"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Zaman hakikat zamanıdır” ne demektir?

Ali FERŞADOĞLU
19 Kasım 2019, Salı
Tasavvuf ve tarikat müntesiplerinden bazılarının Risale-i Nur’a ve Üstad’a karşı itiraz etmelerinin bir sebebi Bediüzzaman’ın şu tesbitidir:

“Risale-i Nur mesleği, tarikat değil, hakikattir. Sahabe mesleğinin bir cilvesidir. Bu zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır.” 1 

“Tarikatsiz Cennete gidenler çoktur, imansız Cennete giden yoktur” diye bütün kuvvetimizle imana çalışmışız. Ben hocayım, şeyh değilim. Dünyada bir hanem yok ki, nerede tekkem olacak? 

Bu yirmi sene zarfında, bir tek adam yok ki, çıksın desin: “Bana tarikat dersi vermiş.” Ve mahkemeler ve zabıtalar bulmamışlar. Yalnız eskiden yazdığım tarikatlerin hakikatlerini ilmen beyan eden Telvihat Risalesi var ki, bir ders-i hakikattir ve yüksek bir ders-i ilmidir, tarikat dersi değildir.” 2 

Halbuki Bediüzzaman, Telvihat Risalesi’nde Kur’ân’dan alınan hak tarikatlerin özelliklerini, güzelliklerini, iman ve Kur’ân hakikatlerini ders verip hem kendilerini, hem toplumu tekke ve zaviyelerde nasıl eğitip terbiye ettiklerini, kısaca hizmetlerinin ulviyetini çok teferruatlı olarak nazara vermiştir. Vahiy, Kur’ân, hadis, tasavvuf ve sair İslâm ilimleri literatüründe geçen bütün mefhum ve kelimelerin hakikatlerini ispat ve izah eder.

Meselâ, tasavvuf/tarikat ilmi literatüründe geçen “iman-ı billah, marifetullah, muhabbetullah, muhabbet, tefekkür, ihlâs, zikir, şükür, seyr-ü sülûk, yakaza, bast-ı zaman, tayy-ı mekân, uhuvvet, keramet, şeyh, mürid…” gibi bütün kelime ve mefhumlarını kullanır, onların hakikatlerini izah ve ispat eder.

Böylece kapatılan medrese, tekye, zaviyeleri Risale-i Nur’la açmış, ihya etmiş, evimizi, bağ-bahçemizi, işyerimizi, hatta dağ başlarını tekye, zaviye, zikirhane, uzlethaneye çevirmiştir.

Risâle-i Nur, öyle bir eğitim sistemi, terbiye metodu, öyle bir kavrama formülleri verir ki, “Bir sene bu risâleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.” 3 

O halde niçin “Zaman tarikat zamanı değildir” demiştir?

Bu iki değerlendirmeyi te’lif ettiğimizde o tarikate karşı değil, tasavvuf ve tarikatin eski zamanda tasnif ve tanzim edilen metot ve uslûbuyla gidilemez, demek istemiştir. Tıpkı, eski zaman tefsir, kelâm, tıp, fizik, astronomi bilgileriyle bu zamanda bir yere gidilemeyeceği gibi.

- Bediüzzaman en büyük bir müceddid, müçtehid ve mutasavvıf olarak Risale-i Nur’da tasavvuf ve tarikatı bütün boyutlarıyla anlatmış,

- Tasavvuf ve tarikatin bütün mefhum ve kelimelerini ispat ve izah etmiş;

- Tefekkürü, zikri, fikri, şükrü, seyr u sulûkü, ihlâsı, uhuvveti modern çağın bilim ve teknolojik şartlarına uyarlamıştır.

- Seyr ü sülûk-i kalbînin ve hareket-i ruhaniyenin miftahları ve vesileleri, zikr-i İlâhî ve tefekkürdür.” 4

Dipnotlar:

1- Emirdağ Lâhikâsı, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 61. 2- Lâhikâsı, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 28. 3- Bediüzzaman, Lem’alar, s. 171. 4-  Bediüzzaman, Mektubat, s. 429.

Okunma Sayısı: 1565
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı