İnsanlar farklıdır. Şeklî olarak farklı olmalarından bahsetmiyorum; psikolojik olarak farklıdır.
İnsanların davranışları farklıdır. Bebekken nasılsa, bazı değişiklikler olsa da bazı özellikleri hayatları boyunca aynıdır. Bu görüşler uzmanların görüşleri. Bazı yetişkinler için daha büyükler aynı şeyi söylerler “İnatçı, bebekken de inatçıydı.” “Huysuz, bebekken de huysuzdu.” “Uysal, bebekken de uysaldı” gibi...
Aslında anne karnındayken nasılsa etrafındaki olumlu olumsuz unsurları kendisine alarak büyüdükçe aynı özellikleri taşıyor, sonucunu çıkartabiliriz.
Aynı anne ve babanın çocuklarının bile farklı özellikleri olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Mizaçlar farklılıklar gösterir. Mizaç nedir; bir kişinin etrafında olup bitenlere verdiği tepkileri belirleyen ve doğuştan gelen karakter ve kişilik özellikleridir.
İki kardeş vardır birisi; sosyal, konuşkan, iyimser, enerjik…
Diğeri; sakin, gözlemleyen, düşünceli, az konuşan, çekingen, yalnız kalmayı seven olabilir. Biri öfkeli olabilir, diğeri az sosyal...
Tüm bunlar insanların farklılıklarının bir özelliğidir. Uzmanların görüşlerine göre kişinin temel mizaç yapısı sonradan değişmemektedir. Anne ve babanın mizaçları ile çocukların mizaçları arasında anlamlı bir bağ tespit edilememiştir. Bazı benzerlikler olmaktadır bu durumda da “aynı babası veya aynı annesi” benzetmelerine şahit olunmaktadır.
Mizaçları aynı görülen insanların bile; çevre, eğitim, kültür, yaşadığı olayların farklı olması sebebiyle aynı demek mümkün değildir.
Mevlâna’nın fil hikayesini bilirsiniz. “Karanlık bir ahıra fil getirmişler halkı içeriye almışlar. Kalabalık karanlıktan bir şey görmediği için file dokunmuşlar birisi ayağına dokunmuş. “Fil direğe benzer” demiş. Diğerinin eline kulağı gelmiş “Fil oluğa benzer demiş.” Aslında herkes doğru söylemiş fakat eksik söylemiş… Bir insanı tanımak bunun gibidir, herkes birileri hakkında düşüncelere sahip olur. Fakat kimisine göre o iyi bir insandır, kimisine göre kötü... Kimisi sıcakkanlı diye tarifler diğeri soğuk birisi diye…
Yazarlar ve okurlar vardır. (Aslında birde hiçbir şey yazmayıp, okumayıp tenkit edenler.)
Yazarlar farklılıklar gösterir.
Roman, hikâye, senaryo, vs. yazanlar insanı detaylı olarak incelerler. Daha doğrusu yazdıkları karakterleri incelerler. Mizacını, alışkanlıklarını, duygularını iyi bilirse, daha doğru ifadeyle mizacını, alışkanlıklarını, duygularını iyi yazabilirse bu, yazar için başarıdır.