"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vicdanı rahatlatma psikolojisi: “Hak etti!”

Ali FERŞADOĞLU
16 Mayıs 2022, Pazartesi
Bediüzzaman’ın şu veciz cümleleri, haksızlık ve zulüm karşısında vicdanı rahatlatma psikoloji tüm yönleriyle ortaya konuyor:

“Bazen Zayıf, zalim olur. Yeis ile sû-i zandan, zaaf-ı kalp neş’et eder. Öyle adam görüyor: Zalimin darbeleri bir mazlumu dövüyor. Elîm darbe iniyor. O mazlumun âlâmı tabiî aksediyor, o zayıfın kalbine teellümat veriyor. Teellümat incitir; zaafı tahammül etmez, ondan kurtulmak ister. Rahat-ı kalbi için, mazlumun istihkakı, darbe arzu ediyor. Hem bahane buluyor. Belki der: ‘Müstehaktır. Madem o sefil, güneş ona vermiyor; neden gölge ediyor?’ Manen zalim oluyor, zulme yardım ediyor. Bir kaplan parçalıyor, bir bîçare adamı; zaafından kaçamıyor. Felâketin sebebi, canavarda vahşettir; bîçarenin zaafıysa, ona bir bahanedir. Vahşet cinayetiyle zayıfı mahkûm ediyor. Ademin günahıyla vücut mahkûm oluyor.” (ESDE, Yeni Asya Neşriyat, s. 545.)  

Kısa izahını yapmaya çalışalım: Bir kimse, bir zalimin bir mâsumu dövdüğünü görse, mazlumun feryadı kulağından kalbine ulaşır. İster istemez acıma duygusuyla üzülür. Bu rahatsızlıktan kurtulmanın yolu zalime mâni olmak, mazlumun “âh!”ını dindirmektir. Ne var ki, zayıf olduğundan zalime engel olamıyor. Vicdanı ise ona azap verdiğinden rahatlatmak için mazlum hakkında “oh oldu, iyi oldu, o da hak etmişti zaten” diyor! Güya kendisini rahatlatayım derken yanlış düşünceye düşüyor! Ve böylece zalimin zulmüne de ortak oluyor. 

Mesela, vahşi bir kaplanın bir adamı parçalamasının sebebi, adamın parçalanmayı hak etmesi değildir, kaplandaki vahşettir. Adamın vahşi kaplandan kaçamayışı bu vahşete bir bahanedir. 

İşte vahşi kaplana engel olamayan kendini rahatlatmak ve o adamın feryatlarından üzülmemek için “Madem kaçamadı bunu hak etti; hayvan da onu parçaladı” diyor. Güya kendisini psikolojik olarak rahatlatıyor.  

Aslında vicdanlının vazifesi vahşi hayvana kızıp engel olmaktır. Ama, o kolay, zahmetsiz yolu seçerek parçalanan adama kızıyor! Zalimi mahkum edeceğine, mâsumun olmayan günahını var kabul edip onu mahkum ediyor! Halbuki, madem zalime engel olamıyor, hiç olmazsa mâsuma su-i zan edip zalimin zulmüne ortak olmamalı. Kur’an’ın şu mealdeki azim tehdidini de unutmamalı: “Sakın zulmedenlere meyledip sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostunuz yoktur; sonra yardım da göremezsiniz.” (Hud Suresi, 113) 

Ne yazık ki hakkın dostluğunu terk ile zalime dost olunur ve yardımdan mahrum kalır! 

Okunma Sayısı: 1722
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Aysuna

    16.5.2022 11:00:38

    Allâh razı olsun Hocam🌷Her şeye rağmen sağduyusunu kaybetmemiş,vicdani ölmemiş,hakla batılı ayırma melekesini yitirmemiş insanların anlatılan hikâyelerin meşruiyetini,zulümlere gösterilen gerekçelerin GERÇEKLİĞİNİ sorgulamaya devam etmesinden başka çare yok!

  • Mehmet Kuloğlu

    16.5.2022 05:50:03

    Evet cezaevlerine bebekli coluklu çocuklu bir çoķ suçu ne olduğu bilmeediklerimiz insanlara acıyor zulmedenlere ise zulmünden dolayı kızıyoruz insan olarak.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı