve vahdet-i vücud mesleğinde farklı bir yol izlese de büyük bir veli olduğu bizzat Üstadımız tarafından kabul edilmiştir. Allah’ın bildirmesi ile gaybî hadisata dair haberler vermesi ve ebced/cifir ilminin yardımlarıyla istikbaldeki hadiselere dair istihraçta bulunması kendisinin ne kadar büyük bir Allah dostu olduğunu gösteriyor.

İşte öyle büyük haberlerden birine hazretin eseri olan Fütuhatü’l-Mekkiye eserinde rast geldim.

Mehdiyet ile alakalı bahisleri okurken Üstad Hazretlerinin hayatına ve Risale-i Nur’un şahs-ı manevisine bakan çok yönleri olduğunu keşfettim. Ekrem Demirli hocanın çevirisi ile olan yayının 13. cildinde Mehdiyet ve ahirzaman hadiselerine dair hadiselerden bahsediyor büyük şeyh. Ve şimdi sözü ona bırakalım;

Velilerin hatemi şahit

Âlemlerin imamın gözü yitik

Ahmed’in âlinden Efendi Mehdî

O ortaya çıkarken elindeki kılıç keskin

Bir güneş ki gam ve karanlıkları siler

Bereketli ve cömert bir yağmur o 1

Üstad Hazretleri’nin defaatle “zaman tarikat zamanı değil imanı kurtarmak zamanı” demesi hakikatine Şeyhü’l-Ekber ki bir tarikat silsilesinin başı olarak “velilerin hatemi şahit” ifadesiyle bu hakikate işaret ediyor. Yine “elindeki kılıç keskin” ifadesi ile Üstad Hazretleri’nin Risale-i Nur ve İslamiyet için kullandığı “elmas kılınç” ifadesini akıllara getiriyor. Mesela 13. Sözün 2. Makamında “Madem Risale‑i Nur, bu mu’cize-i kübrânın elinde bir elmas kılınç hükmünde hizmetini göstermiş ve muannid düşmanlarını teslîme mecbur etmiş.” ifadesi ile kılıcının ne kadar keskin olduğunu ifade ediyor.

Buradaki ifadede yer alan mu’cize-i kübranın Kur’ân-ı Kerîm olduğunu 15. Şua’daki şu satırlardan anlıyoruz; “İşte, Cenâb‑ı Hakk’a hadsiz şükürler olsun ki; bu zamanın tam yarasına bir tiryâk olarak Kur’ân‑ı Mu’cizü’l-Beyân’ın bir mûcize-i maneviyesi ve lemeâtı bulunan Risale‑i Nur, pek çok muvâzenelerle, en dehşetli muannid, mütemerritleri, Kur’ân’ın elmas kılıncı ile kırıyor.”

Metinde geçen diğer bir ifade de “gam ve karanlıkları siler” ifadesi olarak karşımıza çıkıyor. Buradaki ifade Meyve Risalesi’nde şöyle açığa kavuşturuluyor; “Risale‑i Nurdaki bütün muvazenelerin aslı, menbâı olarak aynen o muvâzeneler gibi mükerreren nur ve zulümât ve iman ve karanlıkları karşılaştırmasıyla gizli bir emaredir ki, o tarihte bulunan cihad‑ı manevî mübarezesinde büyük bir kahraman; Nur namında Risale‑i Nurdur ki, dinde bulunan yüzer tılsımları keşfeden onun manevî elmas kılıncı, maddî kılınçlara ihtiyaç bırakmıyor.”

İşte böyle asırlar öncesinden haberi velayetin derin derelerinde yüzen zatlar tarafından verilen Risale-i Nur’a insanlık, alem-i İslam ve hususan Anadolu ve Rumeli’nin sakinleri olarak kayıtsız kalmak hiç kar-ı akıl mıdır?

— Devam edecek— 

Dipnot:

1. Fütuhatü’l-Mekkiyye, Litera Yayıncılık, Çeviri: Ekrem Demirli, Sayfa 66

Okunma Sayısı: 177
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı