ABD iç siyasetinde ikinci Trump dönemine “ICE”, yani Göç ve Gümrük Uygulama Ajansı, damga vuruyor.
İç Güvenlik Bakanlığına bağlı olan ICE, göçmenleri hedef alan toplu baskınları, keyfî gözaltıları ve sınır dışı etme operasyonlarıyla insan hakları örgütlerinin yakın takibinde. ICE ajanlarının sokak ortasında ABD vatandaşlarını yaraladığı hatta öldürdüğü görüntüler büyük tepkilere sebep oldu.
Geçtiğimiz haftalarda yine bir ICE baskını görüntüsü gündem oldu. ICE ajanları silahlı, büyük gruplar halinde bir ailenin müstakil evine baskın yapıyor. Bir ABD’li gazeteci bu görüntüler karşısında isyan ediyor: “Bakın burası Felluce değil, Amerika.”
Cümlenin içindeki itiraf dikkat çekici.
Felluce’de yapılanlar “hoş” değildi, ama kabul edilebilirdi. Şimdi aynı görüntü New Jersey’de, ve artık kabul edilemez.
1913’de Fransız sömürgesi altındaki Martinik adasında doğan düşünür, siyasetçi ve şair Aimé Césaire sömürgelerde geliştirilen şiddet ve kontrol tekniklerinin eninde sonunda anavatana geri döndüğünü söyler. Césaire’e göre Nazizm de bir geri dönüştü: Avrupalılar sömürgelerde onlarca yıl boyunca hoşgördükleri, meşrulaştırdıkları barbarlığın bir gün kendi kapılarına Nazizm adıyla döneceğini göremeyen suç ortaklarıydı.
Bu geri dönüş bugün de yaşanıyor.
Bağdat’ta ve Guantanamo’da kurulan işkence sistemi, kitlesel gözetleme altyapısı, biyometrik takip sistemleri ve “olağanüstü hal” mantığı, ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve ICE’ın kuruluşuyla doğrudan iç güvenlik aygıtına aktarıldı.
Bu süreçte özel şirketler kritik bir rol oynadı.
Palantir şirketi bu aygıtın önemli parçalarından biri. Milyarder Peter Thiel’in şirketi, adını Yüzüklerin Efendisi yazarı Tolkien’in “her şeyi gören taşı”ndan alıyor. Palantir ABD siyasetinde önemli bir etkiye sahip. Thiel Başkan yardımcısı JD Vance’in yakın dostu ve hatta mentoru. Vance’in onun direkt referansı sayesinde Trump tarafından Başkan yardımcısı seçildiği biliniyor.
Palantir, 11 Eylül sonrasında CIA ve ABD ordusu için geliştirdiği yapay zekâ destekli gözetleme ve hedefleme yazılımlarıyla büyüdü; Afganistan ve Irak’ta “düşman” tespitinde kullanılan bazı algoritmalar Palantir’in imzasını taşıyor.
Afganistan ve Irak’ta geliştirilen veri madenciliği sistemleri, bugün ICE’ın ABD halkını takip operasyonlarının omurgasını oluşturuyor. 2023’de İsrail Savunma Bakanlığı ile “stratejik ortaklık” kuran Palantir, Gazze’deki çok sayıda operasyonda İsrail ordusunun kullandığı hedefleme sistemlerini sağladı.
ABD’nin girdiği ve desteklediği her savaş, anavatana dönüp yeni bir teknik, yeni bir altyapı, yeni bir olağanüstü hal mantığı bıraktı. Palantir gibi aktörler bu yolla daha da büyüdü ve siyasette daha söz sahibi hale geldi. Devlet içinde yerleşen bu güvenlik paradigması sebebiyle de sistemin değişmez bir parçası haline geldi, seçimle göreve gelmeyen ve değişmeyen bir gölge hükümet hüviyetine büründü.
Vietnam’dan Körfez’e, Afganistan’dan Irak’a ve bugünlerde İran’a uzanan bu çizgi iç politikaları da direkt şekillendiriyor.
Felluce’de kapı kıran asker, bugün New Jersey’de kapı kıran ICE memurunun hem öncülü, hem de eğitmeni. Bunu göremeyen vatandaş ise imparatorluğun en başarılı ürünü.