"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çocuklarımız değil, biz de tehlikedeyiz!

Ali FERŞADOĞLU
23 Kasım 2019, Cumartesi
Değil okula giden çocuklarımız, gençlerimiz, eğer biz, aşağıdaki soruların cevaplarını veremezsek, dünya hayatımız mahvolacağı gibi, imansızlık hastalıkları ebedî hayatımızı da mahvedecektir.

O sorulardan bazıları şunlardır:

“Ben kimim, neciyim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum, beni gönderen kimdir, niye gönderdi, hemcinslerim ve sair varlıklara olan münâsebetim nasıl olacaktır, öldükten sonra nereye gideceğim, sonsuz bir hayat var mıdır?”

Hiç kimse sormasa da, bunlar zihnimizde yankılanır, dimağımızda cirit atar! Bu soruların cevaplarını akıl, kalb, vicdân ve sair lâtifelerle duygularımız mutmain olacak tarzda ve doğru olarak cevaplandıramazsak iç çatışmalar yaşar, çelişkilere düşeriz.

Nihayet, o soruların ağırlığı ve dehşeti karşısında kendimizden kaçmaya başlarız. Aklını iptal etmenin yollarını, vicdanını susturmanın çarelerini aramaya başlarız bu sefer de. Aklı iptâl, hayvanlık derekesine inmek demek değil midir?

Halbuki, akıl, kalp, vicdanı tatmin olması okumayla başlar. Zira, “İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi Hâlık-ı Kâinatı tanımak ve O’na iman edip ibadet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratı ve fariza-i zimmeti, mârifetullah ve iman-ı billâhtır ve iz’an ve yakîn/kesin ilim ile vücudunu/varlığını ve vahdetini tasdik etmektir.

“Evet, fıtraten daimî bir hayat ve ebedî yaşamak isteyen ve hadsiz emelleri ve nihayetsiz elemleri bulunan bîçare insana, elbette o hayat-ı ebediyenin üssü’l-esası ve anahtarı olan iman-ı billâh ve mârifetullah ve vesilelerinden başka olan şeyler ve kemâlâtlar o insana nisbeten aşağıdır. Belki çoğunun kıymetleri yoktur…” 1

Ayrıca, “Bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüpheler-neûzu billâh-mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar.

“Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.” 2 

Dipnotlar:

1- Şuâlar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, Risale-i Nur Enstitüsü/internet. 

2- Lem’alar, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, Risale-i Nur Enstitüsü/internet, s. 15.

Okunma Sayısı: 1589
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı