"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşk benliğe kurban edildi

Banu YAŞAR
27 Mart 2011, Pazar
Mecnun değilim dost; lâkin çağırırsan çöllere gelirim. Sana yalan halde gelmem, toplarım özümü yalın halde gelirim. Kapıyı çaldığımda “kim o?” dersen; ben olmam kapında sen olur gelirim. Sen gel de yeter ki, yola yük olmam, yol olur gelirim... (Hz. Mevlânâ)
AŞK benlikten vazgeçmektir. Ben olmaktan geçtiğinde, sen olmanın içinde, biz olmanın bereketinde eridiğinde bu duyguyu hakkıyla hissedersin yüreğinde…
Beni şişirilerek büyütülmüş zihinler bunu ne kadar hissedebilecekler…
Aşk eski zamanlara, eski masallara ait bir kelime olarak mı varlığını sürdürecek bundan sonra…
Sadece masallarda ve efsanelerde mi dinleyeceğiz bu duygunun lezzetini…
Kendini bilen, nefsini bilen, haddini bilen ve Rabbini bilen insanların,
Kavuşma ihtimali olmasa bile,
Bu duygunun büyütücü ve öğreticiliğine inançları hiç eksilmemiştir.
Aşkın kendisi terbiye eder insanı…
Aşk yolunun yolcuları başlarına gelenden ve ayaklarına takılandan şikâyetçi olmazlar. Dermanı derdin içinde görenler için, yaşadığı her sıkıntı yoldaki işaretler gibidir. Yön bulmak için konulmuş işaretlerle, yüreğin kemaline yol ararlar.
İnsan dünya sürecinde öğrenme ve ruhsal büyüme serüveninde bu duygunun besleyici özelliğinden nasibi nispetince istifade eder. Kabı büyüklüğünde doldurur yüreğini… İçindeki öfkeyi aşkın serinliğinde söndürür, yüreğinin kırılmışlıklarını aşkın merhemiyle onarır.
Aşk kutsaldır, sebep aranmaz, sabır aranır…
Aşk bahanedir, vuslat aranmaz…
Yar aranır, yaren aranır ama yardım aranmaz…
Kalbin ince ve mahrem yolları aşkın sularıyla yıkanmadıkça, nefes alınmaz, yol bulunmaz…
Yolun zevkinden, sonun sevinci unutulur…
Benlik, iddialarından ve hırslarından vazgeçer…
Gurur ve kibir, aşkın ateşinde erir, yok olur…
Böyle zamanlarda âşık, kendini hafiflemiş hisseder. Bütün yüklerinden azat olmanın sevincini yaşar.
Bilir ki, insanı yoran ve yıkan her şey nefsindendir. Bütün çırpınışları, öfkesi ve bağımlılıkları ayaklarındaki prangalar gibi yolunu yavaşlatır, yüreğini yorar, nefesini tıkar.
Âşık yolu sever, yolda olmayı, yol olmayı sever. Yürürken bırakır, özüne yapışan ağırlıklarını, bütün heveslerini… Yürürken temizler, ruhuna sinmiş lekelerini…
Gurur ve enaniyetin çukurlarından ancak aşkın şefkatiyle düzlüğe çıkar,
Onun elinden tutarak kalbinin zirvelerine tırmanır.
Aşk inerken çıktığın, düşerken uçtuğun bir duygudur.
Sana yaşama sevinci ve devam etme hevesi sunar.
Düştüğünde kalkman için uzanan el yine aşkın şefkatli elidir.
Okunma Sayısı: 2163
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı