"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ekonominin törpüsü: İsraf - 2

Ali FERŞADOĞLU
19 Ekim 2019, Cumartesi
Allah’ın ve meleklerin varlığına inanan ve her tarafta bulunduklarını bilen ve yaptığı bütün hareketleri görüp gözettiklerini, kaydettiklerini kabul eden, iyiliklerinin takdir edilip alkışlandığına ve âhirette mükâfat göreceğine inanan bir Müslüman; elbette Allah’ın rızasını kazanmak ve melekler tarafından alkışlanmak için, maddeye önem vermeyip, mânevî duygularını inkişaf ettirecek, israf ve lükse kaçan gösterişe girmeyecektir.

Moda ile “tüketim çılgınlığı” peşinde koşmak yerine, en meşrû ve temiz, en kaliteli bir şekilde israfa, lükse kaçmadan ortalama zarûrî ihtiyaçları karşılayarak, mânevî duygularını inkişaf ettirmenin huzuruyla yaşayacaktır.  En’am Sûresi’nin 141. âyetinin meâlini birlikte takip edelim: “... İsraf etmeyin. Muhakkak ki Allah, müsrifleri sevmez.”

Elbette mü’min, kula kul olup modacının emrini değil, Allah’ın emrini dinleyerek O’nun istediği tarzda giyinecek, kuşanacak ve israfa gitmeyecektir. Bu da onun hem haysiyetini, hem nâmusunu, hem insanlığını, hem sağlığını, hem de servetini, hem huzurunu kurtaracaktır.

İsraf, saçıp-savurmak, ihtiyaç olmadığı halde rastgele harcama yapmak demektir. 

Dikkat edilirse yaradılışta ve kâinatta zerre miskal israf ve abesiyete yer yoktur. İnsan, kâinattaki işleyiş ve nizama uyması nisbetinde rahat eder. Aksi halde, diğer varlıklara ters, hattâ aşağı düştüğü gibi, dünya hayatı noktasında da cezasını peşin olarak çeker.

Bugünkü medeniyet anlayışı insanlığı, iktisat ve kanaat esasını bozarak israf, hırs ve tamaa teşvik ediyor. Oysa israf sefâhetin, sefâhet de sefâletin kapısını açar.

İsrafın mânevî tahribatı da büyüktür. İsraf ni’meti hafife almak demektir. Allah’ın muntazam bir üretim fabrikası olan kâinat, durmadan çalışıp mu’cizevârî, olağanüstü üretim yaparken, israf bunun değerini idrâk etmemek, o çarkların aksine hareket ve şükürsüzlük etmek demektir. 

Şeriat, israftan men eder. Çünkü israf, ferdi de, âileyi de, toplumu da batırır. Kanaat ve iktisadın zirvesinden insanlığa seslenen yüce Peygamberimiz (asm) maksatsız ve faydasız harcamalar için, “Her israf edilen haramdır “ 1 buyurmuştur.

“Evinizin önünden bir nehir aksa, abdest bile alacak olsanız, suyu ihtiyaçtan fazla kullanmayınız” tavsiyesi de Resûlullahın (asm).

Bu öğüt, sadece suyun zayi olmasını engellemek için değildir şüphesiz. Böylece insan eğitilmekte, iktisat ve kanaate alıştırılmaktadır.

Allah (cc), Â’raf Sûresi’nin 31. âyetinde, “Yiyiniz içiniz israf etmeyiniz. Allah israf edenleri sevmez” emrini verirken, İsrâ Sûresi’nin 31. âyetiyle de, “Elini büsbütün açıp malını harcama ki, kınanıp açıkta kalmayasın,” ikazında bulunuyor. 

İslâmın reddettiği israf sadece yeme, içme ve maddî şeylerde değildir. Konuşmaktan gezmeye, eğlenmekten diğer fiil ve hareketlere kadar, hayatın bütün safhalarını içine alır. 

Hastane, hapishane, meyhane ve mezaristanların, gençlerle dolup taşmasında, bugünkü Batı medeniyetinin müsrif anlayışının payı büyük değil midir?

Dipnot:

1- Keşf’ül-Hafâ, 2:125. 

Okunma Sayısı: 758
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı