"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ekonomik krizden korkulur mu?

Bayram ASLAN
13 Şubat 2020, Perşembe
İnsanoğlunun en çok üzerinde düşündüğü ve konuştuğu konulardan biridir ekonomi. Her zaman rızkın etrafında toplanan insanlığın öncelikleri arasında ekonomi de yer alır.

Çoğu zaman ekonominin konuşulması insanları daha da tedirgin hâle getirmiş durumda. İnsanlarda bu algı oluşuyor sanki. Evi olmasa sanki dışarda kalacak.

Evin yan giderleri ne olacak, açlık olacakmış gibi sorular bu zamanın insanlarının zihinlerini işgal ediyor. Hele medyada çıkan menfî ekonomik haberler... Ehl-i dalâletin her zaman ve zeminde insanları israfa sevk etmesi de ayrı bir dert.

Her zaman dar ufuklu ehl-i nazarından mı bakılmalı duruma? Konuya bir de Yaratıcımızın koyduğu Adetullah üzerinden bakmayı denesek nasıl olur acaba? Meselâ, bir makineyi yapan usta o makine hakkında söz sahibi olduğunu kabul ettiğimizde kullanma kulavuzuna uyar, rahat bir şekilde en güzel verimi alırız.

Peki bu kâinatın yaratıcısı hakkında nasıl bir bilgiye sahibiz? Yarattığı canlıların rızıklarını nasıl veriyor görüyor muyuz? Bakınız Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz konuyla ilgili şöyle buyuruyor: “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” (Hud Sûresi, 6) Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir metadan başkası değildir. (Rad Sûresi: 26)

Yüce kitabımızı incelediğimizde bizleri rızık konusunda tatmin edecek âyetlerle karşılaşabiliriz. Peki ya kâinat kitabı? Denizin dibindeki balıkların, toprağın içindeki solucanın, elmanın içindeki kurtçuğun, ağacın yaprağındaki böceğin, havadaki kuşların rızkını kim veriyor? Rezzak-ı Hakikî olan Allah değil mi?

Bu işlerin zekâyla ve kuvvetle alâkası olmadığını tilkilere ve canavarların cılız ve zaifliğine bakarak ibret alabiliriz.

Aslında Bediüzzaman Hazretleri’nin ‘Ene Risalesi’nde değindiği gibi Rabbimizi tanırsak iç âlemimizde çok rahat edeceğiz. Ene Risalesi’nde, bize verilen duygular Rabbimizi daha iyi tanımak için verildiği izah edilmişti. Bizdeki ikram etme ve misafirperverlik duygusu Rabbimizin Kerîm sıfatını tanımak için verilmişti halbuki.

Meselâ “Evimize bir misafir gelmesiyle çok misafirin gelmesinde aynı duygu ve düşüncelere sahip olur muyuz? Evimize gelen misafirleri en güzel şekilde ağırlamak istemez miyiz?” Elbette en güzel şekilde ağırlamak isteriz. Peki biz kimin misafiriyiz? Bizler bu dünya hayatında Rahman ve Rahim, Hakikî Rezzakımız olana misafir olduğumuzu bir anlayabilsek o zaman dünya hayatı ne güzel olurdu.

Demek ey nefsim! Yoksul olmaktan korkma. Bakınız, 100 sene önce ‘doğalgaz’ ve elektrik yoktu. Halbuki bu korku o gün de vardı. O zaman da ormanlar biterse neyle ısınacağız diye korkulurdu.

Dünyada nimetler gittikçe çoğalıyor. Yeter ki, insan israfa girmesin. 

Bakın bu konuda Bediüzzaman ne diyor: “Evet, vâsıta-i rızk-ı helâl, iktidar ve ihtiyar ile olmadığını, belki acz ve zaaf ile olduğunu anlamak için balıklarla tilkileri, yavrular ile canavarları, ağaçlar ile hayvanları muvâzene etmek kâfidir.” (5. Söz)

Okunma Sayısı: 1214
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı