Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırıları bütün Türkiye’yi şok etti. Çünkü ülkemizde şimdiye kadar bu ölçüde büyük bir cinayet işlenmemişti. Haliyle uzmanlar bu konuyu gündemlerine aldı ve hadisenin sebeplerini tespit ve çare arayışlarına başlandı.
Türkiye Psikiyatri Derneği’nden yapılan açıklamada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların yalnızca doğrudan etkilenenleri değil, öğrenciler, öğretmenler, veliler ve sosyal medya üzerinden görüntülere maruz kalan tüm kesimleri yoğun şekilde sarsabileceği belirtilmiş. Yaşanan hadisenin haberleştirilme biçimine azamî hassasiyet gösterilmesi gerektiğine işaret edilen açıklamada, “Şiddet olaylarının özendirici, dramatize edici ya da faile dikkat çekici biçimde sunulması, ruhsal açıdan kırılgan bireyler üzerinde olumsuz etkiler doğurabilir. Görsel materyallerin yaygın dolaşıma sokulması, silahın, yöntemin ve olay akışının ayrıntılı biçimde anlatılması ve haberin sık sık tekrarlanması hem travmatik etkileri artırabilir hem de taklit riskine katkıda bulunabilir. Bu tür dönemlerde sorumlu yayıncılık, koruyucu ruh sağlığı yaklaşımının önemli bir parçasıdır” ifadelerine yer verilmiş.
Türkiye’yi yasa bağan okul saldırılarının ardından açıklama yapan ünlü yapımcı Mustafa Uslu’nun dikkat çektiği nokta da çok önemli. Mustafa Uslu, paylaştığı açıklamada şu sözlere yer vermiş: “Ne yazık ki çocukların televizyon izlediği saatlerde, prime time kuşağında mafya dizileri yayınlanıyor. Eline silah alanın kendi adaletini sağladığı, sanki devlet yokmuş gibi sokak çetelerinin kurulduğu, dar sokaklarda silahlı çatışmaların yaşandığı bir dünya... Üstelik tüm bu görüntüler; müzikle, özel efektlerle süslenip, ünlü oyuncularla parlatılarak ekranlara taşınıyor. Suçlu mu arıyorsunuz? Bu dizileri yayınlayıp milyonlarca dolar kazanan kanallar... Reklam aralarında yer alan şirketler... Bu projelerde yer alan oyuncular, senaristler, yönetmenler, yapımcılar... Hatta bu dizilerde oynayan yüzleri reklamlarında kullanmaya devam eden markalar... Bankalar.. Belki milyonlar kazandınız, kazanmaya da devam ediyorsunuz. Ama kaybettiğimiz şey para değil... Bir kuşak.” (t24.com.tr, 16 Nisan 2026)
Yaşanan bu şok edici hadisede mutlaka birden fazla suçlu vardır, ancak en büyük kabahat bu çirkin dizilere yol veren idare ve iradedir. Hiç kusura bakılmasın ama iktidar ve idareciler istemese bu diziler bu kadar serbestçe ve destek alarak yayınlanabilir miydi? TV’lerdeki en küçük habere ve kendince aleyhlerinde olan her konuşmaya engel olan, ceza yağdıran siyasî iraden acaba bugüne kadar cinayetleri normalmiş gibi gösteren dizilere engel olmadı?
Keşke bu çirkin cinayetler, bu şok edici hadiseler uyanmamıza vesile olsa... Yapılan yayınlara bakınca hiç de ders almış gibi görünmüyoruz.
Allah sonumuzu hayırlı eylesin. Amin.