"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur medyaya nasıl bakıyor?

Ali FERŞADOĞLU
18 Şubat 2020, Salı
21 Şubat 1970’de yayın hayatına başlayan Yeni Asya’nın kuruluş sene-i devriyesi vesilesiyle kendimizi kıyasıya sorgulamalıyız:

Fert ve aile olarak “oku”manın, basın-yayın/medyanın hayatımızdaki olumlu ve olumsuz yönlerinin farkında mıyız? Basın-yayının neresindeyiz; neresinde olmalıyız? Bunlarla ilgili vazifelerimiz var mı, varsa nelerdir ve lâyıkıyla ifa edebiliyor muyuz?

Peygamberimiz (asm), Mütekellim-i Ezeli’den aldığı “müjdeleyici ve sakındırıcı” vahyi, mektuplar / lâhikalarla zamanın kral, imparator ve reislerine de tebliğ ettiği mektuplardan ilham almamış mıdır?

Risale-i Nur, matbuat / basın-yayın/medyaya nasıl bakıyor? Evet, Asr-ı Saadet tebliğ ve irşad modelini çağımıza taşıyan Bediüzzaman; Mektubat, Kastamonu, Emirdağ ve Barla Lâhikalarıyla matbuat ve gezetecilik arasındaki irtibatları araştırıp, müzakere, mütalâa etmemiz gerekir.

Neden neşriyat? Bediüzzaman’ın şu muhteşem tesbitleri yol gösterici: “Elbette nev-i beşer, âhir vakitte ulûm ve fünûna dökülecektir.”

“Ulûm ve fünûnun en parlağı olan belâgat ve cezâlet, bütün envâıyla âhir zamanda en mergub bir sûret alacaktır. Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icrâ ettirmek için, en keskin silâhını; cezâlet-i beyândan ve en mukàvemetsûz kuvvetini, belâgat-ı edâdan alacaktır.” 1

Bir haberin, bir hadisenin on dakikada bütün dünyayı dolaşması bunu göstermiyor mu?

Ve bu vasat ile bu şartlarda Yeni Asya’nın Bediüzzaman’ın şu direktifinden hareketle kurulduğunu da tahlil etmeli ve sorgulamalıyız: “Risale-i Nur, bu mübarek vatanın mânevî bir halâskârı olmak cihetiyle; şimdi iki dehşetli mânevî belâyı defetmek için matbuat âlemi ile tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim.

- O dehşetli belâdan birisi: Hıristiyan dinini mağlûp eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde çıkan dehşetli “dinsizlik cereyanı”dır.

- İkincisi: Âlem-i İslâm’ın bu mübarek vatanın ahalisine karşı pek şiddetli itiraz ve ittihamlarını izale etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi. 2 

Dipnotlar:

1- Sözler, İstanbul, 1999, s. 239-240.

2- Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 189.

Okunma Sayısı: 889
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ümüt

    18.2.2020 14:13:49

    Bedîüzzaman Said Nursî'nin Gazetelere Bir Mektubu (Bize ait mes'eleleri yazan gazetelere hitaben yazdığım bu yazıyı neşretseler, bugünlerde olan aleyhimdeki isnadlarını helâl edeceğim. Şiddetli hastalığıma binaen bu kısacık mektubumu o gazeteler neşretsinler ki; bizi düşünen kardeşlerim kederlenmesin.) (Emirdağ Lâhikası 2 239.sh - Risale-i Nur) Evet, eleyhimize yazilan yazılara cevap tesanüdümüzü ve ümidimizi bozacak durumlara ise merhem olacak bir gazeteye ihtiyaç var oda hasbel kader Yeni Asya olmustur. Icmitaii ve siyasi hayatta fikir birliği edebilmek için aynı haber kaynagindan beslenmek gerekiyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı