Bir insanın kendisi ile fahirlendiğini veya kendisinde hodfüruşluk olduğunu nereden anlayabiliriz?
Meseleye önce Risale-i Nur'da geçen bu gibi kavramlara bir göz atalım. Birisinin hakkında kötü bir ismi takabilmemiz için nereden icazet almamız lâzım? Biri sizinle tartışınca, sizi bastırmak için size kısa boylu iseniz cüce demesini nasıl karşılarsınız? Veyahut bir işle ilgili bilgili olduğunuzdan dolayı sizinle baş edemeyince sizden ayrı fikir yürütmesine ne dersiniz?
Ya da hesabına gelmediği fikirlerinizi beyan ettiğiniz zaman, “Senin psikolojin bozulmuş psikoloğa git" deme yetkisini nereden buluyor? O zaman bu sözler karşıdaki kişinin ya psikolog olduğunu gösterir ya da sizi susturmak için böyle dediğini düşünürsünüz.
Hem meselâ, siz, “Ben kendime güveniyorum ben çok iyi bir marangozum. Elimdeki odun çeşidinden hiç israf etmeden çok iyi malzemeler çıkarırım” dediğinizde başka marangozlar “kendini beğenmiş işte“ dersen ne olur?
Yani artık herkesin herkese egoist, hodgam dediği bir dünyada yaşıyoruz. Bu ve benzeri örnekler çoğaltabiliriz.
Bediüzzaman bir çok eserinde hodgam, hodendiş, bedbîn kelimelerini kullanır. Okuyucusunun asla o sıfatlara girmemesini hararetle tavsiye eder. Ne kadar kötü bir karakter olduğunun altını çize çize anlatır. Kendini beğenmenin, kendisi ile övünmenin, kibrin ne kadar kötü bir özellik olduğunu izah eder. Kendisinin de fahirlenmeden ne kadar uzak durduğunu onu sevenler çok iyi bilir.
Peki ya onu sevmeyenler ve çekemeyenler?
O bir çok yerde, “Ben kendimi beğenmiyorum….” der. Serkeş nefsim, bedbaht nefsim. Ve böylesi bir çok yerde kendisini beğenmediğini eserlerini okuyanlar görür.
Mesele “Ben Kur’ân'ın sönmez ve söndürülemez manevî bir güneş olduğunu bütün dünyaya ispat edeceğim.“ “Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin mes'eleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler te'lif eyledim. (Tarihçe-i Hayat, s. 644.)
Oysa bir kaidedir ki, bir sözü kim söylemiş, kime söylemiş, ne zaman söylemiş, niçin söylemiş ve hangi makamda söylemiş ona göre değer kazanır.
Bu konuda Bediüzzaman’ı tenkid edenler kimlerdir?
1. Şeytandan ders alıp insî şeytanlık yapan İslâm düşmanları. Said Nursî'nin eserlerini çürütemeyince bu sefer ithamlarla çürütmeye giderler.
2. Münafıklar ve din düşmanları tarafından iğfal edilen (kandırılan, yönlendirilen) idareciler.
3. Kıskanç ve hasedçi meslektaşları. Ve maalesef en çok zararı da bunlar vermişlerdir.
Onun için Said Nursî manevî hizmetin neticesi olarak elle tutulur bir şekilde hizmetinin neticesini ifade ediyor.
Milyonlarca Nur talebesinin hiçbir vukuatı olmamış, asayişe zararı olmamış ve vatana ve millete faydalı birer evlât olarak yetişmişlerdir. Said Nursî bu durumu mahkemede de ifade etmiştir, vesselâm.