"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şeyhülislâm Zenbilli, Kanuni’yi niye terslemişti?

Ali FERŞADOĞLU
13 Temmuz 2020, Pazartesi
Kanuni Sultan Süleyman’ı nasıl bilirsiniz? Adalet, heybet ve haşmetle 46 yıl Osmanlı tahtında oturmuş. Adil, kudretli, dirâyetli, şefkatli bir padişah.

İşte bu Kanuni’nin sarayının bahçesindeki armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülebilmesi için Şeyhülislâm Ebussuûd Efendiden şu beyitle fetvâ ister:

“Dırahta ger ziyân etse karınca / Zarar var mıdır ânı kırınca?”

Aynı şekilde beyitli cevabı menfî ve kesindir: “Yarın Hak’kın divânına varınca/

Süleyman’dan hakkın alır karınca.”

İster günümüzde, isterse tarihte, insanlara karınca kadar ehemmiyet vermeyen medeniyetler nerede, karıncaya bile insan gibi kıymet veren İslâm medeniyetinin “hak, adalet ve hayat” anlayışı nerede?

Ve işte bu Kanuni Sultan Süleyman Batıya yaptığı seferlerden birinde, bir Yeniçeri neferi, sahibinden habersiz bir bağa girip, bir salkım üzüm koparıp yemesi üzerine, azarlanıp cezalandırılır. Haberi alan Kanuni, bu askerin orduda kalmasına göz yumanları şöyle ikaz eder:

“Baka komutanlar! Kursağına bir lokma haram düşen bir kişinin bulunduğu bir ordu ile asla zafer kazanılmaz!” (Kursakları haramlarla dolu yöneticilerle ülke ilerler mi dersiniz!)

İşte bu Kanuni, 1526 senesinde kazanmış olduğu Mohaç Meydan Savaşında, Macar ordusunu tamamen yok eden Balı Bey’e: “Yadigârım, Lalam, Gazi Bey! Her iyiliğin kaynağı adalettir. Adil olmayanın elinden çıkan iş, kötü iştir” diye nasihat eder.

Ve işte bu padişahı Şeyhülislâm’ın terslemesi ve terslediği mesele: “Sultan Süleyman Kanunî, kesretli kırk çeşme sularını İstanbul’a getirdiği vakit, Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ona demiş: ‘Hilâf-ı şeriat kanunları Avrupa’dan getirdiğin cihetle, İstanbul’a öyle bir bok sıçtın ki, o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse yüz senede temizleyemez.” (Bediüzzaman Said Nursî, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, Risale-i Nur Enstitüsü/internet, s. 143.)

(Not: Risale-i Nur’un dili gayet nezihanedir. Çok az yerde ağır ifadeler kullanır. Bu mesele öylesine dehşetlidir ki, Zembilli Ali Efendi o tabiri kullandığı için Üstad da aynen Risale-i Nur’a almıştır.)

Demek ki, bir yöneticinin hizmetlerini taktir etmek, iyi yönlerini taktir ile tebrik etmek başka bir şey, hatalarını merdane yüzüne söylemek başka bir şeydir!

Bugün, Kanunî Sultan Süleyman ve Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi’den alacağımız pek çok ibret dersleri yok mu sizce de?

Okunma Sayısı: 5041
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Serkan

    14.7.2020 15:52:00

    Bugün Evladı Fatihan ız diyenlere ibret olsun, bina yapıp ağaçları kesenlere.

  • Necati

    13.7.2020 14:50:03

    Tarihin çok ibretli levhalarından birini tekrar hatırlattığımız için teşekkürler.

  • Ali R. Yardimoglu

    13.7.2020 11:49:19

    Bu 2linin bu misalini, yilardir Bz. ile AbdulHamid Han arasinda durbun misal verip, Bz.' nin el etek opmeyerek, diger ulemaya katilmayip, hak, hukuk, hurriyet savunmasinda, yalniz kalmayi dahi yegleyerek, o padisahin simdiki ifratli taraftarlarina soyluyorum; fakat insanlarda, ve fanatik tutucularda, kiyas (mantik) ilmi, ragbet gormuyor......

  • Toygar

    13.7.2020 08:29:02

    Ben de tam bunu diyecektim :)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı