Merhaba!
Ben bir ibibik kuşuyum. Adımı daha önce duymuş muydun? Farklı isimlerim de var; bir tanesi “Çavuş kuşu”. Diğeri de, “Hüdhüd.” Hz. Süleyman’a, Sebe Melikesi Belkıs hakkında haber getiren bildiğimiz Hüdhüd kuşu. Hani adı Kur’ân-ı Kerîm’de geçen kuş var ya, işte o benim.
Zarif yaratılmışım
Benim başımda taç gibi duran turuncu tüylerim var. Uçarken kanatlarım siyah beyaz çizgili görünür. Yaradılışım hem çok zarif hem de çok güzeldir. Tüylerim ise turuncu ve kahverengi karışımıdır.
Hz. Süleyman’ın habercisi
Bir zamanlar Hz. Süleyman’ın ordusunda dedelerim görevliymiş. Evet evet, yanlış duymadınız! Rahmetli dedem bana şöyle anlattı: “O büyük peygamber kuşlarla konuşabiliyordu. Ben de onun haberci kuşuydum. Uzak diyarlara uçar, gördüklerimi ona anlatırdım.
Bir gün çok uzak bir ülkeye gittim. Orada Belkıs adında bir kraliçe gördüm. Ülkesi çok zengindi ama insanlar Güneş’e tapıyordu. Hemen geri dönüp gördüklerimi Hz. Süleyman’a anlattım. Çünkü doğruyu söylemek ve iyiliğe vesile olmak benim görevimdi. Süleyman Peygamber bir mektup yazdı. Mektubunda oradaki Güneş’e tapan insanları Allah’a inanmaya çağırdı. O mektubu kime verdi biliyor musun? Tabiî ki bana! Ben de kanatlarımı açtım ve mektubu Belkıs’ın sarayına götürdüm.
Kraliçe mektubu okuyunca şaşırdı. Bu sıradan bir davet değildi. Çok güçlü ama aynı zamanda hikmetli bir çağrıydı. Danışmanları savaşmayı önerdi ama Belkıs akıllı bir yöneticiydi. “Önce gidip konuşalım” dedi. Sonunda Belkıs, Hz. Süleyman’ın huzuruna geldi. Onun sarayındaki düzeni, bilgeliği ve Allah’ın verdiği nimetleri görünce gerçeği anladı. Kalbi yumuşadı ve doğru yolu kabul etti.”
Ben küçük bir kuşum ama, dedem “Büyük Hüdhüd”ün anlattıklarından şunu öğrendim: Küçük olmak önemsiz olmak demek değildir. Bazen minicik bir haber, koca bir ülkenin değişmesine sebep olabilir. İyilikleri görelim, dosdoğru olalım, hayırlı işler yapalım. Siz de doğruların habercisi olmaya var mısınız?