"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zekât kişilere de hayır müesseselerine de verilebilir

Ali FERŞADOĞLU
18 Ocak 2024, Perşembe
Bir kardeşimiz, “Bazıları, ‘zekât medrese-i Nuriye gibi hayır müesseselerine değil, kişiye verilmeli’, bazıları da ‘müesseselere verilmeli, şahıslara değil’ diyor. Doğrusu nedir?” diye sordu.

Her iki kesimde eski zamanın içtihad veya uygulamalarını kast ediyor olabilir. Zira, “Herbir zamanın bir hükmü ve hükümrânı”1 ve bir içtihadı var. “Âhirzamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid (Kur’an ve Sünnet-i Seniyyeden hüküm çıkaran alim), hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşîd, hem kutb-u âzam olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek…”2 fetvasınca zamanımızın müçtehid ve müceddidi Risale-i Nur’dur. Delili ise: “Bu durûs-u Kur’âniyenin (Kur’an derslerinin) dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri (yorumları) ve izahlarıdır veya tanzimleridir. Çünkü, çok emârelerle anlamışız ki, bu ulûm-u imaniyedeki fetvâ vazifesiyle tavzif edilmişiz”3

Bediüzzaman ihtiyaç olan yüzlerce meselede direkt, binlerce endirekt fıkhi içtihadlar yapmıştır. “Allâme ve müctehidler de olsalar/gerekli tüm içtihadları yaptım, siz şerh ve izah edin” demektir. Risale-i Nur’da, “resim, müzik, şapka, diş dolgusu” gibi yüzlerce direkt; binlerce dolaylı fıkhi içtihad yer alır. Şahıslara da müesseselere de zekât verilmesi direkt içtihadlardandır. Medresetü’z-Zehrâ ve şubeleri Medrese-i Nuriyelere zekât verilebileceğinin içtihadı şudur: 

“Medresetü’z-Zehrâ namıyla dârülfünunu (üniversite) mutazammın pek âli bir medresenin…”4 “Varidatı (geliri) nedir?”… Birincisi: Evkaf, hakkıyla intizama girse, şu havuza tevhid-i medâris tarikiyle bir mühim çeşmeyi akıtacaktır. İkincisi: Zekâttır. Zira biz hem Hanefî, hem Şâfiîyiz. Bir zamandan sonra o Medresetü’z-Zehrâ İslâmiyete ve insâniyete göstereceği hizmetle, şüphesiz bir kısım zekâtı bil’istihkak kendine münhasır edecektir. Bâhusus, zekâtın zekâtı da olsa kâfidir.”5  

Şahıslara verilebileceğinin içtihadına gelince: “Öyle adama veresin ki, nafakasına sarf etsin. Yoksa, sefâhete sarf edenlere sadaka makbul olmaz. Şu şarta yunfiquuun lâfzı işaret ediyor…”6 “Zarûrete düşen bir şâkirt zekâtı kabul edebilir. Risâle-i Nur’un hizmetine hasr-ı vakit eden rükünlere ve çalışanlara zekâtla yardım etmek de Risâle-i Nur’a bir nevî hizmettir; hem, yardım edilmeli. Fakat hırs ve tamâ ve lisân-ı hâl ile istemek olmamalı...”7 

Dipnotlar:

1-Beyanat ve Tenvirler, Enst./inter., s. 37.; 2-Mektûbât, s. 425.; 3-Mektubat, s. 413.; 4-bknz., Münâzârât, s. 126.; 5-Age., s. 129.; 6-Sözler, s. 420.; 7-Hizmet Rehberi., s. 203. 

Okunma Sayısı: 1056
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı