"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Düşmana karşı cihad etmek

Süleyman KÖSMENE
03 Nisan 2026, Cuma
İstanbul’dan Hasan Doğan: Bakara Suresi’nde geçen, “Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi yurtlarınızdan çıkardıkları gibi siz de onları çıkarın. Fitne çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür…"1 ayetini açıklar mısınız?

Allah yolunda Savaşmak

Bu ayet, bir önceki savaş ayetinin devamı mahiyetindedir. Bir önceki ayet şöyledir: “Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, fakat aşırılığa sapmayın; Allah aşırılığa sapanları sevmez.”2 

Ayet, Müslümanlarla savaşanlara karşı Allah yolunda savaşmayı emretmektedir. Fakat aşırılığa gitmeme konusunda da uyarmaktadır. Bu şu demektir: Allah yolunda savaşmak, Allah’ın adını yüceltmek, O’nun dinini güçlendirmek için cihad etmek demektir. Dolayısıyla savaşın manası oldukça geniştir: İlla ki top tüfenk kılınç, bomba, vs. kullanmak değildir. Eğer düşman top tüfenkle üzerine gelirse onlara top ve tüfenkle cevap vermektir. 

Yok eğer, günümüzde olduğu gibi, kültürel erozyonla, ahlâksızlıkla, yanlış bilgilerle üzerine gelirse, bu defa düşmanla mücadele (cihad) farklı bir yolla olur.

Bu durumda söz konusu yanlış bilgileri düzeltmek, dezenformasyonu gidermek, ahlâksızlığı giderici tedbirler almak, bu manada eğitimi güçlendirmek, herkesin eğitime yeteri kadar ulaşmasına imkân sağlamak, manevî eğitime hız vermek, mesela konu günümüzdeki gibi “iman zaafı” ise Müslümanların imanlarını güçlendirici etkinlikler yapmak sapık fikirlere karşı savaşmak gibi faaliyetler bu ayette “Allah yolunda savaşın” emri içinde yer alır.

Savaşın mahiyeti

Bu ayetten hemen sonra bahsettiğiniz ayet gelmektedir. Bu ayette de “Onları bulduğunuz yerde öldürün” emri vardır.  

Öncelikle bulduğumuz yerde öldürmekle emrolunduğumuz kişiler, fitne çıkaranlar ve Müslümanlara gerek topla tüfekle saldıran, gerekse attığı envai türlü fitnelerle Müslümanların birlik ve beraberliğini bozan düşmanlardır. 

Bunlarla savaşmamız emrolunmuştur. Fakat burada vurgulanan savaş illa da topla tüfekle yapılan cinsten bir savaş değildir. İlimle, fikirle, düşmanın attığı fitnelere karşı tedbir almak ve cevap vermek suretiyle düşmanı yenmektir. 

Günümüzde savaş araçları çok değişmiştir. Savaşın top tüfekten başka araçları da vardır. Bunlar sözdür, dildir, düşmanın geliştirdiği fitnelere karşı tedbir almaktır, bu fitnelerden halkın etkilenmesini önlemektir. Sadece öldürmek değildir. Öldürmeksizin eğer mümkünse onları ikna etmek ve imana davet ederek ebedî hayatlarını kurtarmaya dönük çalışmalar yapmaktır.3 

Bunlar da cihaddır. Ancak bu cihad barış zamanlarında yapılır. Barış zamanlarında mümkünse barışı bozan taraf olmak da caiz değildir. Barışı bozmamak için son âna kadar mücahede etmek gerekir. Ayet bunu emrediyor.       

Ordumla Gelirim!

Fransa’nın, Osmanlının sınır komşusu olduğu bir devirde, Fransa’da dans icat edildi.  

Kanunî Sultan Süleyman Han, Fransa Kralına acele bir mektup yazdı. 

Mektupta Şöyle dedi:

“Ben ki, sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç giydiren, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi ve atalarımın fethettiği Akdeniz'in, Karadeniz'in, Rumeli'nin, Anadolu'nun, Karaman'ın, Rum'un , Dulkadiroğluları Vilayeti'nin, Diyarbakır'ın, Kürdistan'ın, Azerbaycan'ın, Acem'in, Şam'ın, Haleb'in, Mısır'ın, Mekke'nin, Medine'nin, Kudüs'ün, bütün Arap memleketlerinin, Yemen'in ve daha nice ülkelerin ki, -büyük atalarımın Allah kabirlerini nurlu etsin- karşı konulmaz kuvvetleriyle fethettikleri ve benim ihtişamımla da ateş saçan mızrağımın ve zafer getiren kılıcımın gücüyle fethettiğim nice memleketlerin sultanı ve padişahı olan Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım. Sen ki, Fransa vilayetinin kralı olan Françesko. Sefirimden aldığım habere göre, memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle, alamele-innas (herkesin gözü önünde) icra-i lağviyyat (faydasız işler) işlenmekte olduğu mesmu-u şahanem olmuştur (işitmişimdir). İşbu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunum yed'inize (elinize) vusulünden (ulaşmasından) itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat ordu-yu hümayunumla gelip men'e (yasaklamaya) muktedirim.”

Mektup o kadar etkili oldu ki, Fransa‘nın geri adım atmaktan başka çaresi kalmadı. Tarihçilerin yazığına göre, Fransa’da yüz yıl boyunca dans yasaklandı. 

İşte tesirli bir cihad örneği!

Dipnotlar:

1- Bakara Suresi: 191.

2- Bakara Suresi: 190.

3- İşârâtü’l-İ’caz, s. 263.

Okunma Sayısı: 183
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı