Nur hareketinde diğer saff-ı evvel ağabeylerin her biri, önemli bir mevkiye sahip olmakla beraber, Zübeyir Gündüzalp Ağabey’in yeri farklıdır.
Üstadımız Onu kendisinden sonra meslek ve meşrebini taviz vermeden gelecek nesillere ulaştıracak şekilde yetiştirmiştir. Onun, Üstadın nezdindeki değerini “Zübeyir’imi kâinata değişmem” sözünden anlamaktayız.
Üstad’ın vefatından sonra, 1960’lı yılların ikinci yarısında bazı dindar gazetelerin yayınları, Türkiye’de Risale-i Nur hizmetinin Müslümanlar arasında tesis etmeye çalıştığı “müspet hareket” tarzına zıt bir hava uyandırmıştı. İslâm’ın radikal, baskıcı ve istibdada müsait bir din olarak anlaşılmasına yol açacak mahiyette neşriyat yapıyorlardı. Bu durum Zübeyir Ağabey’i çok üzmüştü.
Risale-i Nur’un müspet hizmet tarzının basın yoluyla gösterilmesi ihtiyacı vardı. Doğru İslâm’ı ve İslâm’a lâyık doğruluğu gösterecek, Üstadı ve Risale-i Nurları geniş çevrelere tanıtacak, onlara yönelen yıkıcı tenkit ve hücumları püskürtecek lahana yaprağı kadar da olsa bir basın organı lâzımdı. Onun, diğer ağabeylerle yaptığı istişare neticesinde haftalık, daha sonra günlük gazete çıkarılması kararlaştırıldı.1 Yeni Asya 21 Şubat 1970’te günlük gazete olarak yayın hayatına başladı.
İÇTİMAÎ VAHDETİMİZİ GAZETE SAĞLAR
Zübeyir Ağabey, Yeni Asya için, “Bu gazete bizim için adeta günlük bir lâhika mektubumuzdur. Sadece Risale-i Nur’un imanî meselelerini okumamız ittihadımızı yeteri kadar temin etmez. Üstadın hayat-ı içtimaiye ve hayat-ı siyasiye noktasındaki meselelerinde de ittifak etmedikçe ve onları Üstada göre anlamadıkça ittihadımız, ittifakımız tam olmaz. Dolayısıyla bunu sağlayacak gazetedir” demiştir. 2
Zübeyir Ağabey gazeteye çok önem verirdi. Yayın politikasını yakından takip eder, şekillenmesinde öncülük ederdi. 3
Üstadın vefatından sonra Zübeyir Ağabeyin kurduğu şahs-ı maneviye’ye dayanan istişare sistemi ve bu sistemin günlük yayın organı olan Yeni Asya ile yürüyen hizmet tarzı, küçük bir grup haricinde Nur Talebelerinin çoğu tarafından kabul görmüştü.
12 Eylül 1980’e kadar camiada her hususta ittihad ve tesanüd sağlanmıştı. Nur Talebelerinin iman ve Kur’ân hizmetinden sonra içtimaî ve siyasî meseleleri de Üstada göre anlamaları neticesinde, Demokrat iktidarlara destek vermeleri, din düşmanlarının oyununu bozuyordu. Dini istismar eden dindar siyasîlere de meydan açmıyordu. Bu durum Demokrat idarelerin siyaseti dine hizmetkâr yapmalarına, diğer taraftan Kemalizm’in zayıflamasına yol açıyordu. Bundan rahatsız olan iç ve dış fesat odakları, anarşiyi körükleyerek bahane ürettiler ve 12 Eylül darbesini yaptırdılar.
DARBECİLER, NUR TALEBELERİNİN İÇTİMAÎ VAHDETİNİ BOZDULAR
12 Eylül’ün münafık darbecileri, diğer dinî cemaat ve tarikatlara yaptıkları gibi, Nur Camiasının içtimaî vahdetini fitne– fesat oyunlarıyla parçaladılar. Ne yazık ki hizmetkâr ağabeylerin bir kısmı, Yeni Asya’nın müteaddit uyarılarına rağmen Nur Talebelerinin çoğunu peşlerine takarak darbeye ve darbecilerin Anayasasına destek vermişlerdi.
Yeni Asya, ilk yayınlandığı günden bu zamana kadar çok inkılâplar, sosyal değişimler yaşadığı, dâhilî ve haricî yıkıcı darbelere maruz kaldığı, diğer Nur grupları tarafından yalnız bırakıldığı halde, Zübeyir Ağabeyin zamanındaki doğru çizgisini hiçbir zaman değiştirmedi. Cenab-ı Hakk’ın inayeti ve Üstadın himmeti ile Risale-i Nur’un medyadaki dili olmaya devam etti. İnşallah kıyamete kadar da devam edecek.
Dipnotlar:
1- İ. Atasoy, Nurun Büyük Kumandanı Zübeyir Gündüzalp, s. 95.
2- İ. Kaygusuz, Zübeyir Gündüzalp, Hayatı, Mefküresi, s. 421-422.
3- İ. Atasoy, a.g.e., s. 213.