"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’a sorulan ilk sorular

Atilla YILMAZ
31 Ağustos 2021, Salı
Bir meşrûtiyet açılımı: Münâzarât ( 8 )

Ve topluluktaki seçilen zeki kişilerin soruları başlıyor.

Burada dikkat edilecek husus şudur: Soruların soruluş şeklinden anlaşılan odur ki soru soran şahıslar gerçekten zeki kimselerdir ve dönemin şartları içerisinde hem bölgelerinde hem de Osmanlı genelinde meydana gelen olaylara vukufiyetlerinin söz konusu olduğunu hemen anlıyorsunuz.

İlk soru geliyor Bediüzzaman’a: ‘İstibdat nedir; Meşrûtiyet nedir?’

Can alıcı bir soru ile başladılar. Birincisi; tanıdık gelen, ama mahiyetini bilmedikleri istibdat. İkincisi; yabancısı oldukları yeni bir kavram meşrûtiyet. Hakkında herkesin ileri geri konuştuğu Meşrûtiyetin aslı neydi acaba? 

İstibdatın mahiyeti bilinmeden, Meşrûtiyetin değeri anlaşılmazdı. Tıpkı karanlık ve aydınlık gibi. Karanlık tarif edilmeliydi ki ışığın değeri ortaya çıksın.

Bediüzzaman ilk önce istibdatın tarifini yapar, sonra içini doldurur. Bediüzzaman’da havada kalan bir söylem söz konusu değildir. O içi dolu, ayakları yere basan fikirler ortaya koyar: ‘İstibdat tahakkümdür. Muamele-i keyfiyedir.’

Baskı ve dayatma. Kişiler üzerinde hâkimiyet sağlamak. Muamelede keyfine göre hareket etmek. Güncel tabirle: Kafasına göre takılmak.

Bediüzzaman açısından İstibdatın en büyük özelliği ‘Kuvvete dayanmasıdır.’ Dayanak noktası kuvvettir, gücü elinde bulundurmaktır. Güç eline geçtikten sonra, kişiye ve topluma zor kullanarak hâkimiyet sağlar. 

O gün İstibdat; II. Abdülhamid’in “Tarih terminolojisine istibdat şeklinde geçen ve dönemiyle adeta özdeşleşen baskıcı yönetimidir.’’ 1

İstibdatta bir kişinin dediği olur. Başka görüşlerin bir hükmü yoktur. Başka düşüncelerin önemi de yoktur. Veya son söz tek adamda biter. Son sözü tek adam söyler. Bu tek adam iktidar sahibidir. Üstelik, tek adamın başka fikirlere ve düşüncelere tahammülü de yoktur. Ona muhalefet edilmez. 

“Meşrûtiyet döneminde aktif rol alan Said Nursî, II. Abdülhamid’in istibdatına karşı meşrûtiyetin ilânı için çalışan muhalifler arasında yer almıştır. Said Nursî istbdadı; tahakküm, muamele-i keyfiye, kuvvete istinat ile cebir, rey-i vahid, zulmün temeli, insaniyetin mahisi, sefalet derelerinin esfel-i safilinine insanı tekerlendiren (yuvarlandıran) ve âlem-i İslâmiyeti zillet ve sefalete düşüren bir anlayış olarak görür. İstibdadı çok geniş bir anlamda kullanan Said Nursî, İslâm dünyasındaki her türlü ihtilâfı, zulmü, keyfi idareyi, zorbalığı, İslâm âleminin içinde bulunduğu yoksulluğu ve sefaleti de istibdat yönetimine bağlar.’’ 2

Tek adam yönetimleri sui istimale açıktır. Bunun adı ister krallık olsun, ister padişahlık olsun fark etmez. Bu tür yönetim sistemlerinde kişiler yetkilerini kötüye kullanabilirler; çünkü sorumlu oldukları makam tektir, bir kişidir. Tek adamı aldatmak ve kandırmak mümkündür. Tek adam yanılabilir, yanıltılabilir, kandırılabilir ve kandırabilir. Tek adamı ki, Bediüzzaman’ın literatüründe bunun ıstılâhı ‘rey-i vahit’tir. Yani tek söz sahibi demektir. Başkasının reyi yoktur veya reyinin bir hükmü ve kıymeti de yoktur.  

Başkanın, kralın, padişahın, halifenin adamı olursanız, tarafı olursanız, gözüne girerseniz hayatın her alanında suistimaller başlayacaktır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Hatta tarih bu istimaller sonucunda devletlerin yıkılışına bile şahitlik emiştir.

“Aynı sınıftan birisi kimsesiz hamisiz akrabasız ise senelerce bir rütbede kalır, terfi-i rütbeyi unutur. Diğer talihli arkadaş iltimas, iltizam ve tavsiyeye mazhariyetle begam buyurulur, sık sık terfi ederdi. Kahraman-ı Hürriyet Niyazi Bey’de terfilerde yolsuzluk yapıldığı kanaatindedir… Terfi işlemlerinde, maaş dağıtımında, iaşe ve teçhizat işlerinde büyük ölçüde suistimallerin bulunduğu..’’ 3 görülüyor ve bu Bediüzzaman’ın da dediği gibi; “rical-i mühime evlâtlarına karşı hasmane bir tavır doğuruyordu.’’ 4

“Abdülhamid’in saray çevresinde topladığı yaverlerin çoğunda görülen, askerî standartlara aykırılık da dikkat çekmektedir. İçlerinde 14 yaşında yüzbaşıların, 18 yaşında binbaşı ve miralayların pek çok olduğu yaver kadrosu, binbaşı rütbesinde yirmi yıl beklemiş bir zabit için, hak vermek gerekir ki, tahammül edilmez bir durumdu.’’ 5

İşte istibdat dönemlerindeki bu suistimaller Bediüzzaman’ın tesbitiyle “Âlem-i İslâmiyet’i zillet ve sefalete düşürttüren ve ağraz ve husûmeti uyandıran ve İslâmiyet’i zehirlendiren’ hallerdi.

Bu suistimaller sadece Abdülhamid’in İstibdat dönemlerinde değil, tarihî süreçte Saltanat ve tek adam idarelerinin hâkim olduğu Emeviler Dönemi’nden beri hep olagelmiştir.

Emevilerde Hişam Dönemi’nden sonra II. Velid tahta geçti. “II. Velid, Hişam Dönemi’nin bütün devlet görevlilerini azletti. Devlet hazinesini kısa bir zamanda tüketti. Göreve getirdiği memurlar görevlerini suistimal ediyorlardı.’’ 6

Rey-i vahid (Tek adam idaresi) dönemlerinde baskı vardır, dayatma vardır, zor kullanmak ve cebir vardır. Korku vardır. Bu dönemler zulmün temelidir. İnsanlığı; sefalet, yokluk ve açlık devirlerine yuvarlandıran rejimler tek adam yönetimleridir. Ki beşer bu devirleri yaşayarak gelmiştir. Kölelik ve esirlik bu devirlerin mahsulüdür. Modern çağlarda da beşer tek adam dönemlerinde köleliğin ve esaretin farklı versiyonlarını yaşamıştır ve yaşamaktadır.

İstibdat Dönemlerindeki korkuya bir örnek: “Abdülhak Hamid’in, 1874 yılında yazmaya başladığı ‘Sardanapal’ isimli piyes; Abdülhamid korkusu yüzünden ancak 1908 yılında Selânik’te çıkan İttihat Ve Terakki isimli gazetede tefrika edilir ve 1917 yılında kitap haline getirilir.’’ 7

Bu durum sadece İslâm dışı toplumlara has bir özellik olmayıp Müslüman toplumlarda da uygulandığı devirlerde İslâm’ı ve Müslümanları zehirlendiren bir hal yaşatmıştır.

İslâm toplumlarını; sefalete, zillete, ezilmeye horlanmaya sürükleyen geçmişten günümüze baskıcı ve dayatmacı tek adam yönetimleri olmuştur. İslâm toplumları bu gün hâlâ bunun acısını yaşamaktadırlar.

Bediüzzaman açısından sadece devlet yönetimlerinde rey-i vahid söz konusu olmayıp; hayatın her alanında, yönetim erkinin ve yetkilerinin bir kişide toplanmasını doğru ve İslâmî bir durum değildir.

Enaniyetin, bencilliğin, hırsın ‘istibdat’ olduğu gibi; ilmin de, eğitimin de, medresenin de, mektebin de, şayet; yetkiler tek adam da toplanıyorsa, istibdatı vardır ve bunun temeli de zulümdür.

Bediüzzaman bu noktada çok çarpıcı bir örnek veriyor. O da: İslâmlar arasında ehl-i sünnet haricinde ortaya çıkan mutezile, cebriye, mürciye gibi mezhepleri doğuran saikin de istibdat olduğunu söylüyor. Bediüzzaman bu noktada, alışageldiğimizin dışında öngörülerde bulunmaktadır. Ve yeni şeyler söylemektedir.

Müslümanlar arasında dalâlet ve sapkınlığa giden yollara baktığımızda da İlmî istibdatın izlerini görmemiz mümkündür. Bu durum Bediüzzaman’ın tezini doğrulamaktadır.

Dipnotlar:

1- Prof. Dr. Metin Hülagu, Doç. Dr. Şakir Batmaz, Doç. Dr. Gülbadi Alan,Devr-i Hamid Sultan II. Abdülhamid, Cilt 4, s. 139, Erciyes Üniversitesi Yayınları- Kayseri. 2- İbrahim Halil Ozan, II. Abdülhamid Döneminde İslâmcı Muhalefet ve Mehmet Âkif Ersoy, Yüzüncüyıl Ünv, İlahiyat Fak, Dergisi, Yıl, 2016, Sayı, 4-5. 3- Prof. Dr. Metin Hülagu, Doç. Dr. Şakir Batmaz, Doç. Dr. Gülbadi Alan,Devr-i Hamid Sultan II. Abdülhamid, Cilt 1, s. 256, 257, Erciyes Üniversitesi Yayınları- Kayseri. 4- age, s. 256, 257. 5- age, s. 256, 257. 6- Doç. Dr. İrfan Aycan, Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fak, Öğretim Üyesi, Dergiler, Ankara.edu.tr. 7- Prof. Dr. Metin Hülagu, Doç. Dr. Şakir Batmaz, Doç. Dr. Gülbadi Alan, Devr-i Hamid Sultan II. Abdülhamid, Cilt 2, s. 10, Erciyes Üniversitesi Yayınları- Kayseri.

Okunma Sayısı: 1961
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    31.8.2021 21:20:19

    Allah razı olsun Atilla ağabeyim. Kalemine yüreğine sağlık 👏

  • Halil İbrahim Karahan

    31.8.2021 10:35:17

    Allah razı olsun, TEBRİKLER

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı