Sinemada önce hareket vardır sonra diyalog.
Sessiz film döneminde sadece hareketler vardı, arada sırada ekranda bir açıklama yazılırdı. Şimdilerde çekilen filmlerde kavgalar, silâhlar, kovalamacalar, tehlikeli sayılabilecek sahneler vardır, fakat en aksiyon dolu filmlerde bile diyalogların ve konuşmanın daha çok olduğu bir gerçektir.
Romanlarda yazarlar tarifler, iç sesler ile hikâyesini ilerletir. Filmlerde görsellik vardır, aynı zamanda da diyalog. Tiyatroda ise neredeyse tüm anlatım diyalog üzerine kurulmuştur. Diyaloglar tiyatroda olduğu gibi filmlerde de hikâyeyi ileriye taşımalıdır.
Konuşma ve diyalog arasındaki farktan bahsetmek lâzım. Konuşma herhangi bir ortamda, kahvehanede, metroda, caddede, yanınızda konuşan kişiler gibidir. Diyalog ise bir hikâye anlatır. Bazen sohbet gibi yazar senarist, fakat her zaman bir amacın olması gerekir diyaloglarda. Boş sohbet, hal hatır, çoluk çocuk sormak gibi bir amacı yoksa yazılmaz…
Senaryo yazarları hareketleri açık bir şekilde anlatmalıdır. Bir kişi yürüyor. Nasıl yürüyor. Ayağı ağrıyarak mı, sinirli mi, kızgın mı, hangi tavırla yürüyorsa onu yazmalıdır.
Kovalama sahnelerinde diyalog çok olmaz kısa replikler konulur. ”Dur kaçma,” ”Yere yat,” “-Eller yukarı,” gibi... “Arkadaşım, dün de seni görmüştüm fark edememiştim dur, ellerini yukarıya kaldır, koşturma beni” gibi bir diyalog, belki komedi filmi yazıyorsak konulabilir!
Dozajında olursa kovalama sahneleri filmlere heyecan ve güzellik katabilir. “İndiana Jones" filmlerindeki kovalamaca sahneleri benim hoşuma giden sahnelerdir ve çokça kullanılmıştır.
Kovalama sahneleri iki kişi arasında olduğu gibi, kaçan ve kovalayan şeklinde ıssız bir yerde, ormanda, gece caddede veya kalabalık bir yerde de olabilir. Bunun gerilimini arttırmak ise senaristin yazmasından çok, yönetmenin çekim sahnesini programlaması ile olur.
Anlaşılsın diye çokça roman ve hikâye ile senaryoyu karşılaştırıyorum. Romanda karakterlerin düşüncelerini, duygularını yazar kelimelerle ifade eder. Sinema dilinde bu mümkün değildir. Kahramanın neyi, nasıl düşündüğünü diyaloglarla ve bakışlarla anlatmamız lâzımdır.
Romanda yazdığınızı, sinemada oyuncu oynayarak ifade eder. Daha farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse romanda karakaterin düşüncelerini uzun uzun yazarsınız… Sinemada ise karakterin düşündüğünü gösterirsiniz. Bu düşünce sahnesi bazen bir şey ifade etmeyecekse diyalog koyarak veya iç ses ile olayı anlatmalısınız…